YOLUMUZU AYDINLATANLAR

Vehbi Tülek

O gölge bu dünyadır, ahiret ise dalın gerçeği. Gölgenin amacı gerçeği hatırlatmaktır. O hâlde sen de gölgeyi bırak aslına bak.

 
Enis Receb Dede Mevlevi şeyhlerinin ileri gelenlerinden olup Edirne’de doğdu. 1145 (m. 1732) tarihinde şeyhlik makamında bulunduğu Edirne mevlevihanesinde vefat etti. Sohbetlerinde Mesnevi’den okurdu. Bunlardan bazıları:
Bin türlü emek harcasan, diller döksen, iltifatlar etsen ne teraziyi ne de aynayı doğruyu söylemekten vazgeçiremezsin. Çirkinsen ayna sana çirkinsin demekten utanmaz. Terazi kaç paralık bir adam olduğunu söylemekten vazgeçmez. Çünkü ne ayna ne de terazi kendisi için tartmaz. Eğer terazide mal sevgisi olsaydı doğru tartamazdı. Sen Peygamber ve veliler de hizmetleri karşısında ücret istemedikleri için o ayna ve o terazi bil. Sana ne söylerlerse candan kabul et.
Akıllı her şeyi bulacağı yerde arar. Binlerce kutular da açsan, inciyi sadef kutusundan başka yerde bulmana imkân yok. O hâlde ilim ve bilgi incisini de sen o bilgiye sadef olmuş gerçek bilginlerden öğren. Sadefin kapağını kaldırmadıkça boş mu dolu mu olduğunu bilemezsin. Bilgi incisine hamile olan bilginlerin ağzı da sadef gibi mühürlüdür. Sen o mührü kaldır ki inci açığa çıksın.
Hangi terazi dağı tartabilir ki! Bu işe kalkanın yerinde yeller eser. Ey haddini bilmez akıl terazisi! Sen kim, Hak ve hakikat dağını tartmak kim. O dağın altına girmeye kalksan ne izin kalır ne tozun. O hâlde aczini bil haddini aşma.
Gerçi insan akıl ve bilgisi yılların semeresidir. Bilgi ambarının dolması için nice hasat mevsiminin geçmesi gerek. Saçtaki sakaldaki ak insanın çok şey gördüğüne, tecrübeler ve bilgilerle akıl ambarını doldurduğuna işaret eder. Ne var ki insanın bir şey öğrenmeye niyeti yoksa akıl ambarının kapılarını sürgülemişse gelip geçen mevsimler ve mahsuller ne yapsın. Nitekim dünyada iblisten daha yaşlısı yok ama o hâlâ ilk günkü kopkoyu küfür ve cehaleti içinde. O hâlde bilgi ve akılda yaşına layık olmaya bak, saçını sakalını yalancı çıkarma.
Her şeyin bir hakikati bir de gölgesi vardır. Kuş başka kuşun gölgesi başkadır. Gölge yerdedir gerçeği gökte. Ahmak yerdeki kuşun gölgesini kavramış kuşu tuttuğunu sanmakta. Ağacın tepesindeki kuş ise onun bu komik hâline şaşmada. A şaşkın dünya avcısı! Ömrünü gölge peşinde seğirterek harcayan o avcı senden başkası değil. Meyveli dal dışarıda, sense mağara duvarına akseden gölgesinden meyve devşirmeye çalışmaktasın. O gölge bu dünyadır, ahiret ise dalın gerçeği. Gölgenin amacı gerçeği hatırlatmaktır. O hâlde sen de gölgeyi bırak aslına bak.