Yetenekli Kalemler

“İnsanın kendi kendine ettiğini bir dünya başına toplansa edemezmiş” ya, insanlığın kendi kendine ettiğini de ne şeytan avanesi, ne bilcümle mahlûkat toplansa edemezmiş!
Ne tuhaf; artık hayatımızda her şey elektriğe bağlı… Hatta bağlı olmayanları da bağlamaya çalışıyoruz binbir gayretle. Elektrikse, birkaç parça düğmeye bağlı. Yani öyle bir sistem ki, bir koca ülkenin elektriğini birkaç düğmeye basmakla kesebiliyorsun. Elektriği kestiğinde ise ışığı, ısıyı, iletişimi tüm irtibatı kesiyor, insanların “ocağını” bile söndürüyorsun!
Bir tek, hastane köşesinde ‘makineye bağlı’ yaşayanlar değil, hepimizin hayatı fişe takılı aslında!
Tuhaf, gerçekten çok tuhaf! Öylesine tuhaf ki, düşündükçe isyanlar, çözümsüz çözümler uçuşuyor beynimde. Bir koca ülke, hatta bir dünya dolusu insanın hayatı nasıl birkaç düğmeye bağlı olabiliyor? Dünyanın bilmem hangi noktasındaki bilmem hangi deli, dünyanın bilmem hangi noktasındaki bilmem hangi akıllının hayatıyla kedinin fareyle oynadığı gibi nasıl oynayabiliyor? İnsanlar buna nasıl izin verebiliyor?
Dünlerde yani eskiden, sıcacık sobasının başında endişesizce yaşayan ninem, şimdilerde yani bugün elektrik kesilince titriyor! Evinin mahzeninde aylarca saklarken kimselerin bozamadığı yiyeceğimiz içeceğimiz, artık elektrik kesilince bozuluyor!
Allah’ın yarattığı yer yerinde, gök göklerde içinin dolusu rızıkla duruyorken; ikisi arasındaki insanlık nasıl aç, susuz, ısısız, ışıksız kalıveriyor ufacık şalter dokunuşlarıyla?
Köleler zincirle bağlıydılar efendilerine, zincirin bile bir ağırlığı vardı kendince. Bugün gönüllü köleliklerimizin zinciri olan naylon kabloların uçları kim bilir kimlerin elinde?
Çok tuhaf! Gerçekten çok tuhaf! İnsanlığın buna izin vermesi ise en tuhaf olanı!
Nasıl özlemezsin hiçbir fişe bağımlı olmayan zamanları? Nasıl özlemezsin ısısını, ışığını kimselerin kesemediği, kendi üretip kendi tüketen kanaatkâr hayatları?
…..
Aaa, bilgisayarın şarjı bitmek üzere; fiş, fiş nerede?
          Fatma Macit
 
 
 
ŞİİR
 
 
               VEFA
 
Bedende gıdadır, ekmek hava su,
Hayatın hoş tadı, odur doğrusu,
Her gönle huzurdur, çalıştır us’u.
   Dostlara ikram et, bolca her defa,
   Bulunmaz pırlanta, elmastır vefa.
 
Herkese ihsanda, bulunup koştur,
Üzeni affetmek, daha da hoştur,
Hatır yap iyi ol, bu dünya boştur.
   Görsen de sıkıntı, kimi gam cefa,
   Sen yine yardım et, güzeldir vefa.
 
Kalpleri fethetmek, maharet ister,
Çok insan bu işte, yenilir pes der,
Sakın ha usanma, sevgini göster.
   Ömrüne mutluluk, verir hem sefa,
   Her derde dermandır, şifadır vefa.
 
Kimi zat ömrünü,  dünyaya adar,
Mal para elzemdir, bir yere kadar,
Gönülde taht kuran, huzuru tadar.
   Sen ihmal eyleme, kaldırma rafa,
   Erdemdir ziynettir, güzeldir vefa.
 
Annenden babandan, dua alan ol,
Akraba komşuya, ihsan et bol bol,
Kimseyi incitme, doğrudur bu yol.
   Mutluluk istersen, yorma hiç kafa,
   Ömrüne yoldaş et, huzurdur vefa.
 
               Seyfettin Karamızrak
 
 
 
UNUTULMAZ KELİMELER
 
SAİK: Arapça sıfat kökenli sevk kelimesinden oluşmuştur. 1. Sevk eden, götüren. 2. Süren, sürücü. 3. Sebep, 4. Psikolojide. Güdü (dürtü) anlamlarında kullanılmaktadır.
MÜZAKERE: Arapça isim kökenli zikir kelimesinden oluşmuştur. Çoğulu “müzâkerât” 1. Bir iş hakkında konuşma, danışma. 2. Talebenin dersini hazırlayabilmek için çalışması. 3. Felsefede oylaşım (tartışma)
NİHAİ: Öncelerdeki yazılışı “nihâî” şeklindedir. Arapça sıfat kökenli bir kelimedir. Son ile ilgili, sonuncu, sona ait gibi anlamlara gelmektedir. “Nihai olarak” denildiğinde “sonuç olarak” “en sonunda” gibi anlamlar belirtilmektedir.
BİLHASSA: “Öncelerdeki yazılışı “bi-l-hâssa” şeklindedir. Arapça zarf (belirteç) kökenli kelime olup mahsus, husûsî olarak; hele, özellikle gibi anlamlara gelmektedir. Hassaten kelimesi de aynı anlama gelen ifadeye zenginlik katan bir başka kelimedir.