Yetenekli Kalemler

Markalaşmak mı dediniz? Dört bir yana reklam etmek, tanıtım bütçesi ayırmak; insanların dikkatini çekip akılda kalmasını sağlamak mı dediniz? E, ticarette bu da bilinen bir yöntemdir… Ama bugün size bilinirliği, güvenirliği, marka olmanın ne demek olduğunu daha basit bir örnekle anlatmaya çalışacağım…
Dedi ki bizim sevgili yengemiz bir ziyaretimizde “Bu çok beğendiğiniz tatlının tereyağını Yağcı Mustafa’nın yerinden aldım.” "Orası nerede?" diye sorduk. Dedi ki: “Saathane Meydandan Gaziler'e dönen cadde değil de tam ortadaki yoldan içeri gireceksiniz. Orada kime sorsanız gösterirler...”
Gittik Saathane'ye, Gaziler'e giden yoldan değil de orta yoldan içeri girdik. Bekliyoruz ki böyle bir tereyağı süt yoğurt peynir zeytin satan bir mağaza görelim… Hiçbir şey yok… Sağlı sollu çay ocakları var… Sorduk orada bir dükkâna “Yağcı Mustafa’nın dükkânı varmış.” Dedi ki: “Ha buradan ileri git, yirmi metre sonra sola dön oradadır. Dedikleri gibi yaptık… Yine bir dükkân görünmüyor… Orada birine daha sorduk. Biraz fazla gelmişsiniz şu sokaktan içeri girin oradadır. Dediği gibi yaptık. Karşımıza bir dükkân çıktı… Ama ne tabela var ne bir şey… İçeri girip selam verdik. “Yağcı Mustafa’nın dükkânı varmış” dedik. “Buyurun biziz” dedi. “Sizin tereyağınız çok müthişmiş” dedik. “Sağ olsunlar müşterilerimiz beğenir” dedi tevazu ile… Öyle pahalı filan da değil, normal fiyat… “Yağcı Mustafa babamız olurdu, rahmetli oldu” dedi. Yıllardır burada yağ satarmış Mustafa Amca…  Şimdi evladı devam ettiriyor baba mesleğini… Akşamüzeri gittiğimiz için iki kilo kadar yağ anca kalmış. Onu da biz aldık… Gerçekten daha dün yapılmış dediği gibi taptaze mis gibiydi…  Dedik ki: “Hiç tabela filan yok!” Mahcup gülümsedi: “Bizim müşterimiz bizi bilir...” İşte buydu markalaşmak… Kime sorsan yerini biliyordu yöredeki herkes. Bir tadan hayran kalıyordu lezzetine… Herkes birbirine tadarak tavsiye ediyordu… Samimiyet, kanaat, dürüstlük… Hepimiz bunu aramıyor muyduk karşımızdakinde. Ne internet sitesi var, ne müşteri telefonu, ne tabelası… Samsunluların şansı…
        Mehmet Zeki Aydın
 
 
 
ŞİİR
 
           Olmaz...
 
Yarın toprağın bağrını,
Kefene sararlar ağrını,
İki kürek kapatır sağını,
Sol yanına düşen dağını
Bilen olmaz bilen olmaz.
 
 
Yol kuşun misali varan
Biri zaman biri mekân
Kanat kırık bitti zaman.
Tek kanatla gitti mekân
Soran olmaz duran olmaz.
 
Dünya toprağı, taş toz.
Kirlenme ki hayat boş.
Kabri düşün, ateş koz,
Felek çemberi değil boş,
Canlar gider, gelen olmaz.
 
Cismin cisme mekân tutmuş,
Nefsin akla perde tutmuş.
Mesken fani, yurdun tutmuş.
Göç vakti, ölüm canı tutmuş.
Genç ihtiyar bakan olmaz.
 
        Yavuz Selim Bulut
 
 
 
ENTERESAN BİLGİLER
 
BALIKÇILIK: Bugün balık avlanma mevsiminin başlangıcı... Bütün balıkçılarımıza “vira bismillah” diyoruz… Vira kelimesi “almak”, “kaldırmak”, “çekmek” anlamında bir denizcilik komutudur... Geminin demir atmasının kaldırılması için söylenen eylem komutudur. Balıkçılık da çok değişik şekillerde yapıldığından kategorize edilmesi oldukça detaylıdır.
Balıkçılık, amatör ve profesyonel olarak önce ikiye ayrılır. Profesyonel balıkçılık ise, kıyı ve açık deniz balıkçılığı olarak kendi arasında iki türlüdür. Açık deniz balıkçılığı büyük gemilerle aylarca süren avlanmalar hâlinde olur. Açık deniz balıkçılığına çıkan gemiler fabrika şeklinde donatılmış veya avlama ve işleme gemileri olmak üzere filolar hâlinde ava çıkarlar. Aylarca süren avlarda yakalanan balıklar, gemilerde anında işlenir. Gemiler, karaya çıktıkları zaman balıklardan elde edilen balık yağı, balık unu vs. mamulleri hazır olarak piyasaya sürerler.
Amatör balıkçı da kendi arasında su üstü ve su altı olmak üzere iki türlüdür. Türkiye’de amatör ve kıyı balıkçılığı yapılmaktadır. Sadece kıyı balıkçılığının yapılıp açık deniz balıkçılığının yapılmaması, memleketimizin açık denizlere uzak olmasından dolayıdır.