Yetenekli Kalemler

 
MEB'e, Okul Yönetimlerine ve Ebeveynlere-OKULLARDA ''SINIF YAPILANDIRMASI'' ve ''SINIF YÖNETİMİ'' NASIL OLMALIDIR?
Söz konusu bu çalışma ve uygulama, uzun yıllar, sınıf içi öğretmen-öğrenci ve yönetim ilişkilendirmeleri sonucunda geliştirilmiş, takip edilebilir bir gözlem haritasıdır âdeta.
2021-2022 Yeni Öğretim bu günlerde açıldı. Millî Eğitim Bakanlığı nezaretinde, okul yönetimini, öğretmenleri, hatta ebeveynleri meşgul edecek, başarıya odaklı ''YENİ SINIFLARIN YAPILANDIRILMASI'' ve ''SINIF YÖNETİMİ'' en az yıllık öğretim ve eğitim müfredatı kadar önem arz etmektedir.
Öncelikle, ''yeni sınıf yapılanması'' için, önceki yıllarda tutulan ''Öğrenci Davranışı Raporları''ndan, her bir öğrencinin ''Psikolojik Öğrenci Tipi Kimliği'' belirlenmeli. Yeni sınıflar, bu ''öğrenci tipleri''nin dengeli dağılımlarıyla yapılandırılmalıdır.
Özellikle, Covit-19'lu şu günlerde, yüz yüze eğitimin sınırlandırılmış sınıflarında bu tür bir yapılanma, maske-mesafe-aşı titizliği kadar ele alınması gereken ciddi bir aktivitedir.
''Psikolojik Öğrenci Tipi Kimlikleri'' şunlardır:
1. Ciddiler, 2. Nasihat dinleyenler, 3. Tecrübeyle yol alanlar (Hiper aktifler), 4. Karıştırıcılar (Yem atanlar), 5. Tuzağa düşenler. Öğrenci tipi kimliklerinin, 15 kişilik bir sınıfta sayıları ve dağılım %'si (ortalama) aşağıdaki gibidir. Bu kimlikler, esas alınan yüzdelere göre, sınıf sayısınca orantılanabilir:
1. Ciddiler (3 kişi, %20) 2. Nasihat dinleyenler (3 kişi, %20) 3. Tecrübeyle yol alanlar (hiper aktifler) (2 kişi, %12) 4. Karıştırıcılar (Yem atanlar) (2 kişi, %12) 5. Tuzağa düşenler (5 kişi, %30)
Başarı dileklerimizle...
                Rıdvan Üzel-Eğitimci
 
 
 
 
ŞİİR
 
                 BABAM
 
Nasıl bir özlem ki yüreğim yanar…
Yıllar yılı hasreti ile gönlüm “baba” der…
Hele bir bakın karşı dağın ardına
Gelen canım babam, benim babamdır…
Yıllar yılı içimde, tükenmez hasreti.
Ah çekerim derinden, gitmez kokusu…
Hele bir bakın bahçedeki güle,
Gelen canım babam, benim babamdır.
 
                 ŞEHİDİM
 
Şehit düşmüş vatan uğruna, benim ciğerparem...
Neylerim gözyaşını, hüznü, gülüyor ciğerparem…
Kavuşmuş yüce mertebeye, koşar ciğerparem…
Görüyor gittiği makamı, mekânı, benim ciğerparem…
 
          Abdulkadir Yılmaz
 
 
 
 
ENTERESAN BİLGİLER
 
ÇEŞMİBÜLBÜL: Eskiden İstanbul, Paşabahçe’de yapılan, üzeri helezonî çizgili ve nakışlı cam eşyaya verilen isimdir. "Çeşmibülbül" bülbül gözü manasına gelmektedir. Bülbül gözündeki renk ve çizgilerden ilham alınarak yapılan böyle çizgili ve nakışlı cam eşyaya da “çeşmibülbül” denilmektedir. On dokuzuncu yüzyılın başlarında Çubuklu civarındaki bir atölyede kaliteli ve lüks cam ve billur eşya yapılmış, padişah tarafından takdir görmüştü. Sonra bu atölye devlet tarafından satın alınmış ve 1846’da genişletilerek cam eşyanın en kalitelileri imal edilmişti. 1848’de Mehmed Dede adlı bir Mevlevî, Beykoz’da bir atölye açmış ve burada “Beykoz işi” denilen yaldızlı billur kâse, bardak, şişe, sürahi, yemişlik, vazo testi ve çeşmibülbüller yapmıştı. Son yılarda, artık müze ve antika dükkânlarını süsleyen çeşmibülbüllere benzeyen çeşitli cam eşyalar yapılmaktadır. Çeşmibülbül ayrıca bir kumaş cinsidir.