Yetenekli Kalemler

Bana hak vereceğinizi ümit ediyorum. İnsanlığın ve beraberinde beyinlerin fikir ve düşüncelerin kirli bir vadiye sürüklendiğini görüyoruz.
Her şey kirleniyor. Temiz, berrak, orijinal ve sade bir şey bulmak nerede ise imkânsız.
Doğru bilgi insanı doğruya, yanlış bilgi yanlışa götürür. Doğru kimseler az çalışıyor, ortalıkta az bulunuyor, eğri kimseler çok çalışıyor ve ortalıkta onlar var. Bu nedenle insanlar erişebildiği her yerde yanlış ve eğri bilgi ile haşır neşir oluyorlar.
Doğru tektir. Tek Allah, tek din, tek Kur’ân-ı kerim var. Amma gel gör ki, öyle mi? İnsanlık arenasında ne dinler, ne inançlar var. Ne vahye inanmaz, ne Allah tanımazlar var ki, her yerde onların boruları ötüyor. Asla inkâr edilmez, karşı gelinmez hakiki bilgileri bile yok sayan bu güruh anti tezlerini üretiyorlar.
Her doğru görüşün ve bilginin tam tersini boy boy üretmişler, bakteri gibi. Hatta yanlış arasında doğruya erişmek de neredeyse imkânsız.
Beyazı gösterip “bu aktır” desen, hayır “bu karadır, gridir, gümüştür, lakedir” diyen hatta beyaz dememek için beyazımtırak diyen çok fazla karşı taraftar bulursunuz.
Bilgi kirliliği bizi bozdu. Ayrışmayı çatışmayı ve kargaşayı husule getirdi. Bu kirlenme, insanlığı kötü sonuçlara götürür.
Mesela, haberler çarpıtılır, İnsanlar şaşırtılır. İşin sonunda cahiliye devri hortlatılır. İnsanlar yoktan sebeplerle çevresindeki insanları gözünü kırpmadan asar, keser, vurur kırar döker… Hemen hemen her gün böyle olaylara rastlıyoruz zaten.
Gidişat kötü. Buna dur denilmeli, ilerlemesi önlenmelidir. Devlet ricalimizin dikkatlerine sunulur. Tam da sosyal medya için düzenleme yapılacak sözleri gündemde iken bu konuya daha çok eğilmeli, eğrileri düzeltmelidirler. Eğri ve yanlış bilgileri hatta iftira ve uydurma bilgileri kuranlar, yayanlar ve arkasında duranların ensesine çökülmelidir.
İnsanlar Kur’ân-ı kerim okumazsa, hadisten haberdar olmazsa, hakiki İslam âlimlerini tanımaz eserlerinden haberdar olmazsa kimden nereden nasıl etkileneceğini kestirmek zordur.
Hemen şimdi, derhal el atılmalı, sonuç alıcı işler yapılmalıdır. Yoksa mı, eyvah eyvah...
            Mehmet Karagöz
 
 
 
 
ŞİİR
 
-Nice ruhlar tad aldı/Şimdi baykuşlara virâne-
 
MAKEDONYA MANASTIRI'NDA
35 DEMİR HİSARLI TÜRK'ÜME
 
Manastır'da Demir Hisar Camii,
Kubbe ve duvar yok, yürek sızısı.
Sorsak, ''Nerede, bu cami bânisi?''
Ahh! Bir bilsek, tarih basar bağrına.
 
Derim ki: ''Makedon Türk'üm, geliyom;
Hisar'da otuz beş kişi, biliyom;
Rabb'im kısmet etse, varsam, diliyom;
Akıncıyım, bindim, at sağrısına!''
 
Çok insana uzak, yıkık camin var.
Vakıflara muhtaç bir imanın var.
Söyle bana, nerde, neyin, kimin var?
Melekler koşar ''Yâ Hû!'' çağrısına!
 
Kaç asır, secdeler sinmiş bağrına.
Kaç müezzin çıkmış o menârına.
Ne desek, yazılmış, alın yazına.
İnsanın yine de gider ağrına.
 
Sert eser rûzigâr, çınar sarmalar.
Tek sırığı kalmış çit, dostça ağlar.
Bir vakit, âb-ı dest alan asmalar,
Teyemmüme kalkmış, dîvârlarına.
 
Ağlarsa, selviler ağlar boyunca.
Badem gözler, yaş döker huyunca.
''Hayye alessalah!'' kavlin duyunca,
İmâmete uçar bir kuş, mihrabına.
 
                           Rıdvan Üzel
 
 
 
 
UNUTULMAZ COĞRAFYALAR
 
KUZEY MAKEDONYA: Osmanlı Sultanlarından Birinci Murad Han devrinde, 26 Eylül 1371 Cirmen Zaferiyle Türklere Makedonya’nın kapıları açılarak, Balkanlardaki mukavemet kırıldı. 1371’den sonra başlatılan Makedonya fütuhatı, 1373 yılına kadar tamamlandı. 1371’den 1877-1878 Osmanlı-Rus (Doksan üç) Harbine kadar aralıksız Osmanlı hâkimiyetinde kalan Makedonya 1912-1913 Balkan Harbi felâketinden sonra, Osmanlı hâkimiyetinden çıktı. Bölgedeki Türk ve Müslüman ahali Anadolu’ya göç etmek mecburiyetinde kalmasına rağmen, bölgede hâlâ çok sayıda Türk-İslâm nüfusu yaşamaktadır. 1978’den 1913 yılına kadar Osmanlı hâkimiyetinde kalan Makedonya on dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar sulh, sükûn ve huzur devrini yaşadı. Bu devirde Makedonya’da sanat değeri yüksek mimari eserler inşa edildi. Bölge Osmanlıların elinden çıkmasıyla, toprak bütünlüğünü kaybetti. Önce Balkan devletleri arasında savaş meydanı hâline gelen Makedonya, Birinci Dünya (1914-1918), İkinci Dünya (1939-1945) savaşlarında da aynı akıbete uğradı. İkinci Dünya Savaşı sonunda, 1947’de Makedonya Bulgaristan, Yugoslavya federasyonunda iken ve Yunanistan arasında paylaşıldı. 1991'de Yugoslavya'dan ayrılarak bağımsız olmuştur.