Yücel Koç

Siz risk almayın, ben bir örnekle anlatayım n’olacağını.
Mesela son açıklamasından hareket edelim…
              ***
"Gezi, 80 sonrasının en demokratik, barışçı ve birleştirici hareketi"ymiş!
Öyle diyor Sayın Kemal Kılıçdaroğlu…
Tıpkı 15 Temmuz’a da ‘kontrollü darbe’ dediği gibi…
Yani…
Geziciler devletin-vatandaşın malını yakıp yıkarken, darbecilerin amaçladığı şekilde, devlet binalarını ele geçirmeye çalışırken aslında demokratmış.
Adana’da kâğıt toplayıcısı çocuğu köprüden atarken, biri polisi aynı şekilde şehit ederken, Burak Can Karamanoğlu’nu başından vurup katlederken çok barışçılarmış.
Türk bayraklarını yakarken de aslında bizi birleştirmeye çalışıyorlarmış.
Yazı uzamasın diye fazlasına girmiyorum…
Kılıçdaroğlu’nun kahraman gençleri, sırf bu amaçlarla “3. Köprü, 3. Havalimanı, Kanalistanbul gibi projeler yapılmasın” demiş devlet ricaline…
Alman istihbaratı BND’nin, CIA’in, MOSSAD’ın parmağı mı?
Dünya inansa, Kılıçdaroğlu asla…
Demek ki neymiş;
Gerçek demokrasi, barış ve toplumun birleşmesi için CHP’ye, özellikle de Kılıçdaroğlu’na çok ihtiyacımız varmış!
 
İlk dik duruş
 
Tam 4 yıl önce bugün…
Türkiye gazetesi o gün çok önemli, çok değerli bir manşetle çıktı.
TAKSİM TAHRİKİ idi başlık…
Sakın hafife almayın…
Karşı mahallenin alabildiğine saldırdığı,
bizim mahallenin gıkını çıkaramadığı günlerdi.
Baskı o kadar ürkütücüydü ki, kendimize en yakın bulduğumuz gazeteler bile ne diyeceğini bilemiyor, meselenin polis şiddetinden kaynaklandığını yazıyordu.
Balona iğneyi batırma şerefi, TAKSİM TAHRİKİ manşetiyle bu gazeteye, gazetecilik onuru ise değerli ağabeyim Nuh Albayrak ve bu kardeşinize nasip oldu.
Türkiye gazetesi, medyamızda yaşanan şaşkınlığın aksine, Gezi Parkı olaylarının karanlık emellere alet edildiğini, amacın başka olduğunu yazdı.
Çok hakaret aldı, baskı gördü ama sonrasında da durmadı…
Tâ ki oyun bozulana dek…
Şimdi sahte kahramanlar çoğaldı…
Geçenlerde baktım, Hürriyet de güya çaktırmadan, bizi hedefe koyuyor.
Fark etmez…
Gezi’de nasıl ipliğinizi pazara döktük, oyunlarınızı nasıl bozduysak, bugün de yaparız.
Hem de size şakşakçılık yapan sahte kahramanları da üstüne koyarak.
Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.
Hatırlatayım istedim.
 
 
Demedi demeyin, TEDES başınızı yakacak!
 
Geçen sene gündeme yine ben taşımıştım.
En çok övündüğümüz duble yollar, tatile gidiyorsanız tam bir işkence…
Adım başı TEDES denen hız ölçer cihaz var çünkü…
Hele Osmancık diye bir yer var ki, tam bir baş belası…
Adamlar 50 sınırı koymuş, 51’le gitseniz adım başı hepsinden ceza yersiniz.
Yani…
Duble yollarımız var ama pek çok bölümde hız sınırı 50 km.
O tabelalara uyacak olsanız, 8 saatlik yolu 15 saatte anca gidersiniz.
Uymayınca da her birine en az 400 TL ceza ödersiniz.
Ya bu hız sınırları çakarlı arabalara göre düzenlenecek,
Ya da biz seyahatlerimizi artık sadece uçakla yapacağız.
Faturayı da kime keseceğinize siz karar verin artık.
 
 
Taksi krizini kim çözecek?
 
Atatürk Havalimanı’ndan en son taksiye bindiğim sanırım önceki yıldı.
Şansıma sakin bir gündü…
Ben durağa gitmeden bir taksici yanaşıp, “Abi götüreyim” dedi.
Bindim…
Daha 30 metre gitmiştik ki, gideceğim yeri sordu.
Yakın bir semte gideceğimi öğrendikten sonra o adam gitti, direksiyona bir iblis oturdu sanki…
Tuhaf hareketlerle direksiyonu sağa-sola çevirmeye, ağzının içinde bazı kelimeleri yuvarlamaya başladı.
Belli ki teklifinden pişmandı.
Karşılıklı gerilimden sonra tıpış tıpış gideceğim yere bıraktı.
O da havaalanında bindiğim son taksi oldu.
İstanbul’daki tüm taksilerin havalimanlarından yolcu alabileceğini duyunca umutlanmıştım.
İBB geri adım attı, bu umudumu da söndürdü.