Yücel Koç

Her şerden bir hayr çıkar ya... 15 Temmuz da öyle oldu. Türkiye, ‘birlikteliğe’ hasretti.
Şükür, -kısmen de olsa- oluştu.
Önce tankların karşısında,
Sonra meydanlarda…
Türkiye bunu en çok da Devlet Bahçeli’ye borçlu.
Bıçak sırtı günlerde, müthiş liderlik gösterdi.
Zor zamanlarda devlet adamlığı nasıl olur, iyice belletti..
Ülkücüler de bu ülke için kıymetlerini bir kez daha ortaya koydu.
17/25 Aralık’ta oyunu görüp FETÖ’nün itlerine namluyu çeviren de,
Gezi’de alçaklara göğsünü siper eden ülkücü kadrolar olmuştu.
15 Temmuz’da hainlerin karşısında en güçlü yine onlar durdu.

***
Sayın Bahçeli’nin son dönemdeki duruşu ve liderliğinin toplumda müthiş bir karşılığı var.
Sahura kadar uzayan ramazan sohbetleri bana bunu gösterdi.
Niye?
Çünkü Bahçeli, muhalefeti bir yana bıraktı, vatana dışarıdan ve içeriden gelen saldırılara en az hükûmet kadar duruş gösterdi.
Topluma moral, kalplere kuvvet verdi.
Büyük Türkiye’nin inşasında tarihî bir rol üstlendi.
Koalisyonlarla boğulduğumuz sistemin değişmesine ettiği öncülük, şimdiden tarihe geçti.
FETÖ’nün Meral Akşener üzerinden çektiği operasyonları dinlemedi bile…
Asla pes etmedi, zerre zaafa düşmedi.
Sonunda her birini tek tek açık etti.
Çevresi AK Partili ve MHP’lilerden oluşan biri olarak diyorum ki…
Bugün sandık kurulsa büyük sürprizler olacak sanki...



Kim derdi ki…
Ne zor ülke, ne öngörülemez milletiz değil mi!..
Erdoğan yola kiminle çıkmıştı?
Abdullah Gül…
‘Kardeşim’ dedi, nefsini kenara koydu, Çankaya’ya O’nu çıkardı.
Bekliyorduk ki, Putin-Medvedev gibi olacaklar.
AK Parti seçmeni için sonuç; sukutuhayal oldu…
Davutoğlu’ndan ümitlenir olmuştuk ki, sonuç değişmedi...
Sağ olsun, bir tek Binali Yıldırım hiç yanıltmadı seçmeni.
Sorumluluğunun gereğini yaptı, tarihî görevini neredeyse tamamladı…
Binali Bey sürpriz değil…
Ama kim derdi ki, Erdoğan’a en zor günlerinde Devlet Bahçeli destek olacak.

O sözü bir daha söyler misin Kılıçdaroğlu?
“Kontrollü darbe” lafından bahsediyorum.
İlk söylediğinde, ben de o toplantıdaydım.
Kimseden ses yokken, elimi kaldırıp itiraz ettim.
“249 şehidimizi bilerek mi öldürdüklerini ima ediyorsunuz?” dedim.
“Dosya hazırlıyoruz. Yanımda değil. Önemli bulgularımız var. Soracağınızı bilsem getirirdim. Açıklayacağız” dedi.
Sonra…
Sayın Cumhurbaşkanımız da, Başbakanımız da meydanlarda çok bastırdı “Açıkla” diye..
Üstünden iki ay geçti…
İlk sinyali geçen hafta verdi…
Önce yakın bulduğu birilerine konuşup, “Ben tam öyle söylemedim. Darbeyi FETÖ yapmadı demedim” şeklinde geveledi…
Sonra merakla beklenen, Türkiye’yi sarsacak raporunu yayınladı.
Ne çıktı?
“Türkiye Gazetesi Yazarı Fuat Uğur, darbenin olacağını önceden yazmıştı.”
Şaka değil…
Rapordaki en güçlü bulgu bu…
Fuat Abi cevabını verdi, ben tekrarlamayayım…
Anlaşılan o ki; Kılıçdaroğlu’na “Böyle söyle” denmiş, o da dillendirmişti.
FETÖ’ye karşı görevini ifa etti…
Şimdi nasıl yırtarım, onun derdinde…

Ya deprem İstanbul’u vurursa…
Tam da ‘Türkiye hızını aldı, gidiyor’ derken…
7,0 ve üzeri bir deprem olduğunu düşünsenize…
Allah muhafaza…
Olmadı mı?
Oldu…
Daha 18 yıl önceydi.
Marmara’yı vurmuştu ama, İstanbul ucuz kurtulmuştu.
Buna rağmen verdiğimiz ağır kaybı,
Yaşadığımız çaresizliği hatırlayın.
Güya unutturmayacaktık.
Biz unuttuk, yine deprem hatırlattı kendini.
***
Çevre ve Şehircilik Bakanımız Mehmet Özhaseki’nin uyarılarını not almış, yazmayı bekliyordum ki, İzmir depremi oldu.
Bakanlar Kuruluna şunları anlattı Bakan;
“Marmara’da 5 kırık fay, büyük bir tehlike olarak bekliyor. İstanbul depreminin 2030’a kadar gerçekleşmesi ve 7,0’nin üzerinde olması bekleniyor.
Bu deprem binaların yüzde     10 - 15’ini yani en az 600 bin konutu yıkar.
En az 10 bin can kaybı, 18 milyar TL zarar olur.”

Gelin, deprem yıkmadan biz yıkalım.
Ders alalım…
Hem hayatlarımızı tehlikeye atmayalım,
Hem de böyle bir dönemde ülkemizi zaafa düşürmeyelim.