Yücel Koç

Anlatacağım hadiseyi avukatlarından dinledim.
15 Temmuz darbe girişiminin yapılacağı gün, bazı cezaevlerinde ilginç gelişmeler oluyor.
Edirne’de tutulan mafya lideri Alaattin Çakıcı, 14 Temmuz gecesi, Ankara Sincan F tipi Cezaevine nakledilmek üzere yola çıkarılıyor.
Tuhaflığa bakın ki, nakil aracı Bolu’ya gelindiğinde rota değişiyor ve Bolu F Tipi Cezaevine yöneliyor.
Çakıcı, sevki Sincan olmasına rağmen, teamüllere tamamen aykırı olarak 15 Temmuz sabahı 08.00’de Bolu’ya tıkılıyor.
***
Bitmedi…
İkinci tuhaf gelişme, o sırada Bolu Cezaevinde yatan bir başka isim Kürşat Yılmaz’la ilgili yaşanıyor.
Darbe günü, Kürşat Yılmaz’ın Kandıra’ya nakil yazısı çıkıyor.
Oysa, Hepatit-B hastası olduğu için, doktor raporu olması gerekiyor.
Anlaşılıyor ki, cezaevi doktoru muayeneye bile gerek duymadan imzalamış.
Hemen itiraz edilip, hastaneye sevk isteniyor.
Doktor, mevcut durumunu uygun görmediği için nakli erteliyor.
***
Peki bunu ne amaçla yapmış olabilirler?
Bu soruya avukatların cevabı, suikast planı olabileceği şeklinde.
“Ya hepsini aynı cezaevine toplayıp öldüreceklerdi ya da kaçmaya çalıştılar vurduk, diyeceklerdi” iddiasındalar.
Bilemiyoruz…
***
Kürşat Yılmaz, FETÖ tehdidini 2004 yılında dillendiren isimdi.
Geçtiğimiz aylarda da, Hrant Dink’i öldürmesi için FETÖ’nün Ankara imamının teklifte bulunduğunu, reddedince kumpasla içeri tıkıldığını öne sürmüştü.
Kimse ‘FETÖ mağduruyum’ diyerek aklanmamalı ama, 15 Temmuz gecesi Bolu Cezaevindeki gelişmelerin sebebi neydi, iyice araştırılmalı.
 
*****
 
Bırakınız yürüsünler…
 
Mermili provokasyon,
Yola dökülen hayvan gübresi,
Dinlenme tesislerinde su vermediler yalanı gibi onlarca haber…
Hepsi Hürriyet’in internet sitesinden…
Ve hepsi, Kılıçdaroğlu’nu mağdur göstermeye, CHP tabanını tahrik etmeye yönelik ince mesajlar…
***
Gezi’den beri gelişen olaylardan edindiğim tecrübeyle diyorum ki;
Sabırlı olun, devletinize güvenin, asla Hürriyet’e malzeme vermeyin.
Yoksa kol kola yürünen terör örgütleri değil, bunlar konuşulacak.
Kılıçdaroğlu mağduru oynayıp, ‘provokasyon’ uyarıları yapacak,
Algı operasyonuyla ihale size yıkılacak.
Bırakınız yürüsünler, yürüsünler
 
*****
 
Terör seven siviller
 
Terör örgütlerine desteği meşru gören tuhaf bir kesim var aramızda.
Ne yiyip, ne içiyorlar; vatandaşı oldukları ülkeye niye böyle nefret duyuyorlar, anlamak mümkün değil.
Bu ülkenin askerini, polisini, doktorunu, öğretmenini, muhtarını, çiftçisini, hatta kundaktaki bebeğini bile katledenleri seven bir güruh bu.
Öyle cahil cühela da değiller ha kendilerince…
Onlar akademisyen, gazeteci, sanatçı falan filan…
Neye sahip olmuşlarsa bu ülkenin imkânlarıyla kavuşmuşlar.
Fakat, neye, kime güveniyorlarsa kendi ülkelerine alabildiğine düşmanlar…
Sözü, açlık eylemindeki DHKP-C’li iki terör örgütü üyesi akademisyen için bildiri yayınlayan 111 isme getireceğim.
Hani şu savcımızı bile makam odasında şehit eden, buna rağmen birilerinin kahramanlaştırmaktan vazgeçmediği terör örgütü…
Cezaevinde eylem yapan terör yandaşlarını kurtarmak için önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu girdi devreye.
Günlerce bağırdı, çağırdı.
Hatta mektupla rica etti, Başbakan Yıldırım ‘eylemden vazgeçmeleri için’ ailelerine ara bulucu gönderdi.
Bir haksızlığa uğrama söz konusu ise itiraz komisyonuna başvuruda bulunmaları istendi.
Cevap, kayıtsız-şartsız serbest bırakılmazlarsa eylemin süreceği oldu.
Yani suç varmış, yokmuş bakılmasın, serbest bırakılsınlar.
Bunun adı da ‘adalet’ olsun.
Terör sevici 111 isim de bildiri yayınlayıp, iki DHKP-C’linin göreve iadesini istedi.
Neyse ki Süleyman Soylu gibi cesur bir bakanımız var.
Hak ettikleri cevabı fazlasıyla verdi.
 
*****
 
Hız siniri
 
Aşırı hız yapıp insanların hayatını riske atan,
Makas atıp önündekini, yanındakini sıkıştırana nasıl sinir oluyorsam,
Otobanda, duble yolda sol şeritte 50 km hızla gidene de o kadar gıcığım.
***
Bayram trafiği…
Ağır vasıtalar, tin tin ilerleyen lüks otomobillere selektör yapıp yol istiyor…
Onlarsa arkalarında uzayan yüzlerce metre kuyruğa aldırmayıp, ağır ağır yol almaya devam ediyor.
Niye?
Çünkü araç kullanmaktan korkuyor.
Onlar korkunca da trafik normal ilerlemiyor.
Peki suç o sürücülerin mi,
Yoksa doğru düzgün eğitmeden trafiğe salanların mı?
***
Bir başka sıkıntı…
Duble yollarımız var ama, sistemimiz anormal…
Otoban gibi yollarda levhalar çoğunlukla 50 kilometre.
sınırı belirleyenler,
Belki tabelayı oraya dikenler dâhil, kimsenin uyduğu yok…
Çünkü mantığı yok.
***
Bu sefer hususi hesapladım…
Eğer tabelalara uyarsam 10 saatlik yere, molaları da katarsak 23 saatte varacağım.
Yani en az iki katı yorulacağım.
Aynı yolculukta iki defa riskle karşılaştım,
İkisinin de ağır ağır giderken uyuyakalanlar olduğunu gördüm.
Şimdi söyleyin, kim çözecek bu işi…