Yücel Koç

Bizde buna ‘algı operasyonu’ deniyor… Oysa bu bir savaş tekniği… Rusya, ABD, İngiltere, NATO gibi süper güçler kullanıyor. Onlar, 4. Nesil Hibrit Savaş diyor.  Amaç; uçakları havalandırmadan, füzeleri fırlatmadan hedefe ulaşmak... Yani, ellerini bile bulaştırmadan, istedikleri ülkeye, kendi insanını kullanarak diz çöktürmek…
Ne tuhaf değil mi?

*  *  *
 
Peki nasıl yapıyorlar? Medya, partiler, dernek ve STK’lar üzerinden… Bu öyle bir teknik ki… Milyonları, gözleri önünde duran gerçeklerin tam tersine inandırıyorlar. ‘Millî’ projeleri çok kötü bir şeymiş gibi gösteriyorlar mesela... Ülke menfaatlerini savunmayı ‘utanılacak bir şey’ hâline getiriyorlar. Devlet içine yerleştirdikleri çeteleri, bombalar patlatan terör örgütlerini ‘meşru güç’ gibi algılatıyorlar. Onlarla mücadelede ‘suçluluk’ hissi uyandırmayı başarıyorlar. Doğruları söyleyecek olanlar korkunca, rahatça işlerini yapıyorlar.

*  *  *
 
İzlediğim bir yabancı film, şu replikle başlıyordu; “İngilizler, asırlar da geçse pes etmez…” Bunlar da pes etmiyor. Yıldırana, bıktırana kadar. Siz istediğiniz kadar yalanlarını ortaya çıkarın… Onlar yenilerini sürüyor. Defalarca oyunlarını bozun… Bir diğerine geçiyor. Utanmak, özür dilemek, mahcup olmak asla kitaplarında yazmıyor. Siz bir ‘operasyonu’ deşifre ettiğinizde, bir sonraki ile üzerini örtüyorlar… Çünkü onlar; profesyoneller.
HDP’ye, PKK’ya, FETÖ’ye, DHKP-C’ye ve bazı siyasetçilere az uzaktan bakın…
Tabloyu daha net göreceksiniz.
 
Eğer geri adım atarsak…

Hatırlar mısınız; bizde Gezi patladığında karışan bir ülke daha vardı… Brezilya… Kadın Devlet Başkanı Dilma Rousseff eylemcilerden özür dileyip geri adım attı. Böylelikle hayatının hatasını yaptı. Doğan Grubu gibi Gezi avanesi, “Erdoğan, Dilma Rousseff’den örnek almalı” diye tezviratlar yaydı.
Sonuç n’oldu?
Dilma Hanım, yargı darbesiyle görevden alındı. Yani Brezilya’nın ‘Gezi’sinde direnemeyince, 17/25 Aralık’ında gitti.
Bu kadar basit işte…
 
*  *  *
 
Gelelim bize…
 
Gezi’den hemen önce, o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze’ye gitme hazırlığını hatırlıyor musunuz?

Ya Beyaz Saray’ın, “Bizce doğru zaman değil” açıklamasıyla verdiği gözdağını… Peşinden Ankara’nın restini…
Hem de Erdoğan daha Beyaz Saray’da ‘kırmızı oda’ görüşmesindeyken… Erdoğan, Gazze’ye Refah sınır kapısından girecekti. Mısır’da darbe yapan Sisi’nin ilk icraatı ne biliyor musunuz?
 
Refah sınır kapısını kapatmak… MİT tırı ihaneti, Sızdırılan Dışişleri görüşmeleri, PKK’nın azması, DEAŞ’ın-PKK’nın bombalar patlatması, Türkiye’nin DEAŞ’a yardımla suçlanması falan…

Bunların hepsi, Türkiye’nin Suriye’de önünü kesmek içindi…

Hiçbiri tutmayınca, 15 Temmuz’da kendi uçaklarımız,
Kendi tanklarımız,
Sözde kendi askerlerimiz düşman adına sokağa çıktı.
Milletten tokadı yiyince “Tiyatro” diyenler, aynı zamanda ‘Pişman olmadıkları, tekrar gelecekleri’ mesajını tekrarladı.
Hani tiyatroydu!
Hani ‘Kontrollü darbe’ydi…

Neyse ki milletimiz durumun farkında, devletimiz kararlılıkla işinin başında…

Geri adım yok…

ABD’nin, burnumuzun dibinde PKK devleti kurması ya önlenecek, ya önlenecek… Afrin de, Menbiç de temizlenecek… Onlar da boş durmayacak… CHP Genel Başkanının birden bire provokasyon yürüyüşüne çıkması, DEAŞ’ın AK Parti flamaları dolu minibüsle konvoyu hedef alma çabası, Halkı, Suriyeli mültecilere karşı ayaklandırma gayretleri tesadüf mü?
 
İKİ FOTOĞRAF ARASINDAKİ FARK
 
 
 
Fotoğrafın biri CHP’nin yürüyüşünden… Kılıçdaroğlu, PKK’nın siyasi kolu HDP’lilerle yan yana… Diğer fotoğraf ise Afrin’den… PKK’lılar orada da omuz omuza, TSK’nın ‘beklenen’ operasyonu için güya mesaj veriyor. İkisi arasındaki fark ne sizce?
 
Eren Erdem’in takkesi…
 
 
Açıkça PKK’ya destek veren… Esad’ın, İran’ın yanında saf  tutan… Milletvekili olduğu Türkiye’ye her türlü iftirayı atan bir tip… Güya solcu… Hatta sanırsınız kızıl komünist… Tıpkı Türk Solu Dergisi’nin başındaki FETÖ’cü Gökçe Fırat gibi… Bu da Karşı gazetesinin yöneticisiydi. Bilmeyenler vardır; O gazete FETÖ’nün servis ettiği ‘tape’leri yayınlardı. Kemal Kılıçdaroğlu ağabeyi bunu da kanatları altına aldı, Yargılanmasın diye milletin vekili yaptı. O Eren Erdem’in geçen akşam takkeli fotoğrafları çıktı. İddia o ki, lise yıllarında FETÖ’nün yuvalarında çekilmiş. Takke düşünce de, “Bir siz mi Müslümansınız” diye kıvırmaya başladı. Kendi iddiası, Sultanahmet’te çekildiği… Olabilir… İyi de yanındaki takkeli arkadaşların kimlerdi? FETÖ’nün evleri, okulları ile bağın var mıydı? Madem ‘takkeli’ dolaşacak kadar Müslümandın, seni bugünkü noktaya hangi rüzgâr attı?

Bi de hele…