Yücel Koç

Bakmayın ‘Özgürlüklerimiz kısıtlanıyor’ yalanlarına…
Öyle bir şey olmadığını bal gibi kendileri de bilir.
Demek istedikleri; “Onlarca yıl baskı altında tuttuğumuz muhafazakâr Anadolu insanının özgürlük alanını neden genişletiyorsunuz?
Eğitimli ve paralı olmalarının önünü niye açıyorsunuz?’’
Ağızlarına sakız ettikleri “Adalet yok’’ teranesi de aynı…
Ardındaki mesaj; “Eskiden bizim hâkimlerimiz, savcılarımız istediğimiz gibi karar çıkarırdı.
Suç işlesek de bir şey olmazdı.
Güç bizdeydi.
Niye bunu elimizden alıyorsunuz?’’
‘Baskı’ yalanının özünde yine sermaye piyasasında, kamunun bütün kurumlarında eski güçlerini kaybetmenin çıldırmışlığı var.
Anadolu insanının ve sermayesinin güçlenmesi onlara göre en büyük tehlike.
Ara ara yaydıkları ‘Türkiye’yi terk etme’ komedisi ise evlere şenlik.
Burada yararlandıkları kanun tanımazlıkları, iş bağlamaları mumla arayacaklarını çok iyi bilirler çünkü…
Türkiye aleyhine casusluk yapanları, terör örgütleri ile kol kola iş tutanları saymazsak eğer...
Sanırsınız onları dört gözle bekleyen ülkeler var.
Yandaş medyadan kastettikleri de eskisi gibi borularını öttürememenin acısı.
Bir nevi, “Hükûmetler kurup hükûmetler yıkardık.
Devleti biz yönetirdik.
İstediğimizi batırır, istediğimizi çıkarırdık.
Şimdi niye engel oluyorsunuz?’’ arsızlığı…
 
***
 
Onlar, bu iktidar döneminde bile gösterilen ihtimama, vıcık vıcık yağcılık kokan ‘buyur’ etmelere, ön koltukta yer göstermelere, hazırlanan listelerde isimlerini en üste koymalara, aşağılık kompleksi kokan övgülere rağmen, neden rahatsız, şimdi anladık mı?
 
***
 
Bunların ne mal olduğunu, ellerine güç geçtiğinde bu millete ne zulümler yapacaklarını, ne tür yalanlarla suyun üstüne çıkmaya çalışacaklarını en iyi yeni Türkiye’nin mimarı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bilir.
O yüzden kendisini ve dik duruş gösterebilen, Başbakan Binali Yıldırım gibi birkaç yol arkadaşını tenzih ederim ama…
Anlayamadığım şu;
Milletin verdiği iktidarın gücünden yararlanıp da, hâlâ Eski Türkiye’nin vesayetçilerine şirin görünmek için yapmadığı şebeklik kalmayan ‘bizim’ siyasetçiler ve onların çevresindeki bürokratlar neyin peşinde?
Şahsi ikbalini, ülke menfaatinin önünde tutanların televizyon kanallarına çıkmak, gazetelerinde yer almak için kırk takla atmalar niye?
Anlayan varsa beri gelsin…
 
******
Huylu huyundan vazgeçmiyor
 
Kışladan çarşı iznine çıkarken şalvar giyen asker ve namazını kaçırmamak için birkaç dakika mola veren halk otobüsü şoförüne yönelik linç, şu son birkaç günün en çok sinirimi bozan haberleriydi.
Vay efendim nasıl olurmuş…
Ne var bunda!!!
Sivil kıyafet olarak şalvar giymek ne zamandır suç oldu?
Kurduğunuz baskıyla ceza verdirttiğiniz şoför, namaz değil de, başka bir insani ihtiyaç için dursaydı yine linç eder miydiniz?
Gerçekten çağdaş ve medeni insanlar olsaydınız, bir insanın dinî inancı için harcadığı birkaç dakikayı bu kadar mesele eder miydiniz?
Sizin kılık kıyafet özgürlüğünüz var da, şalvar giyenin yok mu?
Niye bunlara ‘Hadi oradan’ diyecek bir cesur yürek çıkmıyor!
Neden onlardan hâlâ bu kadar çekiniyorsunuz?
 
******
Müslüman her yerde mağdur, her yerde gariban
 
Arakan, Suriye, Irak, Filistin…
Ve Müslümanlara baskının, zulmün hüküm sürdüğü daha onlarca coğrafya…
Maalesef…
Artık toplu katliamların bile sıradanlaştığı ‘lafta medeni’ çağdayız.
Müslüman zayıf düştüğünde, ‘çağdaş’ dünyadan gördüğü muamele bu.
***
Bir bayrama daha acıyla, hüzünle girdik.
Dünyaya sevgi pıtırcığı gibi pazarlanan budistlerin, Arakan’da Müslümanlara yönelik vahşeti kahretti hepimizi…
Ve maalesef, Türkiye dışında mazlumlara el uzatan ikinci bir ülke çıkmadı.
Dünyayı mafya zihniyetiyle yöneten, Osmanlıdan kopardığı toprakları Müslüman adı taşıyan, uşakları eliyle yöneten 5’li çeteden, başka türlü davranması beklenmezdi zaten.
İkinci Dünya Savaşında kanla kurulan düzen, yine oluk oluk kan akıtarak, katilleri teşvik ederek sistemini muhafaza etmeye çalışıyor.
Ve bu düzene kafa tutabilen bir tek lider var…
Hiç çekinmeden, yüzlerine ‘’Dünya 5’ten büyüktür’’ diyebilen, ‘’BM’de düzen değişmeli’’ diyebilen tek lider…
Recep Tayyip Erdoğan…
Türkiye, sadece Türkiye topraklarında yaşayanların değil…
‘’Osmanlı gitti, huzur bitti’’ diyen mazlumların da umudu…
Şu mübarek günler hürmetine, biz layık değilsek bile, sen o mazlumların duasını kabul eyle ya Rabbi…
Türkiye’mizi öyle güçlü kıl ki, yeryüzündeki Müslüman kardeşlerimize kimse el sürmeye bile kalkışamasın ya Rabbi!..
Bilvesile, mübarek Kurban Bayramı’nızı tebrik eder, bayram tadında bayramlar kutlayacağımız günlere kavuşmayı niyaz ederim.
 
******
 
Alman liyakat nişanlı patronuna selam söyle…
 
‘’Müslümanız, bayramda savaşmayız’’ dedik ya…
Aydın Doğan’ın tetikçisi aklınca mesaj vermiş.
Bayram sonrası görüşecekmişiz 
Sanırsınız bugüne kadar ortaya dişe dokunur bir şey koymuş da, sonrasından çekineceğiz…
***
Ürümesini bilmeyen köpek, sürüye kurt getirir, demiş atalarımız…
Parayla satın alınan kalem olunca, böyle ucuz laflarla gözdağı verebileceğini sanıyor zavallı…
Ey Türkiye’nin can düşmanı Almanya’nın, ‘haçlı’ liyakat nişanını göğsünde gururla taşıyan Aydın Doğan!..
30 Ağustos resepsiyonunda, Külliye’deki telaşını ve paniğini fark etmedik sanma…
Sen istesen de, istemesen de bayram sonrası zaten görüşeceğiz.
Öyle büyük laflar edip, sonra ağlayıp sızlamak yok ama…