Yücel Koç

Aklıma Suriye geliyor nedense...
Sınırları tamamen kaldırmayı düşündüğümüz,
Ortak bakanlar kurulları topladığımız,
Dostluk maçları oynadığımız,
Yeniden kardeşlik bağları kurduğumuz,
Ticaret hacmini hızla büyüttüğümüz 2011 öncesi dönem.
***
Ve sonrasında Batı’nın aramıza soktuğu nifak…
“Özgürlük” kandırmacasıyla sokağa dökülen kitleler…
Akabinde gelen katliamlar…
Ve Türkiye’nin çaresizce arayı bulma çabaları…
ABD’nin, Avrupa’nın, S. Arabistan’ın ‘Esad ya gidecek, ya gidecek’ gazlaması…
Şam ile ilişkilerimizin kopması…
Fitne ateşinden kaçan milyonların Türkiye’ye sığınması…
***
Batı’da oyun çok…
İslam dünyasında saftiriklik.
Şimdi de Barzani, “İlla referandum” diye tutturunca aynı koku geliyor burnumuza…
Hele de IKBY ile İsrail bayrakları yan yana sallanınca…
ABD’nin, İngiltere’nin, bilumum Batı devletinin “Biz de karşıyız” demelerinin hiçbir hükmü yok aslında.
İngiliz, Alman, Fransız heyetlerinin sıkça yaptığı Erbil ziyaretlerine bakınca…
Biliyoruz ki, hepsi numara…
***
İsrail’in ‘vadedilmiş topraklar’, ABD’nin ‘PKK devleti’ hayali oldukça, uyanık olmak Müslümana düşüyor.
Şartlar oluşunca bu coğrafyanın tamamen ‘Yeni İsrail’e dönüşeceğini,
Orada Kürt, Türkmen ya da Arap değil, hiçbir Müslümanın yaşatılmayacağını şimdiden görebilmek gerekiyor.
Batı’nın bugünkü hesapları yarın vahşete dönüştüğünde, sığınılabilecek tek ülkenin Türkiye olduğunu da…
(Örnek; PYD/YPG terör örgütünün Suriye’nin kuzeyindeki Müslüman Kürtlere yaptığı katliamlar ve göçe zorlaması…)
***
Mümin aynı delikten iki defa ısırılmaz… (Hadis-i şerif)
İllaki hataları olmuştur ama…
Türkiye, Suriye’de mazlumlardan yana olmak zorundaydı…
Şimdi de K. Irak’taki oyunu bozma mecburiyetinde…
Tek eksiğimiz; bu haklılığımızı, İsrail’in-Batı’nın tuzağına düşmememiz gerektiğini, düşersek sonuçların ne olacağını iyi anlatamamak.
Mevzuyu doğru düzgün izah edemezsek, Batı’nın, taşeronu PKK’ya karşı kazanımlarımızı terse çevirme riski var.
Hele de 2019’a giderken…
Uyanık ve dikkatli olmamız gerek ki, Diyarbakır’da kazandığımızı Erbil’de kaybetmeyelim.
 
*****
CHP, neden ABD’yi eleştiremez?
 
Musul’da, konsolosluk binasını zamanında boşaltmadığı için DEAŞ’ın eline rehin düşen eski Konsolosumuz Öztürk Yılmaz, El Arabiya televizyonuna bağlanıp, Türkiye’yi yerden yere vurdu.
Bu kişi, şimdi CHP milletvekili
“Demokrasi yok” diye ağladığı ülke de 15 Temmuz’un finansörlerinden Birleşik Arap Emirlikleri…
En çok rahatsız olduğu konu, Avrupa ile ilişkilerin gerilmesi…
Sanırsınız karşınızda Türk değil, bir Alman milletvekili konuşuyor.
Oysa bir gün önce Rusya medyası, ABD’nin 20 DEAŞ’lı komutanı helikopterlerle başka bölgelere naklettiğini yazıyor, ABD’nin bunları başka yerlerde kullanacağını ileri sürüyordu.
Ve haberde, bu tahliyenin ilk olmadığı, ABD’nin daha önce de Deyr’z-Zor’dan, Rakka’dan DEAŞ elebaşılarını ve bazı Avrupalı paralı askerleri tahliye ettiği geçiyordu.
Günlerce DEAŞ’ın elinde rehin kalan CHP’li vekil, bu çok önemli konudan tek kelime bahsetmedi, alabildiğine Türkiye’yi karaladı.
Sahi, “Türkiye DEAŞ’a yardım ediyor” yalanına sımsıkı sarılan CHP, ABD hakkındaki bu somut iddialara neden gıkını çıkarmıyor?
 
*****
 
Self serviste söylenmeyen...
 
Düzce’de, Gaziler Günü münasebetiyle düzenlenen kahvaltıda açık büfe ikram eleştiri aldı.
Görüntüye bakılırsa, konuklar yiyeceklerini kendileri alırken, protokol masasına garsonlar hizmet ediyordu.
Muhalif medya, ilk bakışta haklı gibi görünen bir tepki verdi.
Onların görmezden geldiği açıklamaları yayınlamak ise bize düştü.
Öncelikle Valilik dedi ki;
- Seçeneğin çok olması, her konuğun istediğini alabilmesi, şehit ve gazi yakınlarımızın memnuniyetini artırabilmek için kahvaltı açık büfe düşünülmüş.
Her bir protokol üyesi, gazi ve şehit ailelerimizin masalarında, aileler ile birlikte kahvaltı etti.
Engelli ve yaşlı olan tüm konuklarımıza garsonlar servis yaptı. Protokol üyelerine herhangi bir ayrıcalık yapılmadı.
***
Muharip Gaziler Derneği Şube Başkanı’ndan da açıklama geldi. O da şöyle diyor;
- Kahvaltı sırasında Sayın Vali dedi ki, “Bu gaziler, yaşlı kişiler neden ayakta kahvaltı alıyorlar?”
Ben de Sayın Vali'mize, “İstedikleri kahvaltıyı alsınlar diye böyle yapıldı. Açık büfe” dedim.
Bunun üzerine, bana “Siz nasıl uygun görürseniz o şekilde olsun ama, gazilerimizin durumu bizim için çok çok önemli” dedi.
Gaziler Derneği Başkanı olarak çok memnun olduğumu Vali'me ilettim.
Bu konuda herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını, gazilerimizin memnun olduğunu söyledim.
***
Anlaşıldığı kadarıyla iyi niyetli bir program, Vali’nin de dikkatini çekecek şekilde ‘rahatsız edici’ görüntü oluşturmuş.
Hatta Vali Bey uyarmış ama, çeşidin bol olması ve konukların yiyeceklerini kendileri seçmek istemesi, çarpıtmak için malzeme arayanların ekmeğine yağ sürmüş.
Garsonların şehit yakını ve gazilere de servis yaptığı, bilerek görmezden gelinmiş…