Yücel Koç

Çocukluğundan beri Kürt devleti hayali kuran Barzani, sonunda dediğini yaptı.
Yalandan karşı çıkmalarına bakmayın…
Suriye’de PKK/PYD’ye kim devlet kurdurmaya çalışıyorsa, bu referandumda da Barzani’nin yanındaydı.
Türkiye’nin iyi niyetli çabaları, bir kez daha elinde kaldı.
Hoş, Kobani deneyimi, satışa getirileceğimizin önemli bir ipucuydu ama…
Hükûmetin Barzani’yi yanında tutup, hiç değilse PKK ile arasına mesafe koyması elindeki tek seçenekti…
Şimdi o da rafa kalktı.
***
Askerî müdahaleyi yaparız ya da yapmayız…
Belki biz girmeyiz, Irak hükûmeti üzerinden deneriz, o başka…
Ama içimize dönüp, “Kim, ne yaptı?”ya bakmamız lazım.
Nitekim muhalif medya, daha referandum yapılmadan “Giremezsiniz” borusu öttürmeye başladı.
CHP’nin “Tezkerenin uzatılmasına destek verdik. Niye girmediniz?” hamleleri de yakındır.
O zaman biz de ileride diyeceklerimizi şimdiden söyleyelim…
***
Öncelikle geçen hafta siz destek vermeseniz de, tezkerenin uzatılması AK Parti ve MHP’nin oylarıyla zaten kabul edilecekti.
Bunu geçin…
Cevap vermeniz gereken bir başka oylama var.
1 Mart tezkeresi…
***
Sene 2003…
AK Parti iktidarının ilk dış politika imtihanı…
Henüz Recep Tayyip Erdoğan Başbakan bile değil…
Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı, Abdullah Gül Başbakan…
ABD demiş ki; Gelin Irak’a birlikte girelim. Kuzeyi sizin kontrolünüze verelim.
O dönem Meclis’te sadece iki parti var.
AK Parti ve CHP…
İktidarın sandalye sayısı 361, CHP’nin 178.
***
Erdoğan ve Gül, oylama saatine kadar milletvekillerini ‘kabul’ için iknaya, firenin önüne geçmeye çalıştı.
“1. Körfez Savaşı’nda Turgut Özal’ın çabalarına rağmen kaçan tarihî fırsat kapımızda. Bugün reddedersek ileride çok pişman oluruz, bedelini de ağır öderiz” denildi.
Hatta ve hatta, ABD ve İsrail’in hayalini kurduğu, Türkiye için ileride büyük tehdit oluşturacak bir Kürt devletini önlemenin tek yolunun bu olduğu da anlatıldı.
CHP ise “Türkiye’yi savaş macerasına sokmayız” öngörüsüzlüğüyle milletvekillerine tam aksini anlattı, ret için gizli grup kararı bile aldı…
***
Ve bölgenin kaderini etkileyen vakit geldi çattı.
Kapalı oturumdaki oylamaya 533 milletvekili katıldı.
Sonuç hem Erdoğan ve Gül, hem de ABD için hayal kırıklığıydı.
264 kabul oyuna karşılık, 250 ret çıktı.
268 salt çoğunluk sağlanamadığı için tezkere reddedildi.
Yani sadece dört milletvekilinin ‘kabul’ etmemesiyle tarihin seyri değişti.
***
O dönem CHP Genel Başkanı olan Deniz Baykal’ın,
Ret için çırpınıp duran Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik gibilerin “Çok hayırlı oldu” böbürlenmelerini işitmişsinizdir.
Abdullah Gül, ret çıktığı için istifa etmeyi bile düşündüğünü açıklamıştı.
Erdoğan, Başbakan olduktan sonra tezkereyi TBMM’ye tekrar getirdi, hatta geçirdi…
Ancak bu defa da ABD “Kuzey Irak’taki müttefiklerimiz istemiyor” diyerek iş birliğini reddetti.
***
Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, 1 Mart tezkeresiyle kaçan fırsatı yıllar sonra şöyle anlattı:
“Tezkere geçseydi çok farklı olurdu. ABD ile çok güzel bir ‘Mutabakat Muhtırası' hazırlamıştık. Pürüzler küçük ayrıntılardaydı. Herkes işin parasal boyutuna bakıyordu ama, para o kadar önem taşımıyordu. Güvenlik ve idare konusunda çok avantajlı olacaktık. Tezkere geçseydi 4-5 tugay (20-25 bin asker) Irak topraklarına girecekti. Zaten Özel Kuvvetlerimiz oradaydı, onlar da takviye edilecekti. Sınır boyunca, özellikle geçiş alanlarında tampon bölge kurulacaktı ve uzun süre orada kalacaktık. Hem geçişler kontrol altında olacak, hem de gerektiğinde harekâtı oradan sürdürecektik. Kürt meselesi ayrı bir konudur, ancak PKK konusunda bugünden çok daha avantajlı konumda olacağımızı söyleyebilirim. Tezkere geçmeyince, anlaşma da imzalanamadı.”
***
Bugünkü tabloya adım adım işte böyle geldik efendiler.
Herkes geçmişini bilsin de, bundan sonra konuşacaklarının dozunu buna göre ayarlasın.
Sahi, bugün “Giremezsiniz” diye Türkiye’yi küçümseyenler, o günlerde neler yazmışlardı?
***
 
Biriniz şu teröriste cevap verin
 
Kandil’in, Kılıçdaroğlu CHP’sine mutat çağrılarından biri daha geldi.
PKK elebaşlarından Duran Kalkan, tezkere uzatma konusunda AK Parti ve MHP ile hareket eden CHP’nin yanlış yaptığını, bu zihniyeti değiştirmesi gerektiğini söyledi.
Kandil, daha önce de CHP’ye, HDP ile iş birliği için çağrılarda bulunmuştu.
Defaatle yazdım, yine yazıyorum;
Bu örgüt niye durmadan size çağrı yapıyor?
Ve siz bu kanlı örgüte neden hak ettiği cevabı vermiyorsunuz?
 
*****
 
Bir şey diyeceğim Kadir Abi…
 
15 Temmuz darbesinden üç gün sonra ABD’den geldin diye söylenmeyen kalmadı…
Gitmedin.
FETÖ’den tutuklu damadın serbest bırakıldı diye kıyamet koptu, AK Parti’ye denmedik laf bırakılmadı…
Gitmedin.
Darbeci hain Semih Terzi’nin mallarını üstüne alıp kurtarmaya çalışan baldızı, ödüllendirilir gibi, İBB’den tazminat ödenerek işten atıldı.
Yine gitmedin.
Durdun durdun…
Geri gönderdiğin 5 imar değişikliği dosyası belediye meclisinde kabul edilince istifayı bastın.
***
Eğer önceki tartışmalardan herhangi birinde istifayı bassaydın belki sen yıpranacaktın ama, partine yardımcı olacaktın.
Yapmadın…
İmar değişikliklerinden üçü CHP’li ilçe belediyelerinin sınırlarında olduğu hâlde, partini zan altında bırakacak zamanlamayla görevi bıraktın.
Bence hiç iyi yapmadın…