Yücel Koç

Bıçak sırtı bir dönemden geçiyoruz.
Ortası yok…
‘İstiklâl mücadelesi’ de içi boş bir laf değil…
Bu mücadelenin sonunda ya tam bağımsız Türkiye var…
Ya da -Allah korusun- eski Türkiye’yi mumla arayacağımız karanlık çukur…
             ***
Düşmanın gizlisi-saklısı kalmadı…
Etrafımızda olup bitenler bu mücadelenin yansıması…
Işıklı küreye el basmalar, tehdidin ete-kemiğe bürünmüş hâli…
Akabinde gelen Katar krizi, K. Irak referandumu, asıl hedefin Türkiye olduğunun açık işaretleri…
Belli ki dünyayı yöneten emperyalist gücü çok kızdırdık.
Elimizde tek seçenek var; ‘kurtuluş’ savaşını kazanmak…
             ***
Tarih; bugünlerde kimin ne yaptığını, nerede saf tuttuğunu kalın harflerle yazacak.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gibi, bu döneme ismini kazıyan bir başka lider de Devlet Bahçeli
Sayın Bahçeli, Türkiye’nin karşı karşıya geldiği her tehlikede üstüne düşeni hiç tereddüt etmeden yerine getirdi.
Siyasi hesapları bir yana bıraktı, ülkesinin ve milletinin yanında oldu.
Bu yüzdendir ki ‘üst aklın’ hedef tahtasına oturdu…
Ama hiçbir zaman pes etmedi, milim esnemedi.
Ülkücüler, FETÖ’nün her darbe girişiminde zaten meşru iktidarın yanındaydı.
15 Temmuz sonrası şekillenen Yenikapı Ruhu, vatanseverlerin kucaklaşma noktası oldu.
             ***
İhlas Medya yöneticileri olarak, perşembe günü MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yaptığımız bir saatlik ziyaret de böyle bir kucaklaşma ve minnet duygusunun neticesinde gerçekleşti...
Sayın Bahçeli’ye bu ülkenin yerli ve millî bir parçası olarak teşekkürlerimizi sunduk, “Bütün gücümüzle yanınızdayız” dedik.
Sağ olsunlar, kendileri de medya grubumuzun geçmişini çok iyi bilen birisi olarak, yayın organlarımızın yarım asra yaklaşan ‘millî’ duruşundan övgüyle söz ettiler.
Türkiye gazetesi ve TGRT’nin, Anadolu insanının sesi olarak yaptığı hizmetleri anlattılar.
Bunları Sayın Bahçeli’den dinlemek bizi ayrıca gururlandırdı.
Ülkücü camia ile İhlas’ın uzun geçmişe dayalı köklü bağları, bu görüşmede bir defa daha hatırlandı.
             ***
Devlet Bey’le resepsiyonlarda ayaküstü sohbet etmişliğim vardır.
Ancak hiç bu kadar uzun görüşme fırsatım olmamıştı.
Sert bir kişilik olarak bildiğimiz Sayın Genel Başkanın, otururken bile ceketinin düğmesini çözmeyecek kadar alçak gönüllülüğüne,
Düşmana âdeta gürleyen o sesin, dosta ne kadar kibar bir tona düştüğüne bizzat şahitlik ettim...
Mutlu oldum…
             ***
Biliyorum, çok kişi içeride başka ne konuşulduğunu merak ediyor…
Kendileri merhum Enver Ören Ağabey’le yakınlıklarını,
Savaşların medya üzerinden yönetildiği böyle bir dönemde Türkiye gazetesi ve TGRT’nin önemini,
FETÖ denilen hain örgütün geçmişte MHP’ye ve İhlas’a yaptıklarını anlattı.
Hafızama kazınan cümlesi, “FETÖ siyasette MHP’yi, ticarette İhlas’ı hedef almıştır” oldu.
Nitekim, daha önce bu köşede anlattığım, Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit’in kullanıldığı İFK’yı batırma operasyonunu yakından gözlemleyenlerden biridir Sayın Devlet Bahçeli...
Anlattığı bir başka anekdot hepimizi hayretler içinde bıraktı;
FETÖ, 1997’de vefat eden rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş’in cenaze namazını Fetullah Gülen’in kıldırması için çok uğraşmış.
Sayın Bahçeli, “Bunu ben engelledim” dedi.
             ***
Hülâsa; özlediğimiz, sıcak, samimi ve candan bir görüşme oldu.
Yüz yüze arz ettik, buradan tekrarlayalım;
Ülkemizin ve milletimizin düşmanlarına karşı dik duruşunuzdan dolayı size minnettarız Sayın Bahçeli…
 
 
Zor, oyunu bozar…
 
Bu fotoğrafı sosyal medyada gördüm.
Mesut Barzani’yi kimlerin gazladığını çok iyi anlatan bir kare…
Batılıların kuşatması altında Irak’ı, pardon elmayı bölüyor.
Etrafındakiler sözde gözlemci heyeti…
Solundaki Bernard Henry Lévi
Fotoğrafı paylaşan da o zaten…
Fransız…
Güya filozof…
Orta Doğu’da, Kuzey Afrika’da emperyalizmin ve İsrail’in çıkarları için her şeyi yapan bir isim…
             ***
Sağındaki ise Bernard Kouchner…
Fransa’nın eski Dışişleri Bakanı…
“Kürtlere devlet sözü verdik, tutmalıyız” diyen kişi.
Ayaktakileri de tek tek saymaya gerek yok herhâlde…
Tablo gayet açık ve net…
             ***
Sayın Cumhurbaşkanımız “Yeni Lawrence’lar bu defa başaramayacak” dedi.
Bu söz, doğrudan bu fotoğrafadır…
Önemli olansa şimdi bizim ne yapacağımızdır…
             ***
Devletimiz elbette birçok seçeneği deneyecektir…
Ama şahsen ABD’nin koltuğa oturttuğu İbadi’ye de,
FETÖ örneğinde gördüğümüz gibi, hamuru Batı’da yoğurulan Humeyni rejiminin yönettiği İran’a da güvenemiyorum.
Hele de Haşdi Şabi’nin yaptıkları ortada dururken…
İyi ama çıkış yolumuz ne?
Şahsi fikrim, ‘özyönetim’ hayaliyle kalkışma başlatanlara ne yaptıysak o…
Eninde sonunda geleceğimiz yer bu.
(Referandum sonrası PKK terör örgütü var gücüyle yoğun saldırıya geçti.
Amaç belli…
Türkiye’de sinir uçlarıyla oynayıp, Kürt-Türk ayrımını yeniden derinleştirmek ve terör örgütünün lehine çevirmek.
Her türlü provokasyonu deneyeceklerdir…
Bütün hesapları sadece Kuzey Irak için değil,
Aynı zamanda Türkiye’de 2019’da yapılacak seçimlere ayarlıdır…
Aman dikkat!)
 
 
Artık susma Sayın Baykal!
 
O ahlaksız kaset çıkınca Pensilvanya’ya selam gönderdin, suçu hükûmete yükledin.
Her şey ayan beyan ortadayken ayak direttin; AK Parti’ye yarar diye “FETÖ kumpasıdır” diyemedin.
Hükûmet defalarca “FETÖ’nün işi” dedi, ikna olmamış ayaklarına yattın.
Bak sonunda iddianame tamamlandı, sana kimin nasıl tezgâh kurduğu bütün detaylarıyla ortaya çıktı.
Şüphelilerin hepsi ByLock kullanıcısı…
Hatta görüntüleri internetten yayınlayan bile…
Gel gör ki, Deniz Baykal’dan çıt yok.
Niye susuyorsunuz Deniz Bey?
Yetmedi mi FETÖ’nün ekmeğine yağ sürdüğünüz…