Yücel Koç

Dedik ki;
Biz dostuz, dindaşız, akrabayız…
Dara düştüğünüzde elinizden yine biz tutarız.
Gazlayanları bırakın, aramızı açmayın.
O ne dedi?
“Devlet kurmak hayalim…
Referanduma giderim.
Kerkük’ü vermezseniz, Diyarbakır’a gelirim”
Öyle mi?
***
Türkiye’de nerelere göz koyduğu, televizyonlarının hava raporlarında bile ortadaydı…
Alttan al, üstten al…
Vazgeçmedi…
Neydi Barzani Efendi’nin hayali?
Türkmen şehri Kerkük’ü de içine alan bir Kürt devleti…
Sonrası; bu devleti, Suriye’deki PKK/PYD bölgesiyle buluşturmak…
Yanına İran’dan, üstüne Türkiye’den toprak koparmak…
***
Peki, Peşmergeleri namlu görür görmez tüyen Barzani, hangi güçle yapacaktı bunu?
Türkiye’ye ikiyüzlülük yaparak sahip çıktığı PKK’lı teröristleri yetmez…
Öyleyse…
Bayrağını salladığı İsrail’in,
Elma soyarken poz verdiği Lawrence’lerin desteğiyle…
Onun eli elma soyarken, bizimki armut topluyor sanki…
***
Cumhurbaşkanı Erdoğan, açık açık uyardı…
“Vazgeç, yoksa elindekinden de olursun” dedi.
Dinlemedi…
O Erdoğan ki, çözüm sürecinde de, sonrasında da ‘siyasi risk’ alıp, O’na dostça yaklaşmaya devam etti.
Sonuç…
Kardeşliğe karşı kalleşlik…
Müslümanlık ise zaten lafta…
Filistin örneği ortada dururken, Müslüman mahallesinde İsrail bayrağı sallamak, ‘aptallık’ kılıfıyla masumlaştırılabilir mi?
***
Bu kalleşliğin bir başka örneğini, Diyarbakır’da Megri Megri diye türkü söylettiğimiz türkücü bozuntusu Şivan Perver gösterdi.
FETÖ’cülerin internetten yaptığı yayına katılıp, FETÖ elebaşını övdü, Türkiye’ye olmadık hakaretler yağdırdı, tehdit etti.
Cibilliyet meselesi demek ki…
 
***
Sadede gelelim…
Amma tezgâha geldin, amma vazifen buydu…
Sen yapacağını yaptın Barzani…
Şimdi birileri buraları görmezden gelip, Türkiye’ye fatura kesme peşinde…
Başlıca amaçları, çözüm süreciyle kazandığımız Kürt vatandaşlarımızla aramıza yeniden nifak sokmak…
Barzani’ye, “Bu ihaneti niye yaptınız?” diye sormadan, Türkiye’ye yüklendikleri sorulara bak;
- Kürtler devlet kursa n’olurdu?
Haşdi Şabi geldi diye Kerkük huzur mu bulacak?
- İran, Türkiye eliyle daha fazla güç kazanmadı mı?
Birileri zaten Barzani’yi devirmek istiyordu. Bu seçenek kime yaradı?
- ABD’nin istediği asıl şimdi olmadı mı?
Falan, filan…
***
Öyle bir tablo çiziyorlar ki;
Sanki Kerkük’te tapu dairesini, nüfus idaresini yakıp, yerli halkın mallarına çöken bunlar değildi…
Haşdi Şabi kötü de, PKK sanki iyiydi?
Buna sebep olan Barzani değil, sanırsınız Türkiye’ydi…
***
Netice…
Bunlar belâ ise, bırakın başımıza sardığınız bu dertlerin çözümünü biz düşünelim.
Türkiye, Suriye’de yeterince tecrübe kazandı.
Baktık olmadı…
Geceler bitmedi ya…
*******
 
Baba Barzani’nin vasiyetini dinleseydi…
 
Yeryüzünde kimi sayarsan say…
Müslüman Türk’ün de, Kürt’ün de, Afgan’ın da, Afrikalının da, Boşnak’ın da, Malay’ın da, Çerkez’in de tek güvencesi var; Türkiye…
Tarih öğretmiştir ki; Türkiye’ye ihanet eden, dinine, milletine eder…
***
Sağ olsun, bizim Fatih Selek hatırlattı.
Mesud Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani’nin oğluna vasiyeti şuydu;
Ben bugün varım, yarın yokum. Başınız derde düşse de, düşmese de Türklerle temas kurun. Onlara güvenin ve dayanışma içerisinde olun.
Bosnalıların efsane lideri Aliya İzzetbegoviç de ölüm döşeğinde Erdoğan'ı çağırmış ve demişti ki;
Bosna size emanet, buralar Osmanlı bakiyesi. Sahipsiz bırakmayın.
Azeri lider Haydar Aliyev’in, evladı İlham Aliyev’e vasiyeti de şöyleydi;
Gaz ve petrol millî servetimizdir. Bu serveti Türkiye’deki kardeşlerimizle paylaşmamız gerekir.
Rauf Denktaş da oğluna ölmeden şunu öğütlemişti;
İnançlı ol, imanlı ol. Kendi kişiliğinden vazgeçme. ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ diyerek gurur duy. Türkiye gökten inmedi, tarihini bil.
 
*******
 
M. Ali Şahin’in hatırlattığı fıkra
 
Vakti zamanında İstanbul’da çapkınlığıyla meşhur bir kayıkçı varmış…
Bu adam öyle nam salmış ki; dişli, kendine güvenen bir kadın (feministti herhâlde) bu adamı bulmuş, kayığına binmiş, “Çek kürekleri” demiş.
Niyeti, böyle bir şeye teşebbüs ederse dersini vermekmiş.
Kayıkçı açılmış boğaza, ha bire kürek çekiyor.
Karşı kıyıya yaklaşmışlar ama, şöyle dönüp yan bile bakmıyor.
Kadın dayanamamış;
Sana çapkın bir adam diyorlardı. Kayığına bineni affetmez, diyorlardı.
Adam gülümsemiş;
Derleeer, derler… Şimdi sen bu kayığa bindin ya! Yapmasam da yaptı derler…
***
Üç yıl önce eşini kaybeden 67 yaşındaki Meclis eski Başkanı Mehmet Ali Şahin, geçtiğimiz günlerde eski sekreteri 39 yaşındaki Zuhal Fırat ile evlendi biliyorsunuz.
O günden beri de gündemden düşmüyor…
Eee!
Gelin hanım sekreter, siz de bu kadar göz önünde biriyseniz…
Derleeer, derler…