Yücel Koç

FETÖ ile en ufak bağlantıları olmamıştır...
Asla olmaz da...
Sadece, 17/25 Aralık yargı darbesi girişiminde, FETÖ'nün servis ettiği propaganda malzemelerini aylarca yayınlamışlıkları vardır...
“Rüşvet Dolu Ayakkabı Kutusu” manşeti gibi mesela...
Bir de, “Fetullah Gülen çok sert eleştirdi: Firavun gibi zannetmeye başlar ama…” diye başlayan hakaret ve tehditleri hiç aksatmadan servis etmişlikleri olmuştur.
            ***
FETÖ'nün kamikaze hâkimleri ya da FETÖ elebaşının Humeyni gibi dönerse yerleşeceği Ankara İncek’teki sarayı hedef alan tek haber yapmamışlardır ama…
FETÖ yayın organları ile birlikte ‘altın klozet’‘bilmem kaç milyonluk masa’ diyerek devletin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi hakkında aylarca yazıp çizmişlikleri vardır, o kadar...
Bir de Urla villaları ve tape’lerin üzerinde tepinerek örgüt medyasına verdikleri desteği saymazsak eğer...
Fuat Avni gibi örgütün trollerine sözcülük etmelerini de problem etmemek gerek...
            ***
Kim, ne derse desin, inanmayın sakın...
Bunların yazarının, Gezi ve 17/25 Aralık için "Bizim başaramadığımızı Fetullah’la ekibi başardı" demesine, 
Ekim 2015’te de tutup "Şimdi cemaati savunma zamanı" diye yazmasına "Vay arkadaş! Bunlar ne cevval FETÖ düşmanıymış" açısından bakın...
            ***
Sadece FETÖ değil, her alanda böyle bakmak gerek...
Örneğin; en çok onlar vatanseverdirler...
İntihar bombacıları için “Kendi canına kıyan insanların asil eylemi” deseler de,
Savcı Selim Kiraz’ı şehit eden katillerin skandal fotoğrafını ve Atatürk Havalimanı’nda katliam yapan DEAŞ’lı teröristin polisi vurma anını yayınlasalar da,
Paris saldırganı ile ilgili “2 saldırganda sahte Türk pasaportu çıktı” başlığıyla Türkiye’yi hedefe koysalar da,
Hollanda, Dışişleri Bakanımızın konuşmasını engelleyince, “Çavuşoğlu’na Hollanda’dan büyük şok!” başlığıyla bir tek zil takıp oynamadıkları kalsa da,
Referandum öncesi; Paraguay’daki olaylar üzerinden “Parlamentoyu yakın-yıkın” mesajları verseler de,
Paris’te bomba patlayınca “Fransa çocuklarına ağlıyor”, İstanbul’da patlayınca doğrudan hükûmeti hedef alan “Lanet olsun” başlıkları atsalar da,
Devletin kız yurdunda terör propagandası yapıp öğrencileri tehdit eden PKK’lı kız uzaklaştırılınca, ‘Kürtçe konuştuğu için yurttan atıldığı’ yalanıyla kışkırtma yapsalar da,
Türkiye düşmanlarını yüceltip, Türkiye’yi ve Türk milletini zayıf, aciz gösteren karikatürler yayınlasalar da...
Bunlar, vatanlarını çok sevdikleri içindir...
            ***
Bitmedi...
Faşist, diktatör hep başkasıdır, onlar su katılmamış demokrat…
Sandığa giden vatandaşa, “Oy kullanmaya giderken beyninizi de yanınıza almayı unutmayın” uyarısında bulunsalar da…
Yazarları;
-“Hep yazdım ve hep yazacağım. Sandık, Türkiye’yi yozlaştırıyor, gericileştiriyor. Rantın sembolü hâline getirilen sandık, artık demokrasinin önündeki en büyük engeldir. Bu demokrasi yutturmacası böyle gitmez/gidemez. Demokrasi, Gezi direnişi ile ayağa kalkmalıdır.”
-“Hâlâ bu AKP’ye oy veren emeklilere, değil ikramiye, maaş bile vermemek lazım” deseler de,
Gazetelerine “Yerli ve millî diyene bak” diye bakanların kökeniyle ilgili iğrenç yazılar yazıp, açıkça bölücülük yapsalar da...
 “Demokrasiyi; eğitimsiz, cahil toplumlara öğretmek boşa harcanan çabadır” karikatürü bassalar da...
Onlar demokrattır, kimse demokrasiyle bağlarını sorgulayamaz.
            ***
'Halkçı'dırlar...
Ve iflah olmaz biçimde insan sevgisiyle doludurlar...
Soma’daki faciada ölen 301 madenci için “Maden kazasında ölen çocuklar, Tayyip Erdoğan’ın seçim mitinglerine parayla taşıdığı işçiler. Yani bu olan biten normaldir, hatta müstahaktır bile denebilir” şeklindeki insancıl yaklaşımları buna örnektir mesela..
Mustafa Koç’un ölümü açıklanır açıklanmaz “Koç Holding hisselerinin son durumu” haberi vermeleri bir başka misal...
Hele Sakarya’da çocuklarının gözü önünde tecavüze uğrayıp vahşice katledilen Suriyeli kadın için yazdıkları yok mu...
“Kadın güzelliği ile dikkat çektiği için katilin olayı gerçekleştirmiş olabileceği” vurgusu...
Bakın, katil de insanmış...
Demek ki olaya sapıkça baktığınızda, oradaki insani tarafı da görebilirmişsiniz.
            ***
Hepsi bir yana, bunlar aynı zamanda müthiş habercidirler...
Lice’de “Atatürk’ün heykelleri yıkılıyor” derler, Ukrayna’daki Lenin heykeli çıkar,
"Adil Öksüz şehir şehir gezdi" derler, hiç alakasız biri çıkar...
Sosyal medyada uydurulmuş ne kadar yalan varsa bunlar yayar...
Haberlerini sürekli yetkili merciler yalanlar, görüntüler yalanlar, şahitler yalanlar, onlar hiç yılmaz, yenilerini bulurlar...
            ***
İnançlarla problemleri zaten olmaz…
Bolca İslama hakaret içerikli karikatürler ve yorumlar yayınlarlar.
Bir kadının başı kapalı olması her türlü hakaret ve küfür için yeterli sebeptir.
Başörtülü milletvekili için “AKP’li vekil, yarım değil tam kadın çıktı” başlığını atarlar.
Sümeyye Erdoğan’a bile sırf bu yüzden demediklerini bırakmazlar.
Okurlarında da bu hassasiyetlere sahip tipler vardır.
Güvenpark’taki patlamada şehit olan vatandaşlarımız için “Tesellimiz, ölenlerden biri başörtülü” yazarlar.
Dava açan olursa da hemen 'ifade özgürlüğü'ne sığınırlar...
Yolda karşılaştığı başörtülüye durduk yerde yumruk atan,
Evladının şehadet haberini alınca, “Bizim ümmetimiz, milletimiz, vatanımız sağ olsun. Allah bu millete zeval vermesin. Siyonistlerle, kâfirlerle, haçlılarla cihat ederken benim oğlum şehit oldu. Bundan şeref duyuyorum” diyen babaya ağza alınmayacak küfürler edip, şehit maaşı alacağı için sevindiğini yazabilecek alçaklıktaki kafanın tıpatıp benzeridir bu...
            ***
Yeter beyninizi ütülediğim...
Kimden mi bahsediyorum?
Son dönemin modasına uyup;
'Yaptıklarını gizle, mağduru oyna' moduna geçen Sözcü gazetesinden...
Bizim mahalleden birkaç arkadaş 'sadece iddianame üzerinden' verdikleri ifadede, delillerin yetersiz olduğunu söyleyip, tutuklu garibanları savundu ya...
Yedikleri herzelerin çok az kısmını yukarıda sayabildiğim gazete, zeytinyağı gibi suyun üstüne çıkma derdine düştü...
Tıpkı geçmişte 10 yılda bir darbeler yapıp, Başbakanı, bakanları asanların bugün her şeyi unutturup 'mağduruz' demeleri gibi...
Ha!
Sözcü diyorsa ki; "Bir tek ben mi yaptım? Niye sadece bana dokunuluyor?"
Orada da sonuna kadar haklı tabii ki...
Not: Yurt dışına çıkacağım için bu yazıyı yayından iki gün önce kaleme aldım. Bu sırada aynı konuyu işleyen olursa kusurumuza bakmasınlar.
 
 
Haftanın soruları...
 
TEOG'du, MTV'ydi derken, cam filmine ceza işine de Cumhurbaşkanı el attı. Bakalım sıradaki mevzu ne olacak?
Bankaya, çamurlu diye yalın ayak giren Rukiye Nine'nin ayakkabılarına hangi müze sahip çıkacak?
"Sınav sistemi ya yine değişirse" diye tedirgin olan öğrenci ve velilerin sistemafobi hâli nereye varacak?
15 Temmuz'dan bir gün önce Ankara'ya "darbe" uyarısı yapan Dugin'in, şimdi de "ABD, Türkiye'ye ekonomik yaptırıma hazırlanıyor" öngörüsü ne kadar tutacak?
AK Parti'nin Atatürkçülüğü CHP'nin tekelinden kurtarma çabası ne denli başarılı olacak? CHP'li seçmen, AK Parti'ye ne oranda teveccühle yaklaşacak?
 
 
İşte budur başkan...
 
Ankara'nın yeni Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna işe hızlı başladı.
'Hayırlı olsun' ziyaretçilerini "Gelmiş kabul ediyorum. Zamanımız yok" diyerek kibarca geri çevirdi.
Benim bundan daha çok hoşuma giden icraatı ise bütün belediye yöneticilerinin istifasını istemesi oldu.
Genel sekreter yardımcıları, daire başkanları ve belediyeye bağlı şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin tamamı...
Hatırlarsanız, 'metal yorgunluğu'na çare olarak, AK Parti için de aynı öneride bulunmuştum.
Partisinin yapamadığını, başkan yaptı.
Şimdi kimse "Niye ben?" demeyecek, "Acaba ByLock mu var?" diye şüphe ve dedikodu çekmeyecek, herkes sadece işini yapacak.
Yapamayanın istifası işleme konacak.
Demek ki neymiş...
Aklın yolu birmiş...