Yücel Koç

Şuna hazır olun; önümüzdeki dönemin tartışması ‘partiler arası ittifak’ olacak.
Yüzde 50+1 için başka seçenek yok…
Bunu tek başına almış ve alabilecek en güçlü isim Recep Tayyip Erdoğan…
Onun da Meclis’te çoğunluğu riske atmamak için buna ihtiyacı var.
MHP, bu sebeple kilit parti…
Erdoğan ve Bahçeli’nin yakaladığı uyuma bakınca, yeni sistem iki partiyi birden iktidara taşıyacak demek ki…
***
Şimdi ‘Hayır’cıların dillendirdiği tez şu:
Koalisyon olmayacak diyordunuz, yeni sistemde hepten koalisyona muhtaç olduk.
O iş öyle değil işte…
***
Koalisyon dediğiniz, 7 Haziran sonrası çok uğraştığınız CHP-HDP-MHP hükûmeti gibi, üç benzemezi bir araya getirme çabanızdı.
Vatandaş sandığa giderken de bu hesaba göre oy vermemişti.
Bugün konuşulan ‘ittifak’ta ise en baştan kimin kiminle hükûmet kuracağı belli.
Bunun adı da olsa olsa, o hiç ağzınızdan düşürmediğiniz ‘toplumsal barış’ olur.
***
Meral Akşener’in, “CHP ile ittifak düşüncemiz yok” sözünü bir kenara not alın…
Türkiye, er ya da geç, doğal süreç olarak, iki partili sisteme gidecektir.
Herkes, mecburen safını belli edecektir.
Ve bu, seçmenin gücüdür…
Çok da hayırlı olacaktır.
 
************
İhanet etmediler, görevlerini yapıyorlar
 
Kral Selman’ın, Trump ve Sisi ile birlikte ışıklı küreye el basması, küresel aktörlerin bizzat devreye gireceğinin işaretiydi.
Nitekim öyle de oldu.
Artık taşeron örgütler yerine, doğrudan devletler ön safta…
Bölgede Batı’nın en sadık piyonları kimmiş, o da belli oldu.
Bir süredir Medine gibi mukaddes şehirlerimize saldırılarla altyapı hazırlanıyordu belli ki…
Şimdi eteklerdeki taşlar dökülmeye başladı.
İngilizlerin bir asır önce kurduğu Riyad’daki Vehhabi yönetim İsrail için yeni bir kuşak oluştururken, bir zamanlar bizim din cahillerinin ağzının içine baktığı sözde din adamları harekete geçirildi.
Mısır’da, Vehhabilikten türeyen Selefilerin kalesi El-Ezherci’lerle birlikte akılalmaz fetvalar üretildi.
Ne dediler?
İsrail’le savaş caiz değil.
***
Suudi Arabistan’ın uydusu, Türkiye düşmanı Birleşik Arap Emirlikleri de, Katar krizinde olduğu gibi ön safta.
Komutanları diyor ki;
ABD ağabeyimiz, İsrail kardeşimiz.
***
Buradan çıkan birinci sonuç şu:
Dinde reform isteyenler,
Ilımlı İslam diyenler en başta İsrail’e hizmet ediyormuş.
Tıpkı FETÖ gibi…
***
İkincisi;
Dünyada terör örgütleri yok,
Terör devletleri var.
Ve herkes kuruluş amacına hizmet ediyor.
***
Üçüncü sonuç;
Ortada tuhaf bir durum var…
Şia’yı kuran Yahudiler olduğuna göre...
İsrail devleti, niye İngilizlerin kurduğu Vehhabilerle iş birliği yaparak, Şia’nın başını çeken İran’la savaşa hazırlanıyor.
Durun, durun…
Daha göreceklerimiz bitmedi demek ki…
 
************
 
Kılıçdaroğlu’nun millî davası
 
Gezi’nin, 17/25 Aralık’ın, 15 Temmuz’un Türkiye’yi hedef alan darbe girişimleri olduğuna hâlâ inanmayan var mı?
Var…
CHP Genel Başkanı…
Ortada söylediklerini çürütecek onca delil varken, ısrarla Gezi’yi, FETÖ’nün açıkça sahiplendiği 17/25 Aralık’ı savunuyor, 15 Temmuz’a ‘kontrollü darbe’ demeye devam ediyor.
Ana muhalefet partimizin lideri, 15 Temmuz’da FETÖ’cülerin bombaladığı gazi Meclis’imizin çatısı altında, 17/25 Aralık’ın devamı niteliğinde şu cümleyi sarfetti:
Reza Zarrab için neden bu kadar telaşa kapılıyorsun? İran Zencani’yi yargıladı, biz ise üstünü kapattık. Şimdi ağlıyorlar ‘bu millî dava’ diye. Hırsızlığın millîsi mi olur?
NATO’daki skandala da ‘tiyatro’ diyen kafadan bu beklenirdi zaten.
***
Kılıçdaroğlu’na şunları soralım o zaman:
Bugün ABD’nin elinde rehin olan ve Türkiye’ye karşı ifade vermeye zorlanan Reza Zarrab, o dönem Türkiye’nin parasını mı çaldı, İran’la ticarete aracılık ederek Türkiye’ye para mı kazandırdı?
- Mevzu Türkiye’nin parasını çalmak ve yolsuzluk olsaydı, ABD yargılar mıydı?
Mesele Türkiye değil; senin savunduğun yolsuzluk, hırsızlık gibi şeylerse Halkbank Genel Müdürü neden tutuklandı?
- ABD, Zarrab’ın hesaplarına niye bloke koymadı? Yurt dışındaki parasına hangi akılla dokunmadı?
Davayı Türkiye’ye tazminat ödetmek üzere kurgulamaları seni hiç mi rahatsız etmedi?
- Kurguyu yöneten savcıların FETÖ ile iltisakları hiç mi dikkatini çekmedi?
Sevindiğin nedir? ABD dâhil, bütün Batı şirketleri İran’la çatır çatır yıllardır ticaret yaparken, Türkiye’nin, parmak sallamalara aldırmadan, komşusu İran’la ticaretten cezalandırılmak istenmesi mi?
***
Gelinen nokta o ki, ABD’nin Zarrab’la bir derdi yok…
Sadece FETÖ’nün ürettiği 17/25 Aralık darbe girişiminden devamla Türkiye’yi ekonomik ve siyasi olarak sıkıştırmaya çalışıyorlar.
Bu operasyonu çekerken, Türkiye’de birilerini fena kullanıyorlar.
Kimin hangi davayı güttüğü artık çok belli değil mi?