Yücel Koç

Seçim sürecinin en çok konuşulan ismiydi şüphesiz…
Ve -şayet sonuç değişmezse- en çok yıpranan, yıpratılan ismi…
Binali Yıldırım.
            ***
Nasıl olduysa atlamışım…
Bizim mahalleden bir güruh, YSK’nın sonuçlarında Ekrem İmamoğlu’nun önde olduğunu görür görmez, sosyal medyadan Binali Bey’e veryansına başlamış.
Sonra n’olduysa apar topar silmişler.
Alınan ekran fotoğraflarını gördüm, içler acısı.
Belli ki, birileri faturayı Binali Bey’e kesmeye kalkmış.
Bunun anlamı, en hafif yorumuyla siyasi körlük
-Ki şahsi görüşüm kasıtlı hedef saptırıldığı.
​            ***
Her neyse, onların hesabı-kitabı bizi ilgilendirmez.
Hakikat şu ki, Binali Yıldırım gerçek bir dava adamıdır.
Cumhurbaşkanımıza samimi dava arkadaşı olduğunu, her çetin imtihanda zaten göstermiştir.
O yaşta haftalarca, her gün iki-üç saatlik uykuyla çalıştığını ekibinden defalarca dinledim, bir bölümüne de şahit oldum.
Bunun üstüne, bir de faturayı Binali Bey’e kesmeye kalkışmak ne izana sığar, ne de vicdana.
Eşi Semiha Hanım, şahsına yönelik alçakça saldırılara karşı nasıl hanımefendiliğini koruyup, sükût ile cevap veriyorsa…
Binali Bey de paçasına takılan dikenlere aynı üslupla, beyefendiliğini ve sessizliğini koruyarak en anlamlı karşılığı vermekte.
​            ***

Benzer bir duruş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’da da görülmekte.
Önceki gün, Cumhurbaşkanımızın cuma namazı çıkışında Binali Yıldırım’la birlikte çekilen fotoğrafları dikkatimi çekti.
Namaz öncesi AK Parti Genel Merkezi’ndelerdi…
Sonra beraber Başyazıcıoğlu Camii’ne geçip namaz kıldılar.
Yanlarında külliye ve partiden yoğun kalabalıklar yoktu.
Tanıyıp görebildiğim isimler AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Ankara Valisi Vasip Şahin…
Ankara adayı Mehmet Özhaseki de cuma namazında aynı camideymiş.
O kadar…
​            ***
Çıkışta Binali Bey’in yüzünde zoraki bir gülümseme vardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise sevgi gösterisinde bulunan vatandaşları her zamanki tebessümle selamladı.
Ardından, bir hafta önce İstanbul’da kıldıkları cuma namazının aksine, bu defa hiçbir açıklama yapmadan tekrar AK Parti Genel Merkezi’ne geçtiler.
Dışarı yansımayan mevzuların Genel Merkezde enine boyuna konuşulduğunu tahmin etmek zor olmasa gerek.
​            ***
Bildiğim hiçbir şey yok ama…
Hava durumuna bakacak olursak eğer…
Bu sessizlik, büyük fırtınaya işaret.
Büyük fırtına kopunca yıldırımlar düşecek, şimşekler çakacak…
Ve bu seçimin faturası, birilerine fena patlayacak.
Cumhurbaşkanı “Vaki olanda hayr vardır” demiyor muydu?
Belli ki öyle olacak.
 
*****************
 
İstanbul’dan önemli…
 
31 Mart’ta bazı şehirlerin kaybedilmesinden çıkarılacak ders, hem AK Parti, hem de ülkemizin geleceği için büyük bir fırsata dönüşebilir.
Çünkü, dünyada taşların yerinden oynadığı, beka problemleriyle kuşatıldığımız, içeride açık ihanetlerle karşılaştığımız bu tarihî süreçte, AK Parti ve Cumhur İttifakı halkımızın en büyük umudu.
İttifakın aldığı yüzde 52’ye yakın oy, bunun tescili zaten.
Fakat, toplumda birlik ve kenetlenmeyi sağlamak için, bunu önce parti içinde, hatta ittifakta temin etmek önemli.
Bu yüzdendir ki, sonuç değişmez ve İstanbul’u kazanamadığı kesinleşirse, Binali Bey’e İBB Başkanlığından daha önemli bir vazife verilmeli...
Parti, dava şuuru ve bilincine sahip olmayanlardan temizlenip, 2023’e daha sağlam gitmeli.
Bu belki de İstanbul’u kazanmaktan çok daha büyük fayda sağlayacaktır.
 
 
****************
 
Adım adım geliyorlar
 
Beka deyince birileri çok rahatsız oluyor ama, olsun.
Biz doğru bildiklerimizi dün nasıl anlattıysak, bugün de söyleriz.
Onların derdi magazinle, sporla, müzikle, yarışmayla falan toplumu morfinleyip, yeniden uykuya yatırmak çünkü…
Oysa etrafımızda olan bitene bir bakın…
Gözünü Doğu Akdeniz’deki zengin doğalgaz ve petrole diken İngilizler Kıbrıs Rum Kesimi’ne yüzün üzerinde F-35 gönderecek.
ABD zaten burada, İsrail’le birlikte ha bire ortalığı karıştırıp, parsa toplamakta.
Suriye’nin kuzeyinde İsrail için yeni alan oluşturan terör örgütü YPG’yi korumak için NATO’nun askerî güç göndereceği iddiaları dolaşıyor ortalıkta.
İran zaten ablukada…
Suudi Arabistan’ın tam karşısında, Kızıldeniz’e kıyısı olan Sudan’da, Türkiye’ye Sevakin’i üs tahsis eden Ömer el-Beşir darbeyle devrildi.
Darbenin arkasında Suudi Arabistan, BAE, Mısır var, şimdi onların adamı işbaşında.
Aynı şekilde Libya’ya da el attılar, Türkiye ile iş birliği yapan hükûmeti deviriyorlar.
Türkiye ile yakın ilişki kuran Cezayir de karmakarışık.
Detayları bugünkü gazetemizin manşetinde olduğu için tafsilatına girmiyorum.
Söyleyin bakalım, beka meselemiz var mı, yok mu?
Daha önemlisi…
Türkiye ile ilişki kuran liderleri bile teker teker deviren ‘küre’ciler, bizim için hangi hesapları yapıyordur?