Yücel Koç

İstanbul’un CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu dün mazbatasını aldı.
Öncelikle hayırlı olsun.
Fakat, AK Parti’nin ‘seçimin yenilenmesi’ yönündeki itiraz süreci devam edecek.
Çünkü pek çok soru havada kaldı.
***
Bu seçimde bir şeylerin normal gitmediğinin en bariz göstergesi şuydu;
Cumhur İttifakı Ankara’da 25 ilçeden 22’sini,
İstanbul’da 39 ilçeden 25’ini alırken, nasıl oldu da büyükşehirleri kaybetti?
YSK’ya İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçiminin iptali için üç valiz dolusu belge götüren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, dün detayları anlattı.
Çok çarpıcı bilgiler verdi.
Onlardan birisi şuydu;
“Geçersiz oylar daha çok ilçe belediyelerinde olur.
Bu defa odak büyükşehirdi, ilçeyle uğraşamadılar.
Bir tarafa bütün enerjimizi sarf edelim dediler ve böyle davrandılar.”
***
Yavuz, 39 ilçenin tamamında kanunsuzluk yapıldığını, bunların da çok büyük oranda sandık başkanları eliyle büyükşehir belediye başkanlığı pusulasında olduğunu belirtti.
Özetle şu tespiti de önemliydi;
‘24 Haziran seçimleri öncesinde başlayan bir kurgu var.
Niçin 24 Haziran seçimlerinde değil de bu seçimlerde yaptılar?
Çünkü 24 Haziran seçimlerinde yapsalar en fazla bir milletvekilliği değişirdi. Yani çok şey değişmiyordu.
Ellerindeki bütün imkânları İstanbul’da el değiştirmek için hazırladılar.
Bu işin beyin takımı neresiyse, orası bütün güçleri birleştirmeyi becermiş. Yasal gayri yasal bütün yapılardan istifade etmiş.’
***
Diyeceksiniz ki, geçersiz oylar sayıldı, tutanaklardaki yanlışlar düzeltildi ama, aradaki fark kapanmadı.
AK Parti, İstanbul’daki sandıkların henüz yüzde 10’u kontrol edildiğinde bile farkın 29 binden 12 bine düştüğünü, bütün sandıklarda hile olduğunu, tamamı kontrol edildiğinde tablonun tamamen değişeceğini savunuyor.
Bu çok haklı bir talepti fakat, YSK bütün oyların yeniden sayılmasını reddetti.
Gerekçe olarak, her sandıktan belge istedi.
“İşte şu kadarcık sandıkta tespit edebildiklerimiz ve neticesi. Tamamına bakın, aynı sonucu göreceksiniz” dedi, YSK’ya dinletemedi.
***
Oysa, bütün bu usulsüzlüklerin kaynağı bizatihi kendi hatalarından kaynaklıydı.
Bu noktada da AK Parti’nin ortaya koyduğu çok haklı bir gerekçesi var.
Nedir o?
İstanbul’da kanuna aykırı olarak sandık başlarına konulan ve kamu görevlisi olmadıkları tespit edilen 19 bin 623 kişi.
Bu, asla olmaması gereken bir husus.
Üstelik bunların içinde kamudan ihraç edilenler, görevden uzaklaştırılanlar, emekliler, belediye işçileri var.
Hatta bahçıvan, hademe, aşçı...
AK Parti, şimdi seçim kurullarının yetkisindeki bu usulsüzlüğe itiraz ediyor.
Yavuz, buna da güzel bir örnek verdi dünkü toplantıda;
“Misal; birisi Valiliğe gitti, silah ruhsatı için imza istedi.
Valinin imzası diye oradaki hademe imzaladı, ruhsatı aldı.
Daha sonra polis çevirmesinde imzanın valiye ait olmadığı anlaşıldı.
Ne olur?
Ruhsat iptal edilir, silah geri alınır.
İmzayı valinin attığını zanneden kişide suç yok.
Ama yeni bir dosya hazırlayıp, tekrar başvurması gerekir.
Şimdi CHP diyor ki; bana ne, ruhsatım var.
Var da kardeşim, imza doğru değil.
O yüzden bunun geri alınması gerekir diyoruz.
Yeniden ruhsat için başvurulması gerekir.
Seçimin iptali yolunun denenmesi gerektiğini bu yüzden söylüyoruz.
Kanun çok net, genelge çok net.
İddia değil, kanuni temeli olan bir gerçeği ifade ediyoruz.
Bütün sistem sandık başkanları üzerinden yürür.
Seçim günü torbalar sandık başkanları tarafından teslim alınır.
O adam kamu görevlisi değilse ne yapıyor, kimsenin bildiği yok.’
***
Binali Yıldırım’ın dediği gibi, bu seçim gerçekten murdar olmuştur ve Yüksek Seçim Kurulu, çok ciddi güven zaafı oluşturmuştur.
AK Parti, kendisine verilen her bir oyun sorumlusudur ve hem kendisinin, hem de kendisine oy veren seçmenin hakkını korumakla mükelleftir.
Burada asıl mahcup olması gereken, belgeleriyle birlikte, şimdilik sadece 17 bin oyun kendisi lehine çalındığı tespit edilenlerdir.
Ortada hiçbir vukuat yokmuş gibi hareket etmek, en hafif tabiriyle vicdansızlık olur.
Haa!
Bunu yapan FETÖ gibi terör örgütleri ise şayet, ki kuvvetle muhtemel öyledir…
“Terör örgütlerinin işi bu. Sen niye tedbirli davranmadın?” diye sormak da seçmenin en doğal hakkıdır.
Önce şu kriz çözülsün, orası çok su kaldıracak.