Yücel Koç

AK Parti, 31 Mart’ta öyle gafil avlandı ki…
En güvendiği yerlerden vurdular yine…
17 yıldır iktidarda olduğu için derdini anlatmakta da zorlanıyor.
Küsüp sandığa gitmeyenleri bir kenara koyarsak eğer…
Beka ve ‘hizmet aksar’ endişesiyle AK Parti’yi destekleyen seçmen, “Bana ne! Sandığa gittim, görevimi yaptım. İktidar değil misin, korusaydın oyumu” diyor.
Haklı mı?
Elbette…
              ***
Oysa, AK Parti-MHP ittifakına karşı o kadar sıkı hazırlık yapılmış ki büyükşehirlerde…
Hele de İstanbul’da…
19 bin 538 sandığın başına kanunlara aykırı olarak korsan isimleri oturtmuş adamlar.
Ne yazık ki, AK Parti’nin, seçim öncesi buna karşı yapabileceği hiçbir şey yoktu.
Çünkü, bu isimler seçim öncesi partilerle paylaşılmıyordu.
Belli ki, istihbarat da uyanmamış.
AK Parti zannetmiş ki, her seçimde olduğu gibi, kaymakamlıkların ilçe seçim müdürlerine bildirdiği ‘kamu görevlisi’ isimler sandık başında olacak.
Oysa, gizli bir el devreye girip yaklaşık 20 binini değiştirmiş, haberleri yok.
Düşünsenize, her biri bir oy kaydırsa bile işlem tamam.
CHP’nin, yaklaşık 13 bin oy farkıyla mazbata aldığını hatırlatmak isterim.
              ***
Üst akıl, çok profesyonel hazırlık yapmış, belli…
AK Parti ve MHP itiraz etti, YSK’ya bavullar dolusu belge verildi.
YSK’nın seçimi yenilemesi için, sırf şu 19 bin 538 korsan sandık başkanı ve üyesi bile yeterli.
Fakat heyhat…
Şimdi gel de bunu, “17 yıllık iktidarsın, uyumasaydın” deyip, CHP adayını mağdur görecek topluma anlat.
Oysa…
Türkiye’de iki asır önce kök salan, Osmanlıyı yıkıp, mandacılığı bu topluma yerleştiren akıl, 17 yıllık iktidarla böyle oynar beyler.
 
 
****************
 
Paralel devletler
 
Her olayda sadece ‘FETÖ’ deyince, bıktırmış oluyoruz.
Haklılık payı var, zira karşılaştığımız problemlerin tamamını FETÖ’ye yıkınca eksik bırakıyoruz.
Şimdi size bir hatırlatma yapayım…
Bugün karşımızda kimler var, belki anlamamıza yardımcı olur.
              ***
Sene 2013…
Hatta, tam tarihi 28 Şubat.
Milliyet gazetesinde, terör örgütü PKK’nın elebaşı Öcalan’ın İmralı tutanakları yayınlandı.
HDP’den (O dönemki ismiyle BDP) sızdırılmıştı.
Sorumluları partiden istifa etti ama, içeriği yalanlanmadı.
Türkiye’deki karanlık yapıları ve planları en iyi bilenlerden biri olan Öcalan’ın şu cümleleri hafızama kazındı;
- Türkiye’de üç koldan paralel devlet çalışması var. Sıradan lobiler değil. ABD’de Yahudi, Ermeni ve Rum lobileri stratejik ve taktik müdahale ediyorlar. Her üçü de Anadolu çıkışlıdır. Sözde bir hükûmet var, sözde bir parlamento var. CHP ve MHP (o dönem İYİ Parti olarak bölünmemişti) paralel devletin izdüşümleridir, basit aletleridir. AKP’ye de, medya ve iş adamlarına da sızmışlar. Sadece MİT kalmış. MİT Müsteşarı düşürülmek isteniyor. Emre Uslu, Mehmet Baransu MİT’i hedef aldılar. Arkalarında devasa bir güç var.
- ABD-İsrail-İngiltere’nin talepleri vardı, o zaman da MİT bu işe yatmadı.
  • Cemaatin merkezi (FETÖ’den bahsediyor) ABD’dir. Benim buraya alınmamla birlikte Fetullah da ABD’ye alındı. Bir yazar (yazarın adını hatırlayamadı) ‘Fetullah Gülen, Nur hareketine sızdı’ diyor. ‘Kesin bilmiyorum, Kemalistlerin sızması’ diyor. Nur hareketini inceleyin, Saidi Nursi eski Nurs köyündendir. Eski bir Ermeni köyüdür. Teşkilatı Mahsusa’ya girdi, sonradan Mustafa Kemal ile takıştı. Fetullah Gülen ABD’de yaşıyor. 120 devlette okul açmış, para nereden? Florida kontrgerillanın eski merkezidir. Yeni merkez ise Utah’tadır. Emre Uslu vs. orada eğitildi. Sağda ve solda örgütleri kontrgerilla ele geçirdi.
  • İngilizler İslam’ı kullandılar, Osmanlıyı yıktılar. Eskiden general imal ediyorlardı, şimdi de imam imal ediyorlar.
  • AKP’nin çıkışları yanlıştır. Son bir buçuk yılda büyük bir savaşa yüklendiler. Nihai tasfiye operasyonları yaptılar. Sayın Başbakanı (Erdoğan’ı) buna inandıran ekip (2011’de) ‘PKK’yı bitireceğiz’ dedi. 10 bin kişiyi (KCK) içeriye aldılar. Bu güç MİT’e de darbe planladı. Ben hemen devreye girdim, ‘bu darbedir’ dedim. Ergenekon’dan farkı yok. Başbakan MİT’e darbe yapılınca sıranın kendisine geldiğini gördü, Başbakan vatana ihanet suçundan tutuklanacaktı. (Durdu yeniden söze başladı) Genelkurmay Başkanı'nın (İlker Başbuğ’u kastetti) tutuklanması da budur.
  • Darbe şekil değiştirdi ama, hâlâ devam ediyor. Yeni darbe Brüksel ve ABD’de planlanıyor.
              ***
Bu görüşmede, Sırrı Süreyya Önder’in, Öcalan’a “Osman Kavala’nın size selamları var. Totaliter bir yapıya dönüşmesinden (başkanlık sistemi ile ilgili) endişe ediyorlar” dediğini de hatırlatmış olayım.
Malum, 1 Kasım 2017’den beri tutuklu bulunan Kavala, Gezi, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz işgal girişiminin uluslararası ayağı olmakla suçlanıyor.
              ***
Terörist başı Öcalan’ın tutanaklarında işte bu bilgiler yer alıyordu.
Elbette, işine gelmediği için PKK ve HDP’nin uluslararası güçlere nasıl maşalık yaptığını anlatmamış.
Bu topraklarda, Reşit Paşa’dan bu yana etkili olan Masonların rolünden de…
Üç paralel devletten bahsedip, Türkiye’deki uzantılarını göstermemiş.
Fakat, aradan geçen 6 yılda, hele de şu son seçimde kurulan ittifaklarda biz tabloyu daha mı belirgin gördük, ne!
 
 
*****************
 
Ne oldu?
 
Her şeyi çok çabuk unutuyoruz maalesef…
Bir şey daha hatırlatıp çıkacağım.
Kandil’deki terör örgütü elebaşlarından Cemil Bayık, 31 Mart seçimleri öncesi sadece CHP’ye değil, ittifak ortaklarına da çağrı yapmıştı.
Özetle şunu söylüyordu;
“Aranızdaki problemleri öne çıkarmayın, ‘AKP ve MHP’yi nasıl geriletebiliriz’in üzerine çalışın, birbirinize destek olun. AKP-MHP’den ancak böyle kurtulunabilir. Bu seçimi de kaybederseniz Türk-İslam sentezi Türkiye’de oturmuş olacak.”
              ***
Şimdi özellikle Temel Karamollaoğlu’na ve diğer Saadet Partililere şunu sormak istiyorum;
  • Amacınıza ulaştınız mı, yoksa daha yapacaklarınız var mı? Hani Millî Görüş’ün temelleri sağlamdı?
 
 
******************
 
Referandum yapılsın
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi ayağındaki prangalardan kurtarmak için canını ortaya koydu, hayatı pahasına mücadele veriyor.
Seçimden önceki son çıkışı, Ayasofya’nın yeniden cami statüsüne çevrilmesi olmuştu.
Hem de Yeni Zelanda’daki cami katliamıyla verilen mesaja cevap olarak.
Bir hafta sonra seçim yapıldı, sonuç ortada.
Elbette sandık hileleri kuruldu ama, ABD’nin dolar operasyonu sonrası patlayan hayat pahalılığının etkisi de sonuçta göz ardı edilemez.
Şahsen Cumhurbaşkanı’nın yerinde olsam, şöyle bir referandum yaparım;
              ***
Biz uluslararası güçlerle mücadeleye kalkıştığımızda onlar da ellerindeki bütün imkânlarla cevap verecek. Bunların başında da ekonomik müdahaleler gelecek. Biz bunları göze alarak mandacılıktan kurtulalım mı, yoksa teslim olup boyun mu eğelim?
Bizden istedikleri şunlar, kararı siz verin;
- PKK-PYD, FETÖ operasyonlarından vazgeçeceksiniz.
- Sınırınızda YPG devletine (ileride Kuzey Irak’la birleştirilip Büyük İsrail’in parçası olacak) izin vereceksiniz.
- Doğu ve Güneydoğu şehirlerinizde PKK’nın faaliyetlerini engellemeyeceksiniz.
- Rusya'dan S-400 almayacaksınız, ilişkileri sona erdireceksiniz.
- Filistin’de, Orta Doğu’da ve Afrika’da önümüze engel olmayacaksınız.
- ABD'nin Akdeniz'deki çıkarlarını engellemeyecek, ileride zenginleşmenize sebep olacak haklarınızdan vazgeçeceksiniz.
- Ermeni tasarısı konusunda karşı çıkmayacaksınız.
- Kıbrıs konusunda dik başlı olmayacaksınız.
- IMF’ye teslim olacaksınız.
(Bu başlıklar çoğaltılabilir.)
              ***
Türkiye’nin en büyük şehirleri İstanbul’da ve Ankara’da seçmen yarısı terör örgütleri ile ittifakı, dış tehditleri umursamadığına göre, belki Cumhurbaşkanı hayatını boşuna riske atıyordur…
Baksanıza, eski dava arkadaşları bile karşısına geçip, parti kurmaya hazırlanıyormuş.
Erdoğan en iyisi halka sorsun, hiç değilse nasıl ilerleyeceğini bilir.