Yücel Koç

Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine yumruk atan köylüyü affetse kahraman olurdu.
Gitti, tam aksine şikâyetçi oldu.
Üstelik birinden de değil…
Üzerine yürüyen bütün köylülerden.
Yetmedi, bir de hepsini ‘terörist’ ilan etti.
Düşünebiliyor musunuz, şehit cenazesinde, “Niye PKK ile iş tutuyorsun?” diye öfkelenenlere söyledi bunu.
Herkesin “Hadi be sen de!” diyeceğini bile bile ortaya koyduğu tavır, siyasette akıl işi değildi.
Sonra Ankara’da, PKK sözcülerinin ‘geçmiş olsun’ dileklerini kabul etti.
İyi de, niye böyle uçuk-kaçık davrandı?
           ***
Bir siyasi parti liderinin amacı, partisinin ve kurduğu ittifakın oylarını artırmak ise Kılıçdaroğlu’nun tam aksi yönde hareket etmesi gerekmiyor muydu?
HDP, İP ve Saadet’le kurulan ‘hassas ayarlı’ ittifakta, Ankara, İstanbul, Antalya, İzmir gibi şehirlerde neredeyse fire vermeden oy toplayabilen…
En az bir yıl öncesinden sandık başkanlıklarına binlerce usulsüz ismin getirilmesini ayarlayabilen…
Seçimin başa baş gittiğini görünce el çabukluğuyla satır kaydıran, on binlerce oyu geçersiz çuvalına attıran akıl, nasıl oldu da birdenbire bu kadar körleşti?
Yoksa zaten istenen bu muydu?
           ***
Seçim öncesi gayet ılımlı, kucaklayıcı, sevgi pıtırcığı mesajlar verip…
Seçimden sonra, Kandil’in talimatlarını yerine getirmekten tepki göreceğini bile bile şehit cenazesine katılmak rastgele atılmış bir adım olmasa gerek.
Hele hele terör örgütüne tek laf etmeyip, milliyetçi-vatansever köylüleri ‘terörist’ diye nitelemek, toplumu germe ve kışkırtma çabasından başka türlü izah edilemez.
           ***
Biz, Kılıçdaroğlu’nun cemaziyelevvelini de biliriz.
Her seçim sonrası yeni Gezi’ler için nasıl çabaladığını, amacına ulaşamayınca “Bana parti örgütünde militan lazım” diyerek yöneticilerini fırçaladığını çokça yazdık, konuştuk.
Mazbata geriliminde amacına ulaşamadıklarından mıdır nedir, bu defa şehit cenazesinden açıkça provokasyon peşindeler.
Kandil’e tek laf etmeyip, sıradan köylüye ‘terörist’ demenin başka izahı olamaz çünkü.
Milleti kışkırtmak için yakında Mehmetçiğe de terörist derseler, şaşırmayacağım artık.
Böyle absürtlüklerin olduğu durumlarda ise hep şunu düşünürüm;
Bunlara birisi, bir işaret mi vermiştir?
           ***
Müsaadenizle bundan sonrasına iki eski yazı ile devam edeyim.
Geçmişte ne demişiz, bugün neyi konuşuyoruz, gerisini siz yorumlayın.
Buyurunuz…
 
 
Darbeciler adım adım geliyorlar
 
06.12.2018
 
(…)
Biz inatla direnirken, elin oğlu da boş durmuyor tabii.
Bir yandan savaş ve uçak gemilerini Akdeniz’e yığarken, öbür taraftan ‘ekonomik kriz’ oluşturmak gibi türlü operasyonlar çekiyor.
Başarabiliyorlar mı?
Etrafınızda konuşulanlara bakın; cevabı orada.
Bilindik taktikle Erdoğan’ı gözden düşürmeye, seçim öncesi zayıflatmaya ve bu yolla kurtulmaya çalışıyorlar.
CIA ve Pentagon’un emriyle geçmişte başbakan ve bakanları asan darbecilerin medyası ise ‘hesap sorulmamanın’ verdiği rahatlıkla aralıksız faaliyet yürütüyor.
(...)
Tartışmanın biri bitmeden, öbürü başlıyor…
Sanki 15 Temmuz’da tankların karşısına onlar çıkmış…
Canları pahasına darbeyi önleyen milliyetçi, muhafazakâr kesimi hedefe koyuyorlar.
           ***
Elbette bunlar tesadüf değil…
Yaptıklarını gördükçe, aklıma “Karargâh Rahatsız” manşeti geliyor.
Bazı komplo teorisyenleri, “15 Temmuz denemeydi. Asıl iç savaş 2019’da çıkacak” uyarısında bulunuyor ya...
Endişem daha da artıyor.
           ***
Olur, olmaz bilemem…
Tek şey biliyorum ki, bu ülkede NATO’nun, CIA’in, Pentagon’un uşaklığını yapan sadece FETÖ değildi…
Rahip Brunson’u bıraktık diye ABD de Türkiye üzerindeki bütün planlarından vazgeçmemiştir herhâlde…
Daha önce de yazdım, yine hatırlatayım…
Bunlar, FETÖ gibi, aynı ahtapotun kolları…
Birini kesiyorsunuz, öteki baş veriyor.
Benim dilim varmıyor, ama korkum o ki, bunlar bir şeylerin zeminini hazırlıyor.
15 Temmuz öncesi FETÖ’nün yaptığı gibi, “Siz de her şeyi dış güçlerde arıyorsunuz” tezviratını boşa dillendirmeseler gerek…
Allah ülkemizi ve milletimizi içimizdeki hainlerin şerrinden korusun.
 
 
Kılıçdaroğlu ne işe yarar?
 
07.03.2019
 
Nereden baktığınıza bağlı…
Mesela; Türkiye sadece kendi içinde boğuşsun, bütün enerjisini içeride tüketip başka şey yapmaya fırsat bulamasın istiyorsanız eğer…
Kılıçdaroğlu biçilmiş kaftandır.
           ***
Veya…
“Madem laf dinlemiyorlar, şunlara bir ders verelim” diye Türkiye’de sokak olayları planladığınızda,
Yargıya sızdırdığınız hainleri darbe için harekete geçirdiğinizde,
Dağlara, şehirlere saldığınız teröristlerin katliamlarını da hükûmete yıkmak istediğinizde,
Ülkenin istihbarat teşkilatına, devşirmeler vasıtasıyla silah doğrulttuğunuzda,
Köyleri basıp, şehirleri işgale kalkışan katilleri ‘masum çocuklar’a dönüştürmeyi arzuladığınızda…
Kılıçdaroğlu’ndan daha kullanışlısını bulamazsınız.
           ***
Koca bir ülkenin aklıyla alay edecek cümleleri kuracak adam, öyle kolay yetişmez.
Doğruyu yanlış, yanlışı doğru diye satacak, üstelik yaptıkları ne kadar yüzüne vurulursa vurulsun, geri adım atmayacak şahsiyetler her vakitte bulunmaz.
Bu sebeple Kılıçdaroğlu hafife alınamaz…
15 Temmuz gibi herkesin gözü önündeki darbe girişiminde bile hainleri savunup, bizim helikopterimizle Yunanistan’a kaçan kahpelere toz kondurmayacak kişi, özel biridir.
40 yıla yakındır Türkiye’ye saldıran, uçaklar dolusu silah yığınağı ile ülkemizin sınırında devlet kurmaya kalkışan terör örgütünü “Aman canım sende. Bu beka meselesi değil. Bize mi saldıracaklar?” diye kamufle etmeye çalışan bir parti lideri, öyle kolay harcanmaz.
Hele ki, Doğu Akdeniz’de çökmek istedikleri zengin doğalgaz ve petrol kaynaklarımız için bile Yunanistan’ı sevindiren yandaş partilileri varsa…
Değil dokunmak, ona kimse ters bile bakamaz.
           ***
Demem o ki…
Emin olun, Kılıçdaroğlu çok işe yarar…
Mesele sadece sizin beklentilerinizde.
 
 
*********
 
Devletin verileri kopyalanır mı?
 
İstanbul’un mazbatasını alan geçici başkanın ilk talimatı, İBB’nin bütün verilerini kopyalatmak oldu.
Hem de dışarıdan, ne idüğü belirsiz bir ekibe…
Mahkeme ‘güvenlik riski’ sebebiyle durdurma kararı verdi ama, stratejik ne kadar bilgi dışarıya sızdı, şimdilik belirsiz.
Zaten ellerinin altında olan bilgileri niye kopyalama ihtiyacı duydular, CHP’den tatmin edici bir açıklama yok.
İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu gibi karanlık bir isim bu kopyalamayı savunuyorsa zaten orada durmak lazım.
Devlet illaki takiptedir, detaylarını zaman geçtikçe anlarız.
Fakat benim asıl sorum, kopyalamayı mazur gören İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na…
Bir gün Cumhurbaşkanı seçilecek olsan, ilk talimatın bu defa devletin bütün verilerini ‘dışarıdan’ birilerine kopyalatmak mı olacak?
O zaman da bunu normal bir talimatmış gibi savunacak mısın?
 
 
*********
 
Kendini düzeltmeden seçime gitme
 
Bu sözüm AK Parti için…
31 Mart, çok açık bu mesajı vermiştir.
Karşı ittifakın, HDP ile iş birliğine rağmen AK Parti önemli büyükşehirleri açık ara kazanamamışsa bu tablo iyi okunmalıdır.
Kendi içinde birlik ve beraberliği, ortak hedef için canını dişine takmayı sağlayamayan bir parti ya da ittifakın, bunu seçmenden beklemesi kadar absürt bir şey olamaz.
           ***
Şimdi İstanbul seçimlerinin yenilenme başvurusu görüşülüyor.
YSK ne karar verir bilemem ama…
AK Parti kendi içinde birliği sağlayamazsa işi çok zor.
Rahmet, birlik ve beraberliğin bulunduğu yere iner…
Nimetin kıymeti bilinmezse, bedeli ağır olur.