Yücel Koç

ABD derin devletinin kilit adamlarından eski CIA’cı Henri Barkey, Foreign Policy dergisindeki makalesinde, İstanbul seçimlerinin yenilenmesi üzerinden isyan çağrısı yapmış.
Maşalarının sandık başlarına koyduğu oy hırsızlarından, bunların belgeleriyle suçüstü yakalanışından ve her şey ortaya çıkmasına rağmen, CHP’nin baskılarıyla YSK’nın İstanbul’daki bütün oyları yeniden saydırmamasından hiç bahsetmiyor tabii ki.
AK Parti’nin, belgeli hırsızlığa karşı başka seçeneği kalmadığı için seçimi yeniletme talebinde bulunmasını, AK Parti’nin suçu olarak yansıtıyor.
Hırsızın hiç suçu yok yani…
Niye?
Çünkü onlar kendi adamları.
***
Kandil’deki terör örgütü elebaşları gibi CHP adayı Ekrem İmamoğlu’na övgüler yağdıran,
Buna karşın, Ankara, Antalya gibi şehirleri AK Parti CHP’ye vermemişçesine, İstanbul seçiminin iptalini, ‘Türkiye’de iktidarın artık seçim yoluyla değiştirilmeyeceği’ şeklinde en olmadık yerinden anlayan CIA’cı Barkey, tehditlerini şöyle bitirmiş;
“Eğer bir gün Türk baharı gelirse Erdoğan’ın suçlayabileceği tek kişi, kendisidir.”
***
Madem öyle, ben size geçen yıl burada kaleme aldığımız iki yazıdan bazı bölümler aktarayım, gerisini siz yorumlayın.
 
22 Kasım 2018
Dünya Savaşı kapımıza dayandı, biz neleri konuşuyoruz
Türkiye, bedeli ne olursa olsun, haklarını koruyacağını sıkça tekrarlıyor.
Bunu söyleyecek gücü de, millî savunmayı yüzde 60 yerlileştirmesinden alıyor.
Doğu Akdeniz’de giderek kızışan enerji kavgasının 2019’da sıcak savaşa, hatta bir dünya savaşına dönüşmesinden korkuluyor.
Ayrıca, önümüzdeki yıl Türkiye’de yeni bir darbe girişimi ya da iç savaş denemesinin yapılabileceği konuşuluyor.
Korkunç iddialar, değil mi?
İşte bu yüzden son dönemde toplumun sinir uçlarını kaşıyan provokasyonlara, bir de Doğu Akdeniz’den bakın istedim.
Bugünlerde kimin ne dediğine bakarsanız, neye hizmet ettiğini anlarsınız ve gerçekte Türkiye’yi hedef alan oyunlara alet olmazsınız.
Söyleyeceklerim şimdilik bu kadar.
 
***
06 Aralık 2018
Darbeciler adım adım geliyorlar
Bölgeyi sözde ‘bahar’da yeniden dizayn eden, kendilerine biat etmeyenleri öldürtüp yerlerine adamlarını koyanlar, elbette Akdeniz ve Ege’ye bu kadar geniş kıyısı bulunan Türkiye’yi pas geçmezlerdi.
Hele ki, Suriye’nin Türkiye sınırı boyunca İsrail için yeni bir devlet kurdurma hayalleri varken…
Bu sebepledir ki, önlerinde en büyük engel olan Erdoğan’ı devirmek için 2012’den beri var güçleriyle bastırdılar.
MİT Müsteşarı’na operasyon, Erdoğan’ı ameliyat masasında öldürme planı, Gezi’de Alevi kalkışmasını körükleme çabası, FETÖ’nün yargı darbesi, PKK-HDP’nin özerklik ayaklanması, o da olmayınca askerî darbe denemesi…
Hepsinin amacı aynıydı…
Rabb’im izin vermedi, olmadı.
***
Son dönemde yaptıklarını gördükçe, aklıma “Karargâh Rahatsız” manşeti geliyor.
Bazı komplo teorisyenleri, “15 Temmuz denemeydi. Asıl iç savaş 2019’da çıkacak” uyarısında bulunuyor ya...
Endişem daha da artıyor.
           ***
Olur, olmaz bilemem…
Tek şey biliyorum ki, bu ülkede NATO’nun, CIA’in, Pentagon’un uşaklığını yapan sadece FETÖ değildi…
 
*********
 
Kritik düğüm; küskün seçmen
 
Her seçim öncesi uyarıyoruz…
Partiler arasında oy geçişkenliği yok gibi…
Hele de ittifaklar kurulduktan sonra…
En belirleyici unsur, sandığa gitmeyen seçmen.
7 Haziran 2015’te de böyle olmuştu.
31 Mart’ta tekrarını yaşadık.
***
İstanbul’da 2014 seçiminde katılım oranı yüzde 89,39 idi.
31 Mart’ta korkulan oldu, yüzde 83,88’e düştü.
Oy kullanmak için sandığa gitmeyen seçmen sayısı 1 milyon 704 bini buldu.
Düşünün, iki aday arasındaki fark 13 bin 729’da kaldı.
***
Tahminler o ki, sandığa gitmeyenlerin yüzde 80’i AK Parti’ye küsen veya daha önce AK Parti’ye oy verdiği hâlde, bu seçim herhangi bir sebeple sandığa gitmeyen seçmen.
Firenin en çok AK Parti’de olması normal, çünkü CHP-HDP-İP-SP ittifakının ne kadar domine olduğunu ve neredeyse fire vermediğini biliyoruz.
Şimdi birileri çıkıp, “SP ayrı aday çıkardı, ittifakla ne ilgisi var?” diye sorabilir.
Aday çıkarmasa oylarının büyük kısmı AK Parti adayına gidecekti zaten…
Bunu bildiği için aday çıkarıyor ki, CHP’ye faydası olsun.
Nitekim 31 Mart’ta 103 bin oy koparmıştı.
Şimdi aynı taktikle 23 Haziran’a hazırlanıyor.
***
AK Parti ve Cumhur İttifakı için bütün mesele, sandığa gitmeyen 1,7 milyondur.
Burayı çözen, düğümü çözer…
Peki çözebilecekler mi, derseniz…
Bizim insanımız, gönül insanıdır.
O yol yeniden bulunursa neden olmasın…
Kapısına edeple giden, illa ki lütufla döner.
 
**************
 
Gezi’de de böyleydi
 
Hatırlarsınız o günleri…
Sanatçısı destek vermeye mecbur hisseder…
Yoksa dışlanır.
İktidar kanadındaki siyasetçi bile aleyhte tek laf etmeye çekinir, korkar.
Sosyal medyada alabildiğine linç ve mahalle baskısı vardır,
Operasyonun yürütüldüğü merkezlerden ise aralıksız pompalanan, toplumu âdeta ablukaya alan bir algı duvarı....
Şu seçim iptali ve Kılıçdaroğlu’na saldırı meselelerinde de Gezi ile benzer tabloyu yaşadık…
Benzer mahfiller yine devredeydi ama, Türkiye artık 2013 Türkiye’si değildi…
              ***
Gezi’de TOMA’dan sıkılan suyu kimyasal silah olarak dünyaya aktaran içimizdeki münafıklar, bugün de hırsızlıktan ve arsızlıktan mağduriyet çıkarıp, PKK ve FETÖ ile ittifakı normal bir durum gibi pazarlayabileceklerini düşündüler.
Kandil’e susup, YPG’yi aklamaya çalışıp, Demirtaş’ı kahramanlaştırma stratejisi yürütenler, şehit cenazesindeki köylüleri terörist olarak kabul ettirmeye çalıştılar topluma…
Her şey herkesin önünde oldu ama, birileri yine ses çıkarmaya korktu.
Olan bitenin normal olmadığını bile bile, onların isteğine uydu; sosyal medyada sanal balonlar üreten yalancının, sahtekârın, provokatörün, hırsızın, terör destekçisinin şakşakçılığına soyundu.
Sessiz çoğunluğun sesi olarak, meydanı yine onlara bırakmadık çok şükür.
***
Merak etmeyin…
Yalanlar, hakikatin karşısında eriyecektir muhakkak...
Ama bu dönemler kimine şeref olarak kalacaktır, kimine utanç.