Yücel Koç

YSK, göstere göstere oy çaldıkları için İstanbul seçimini iptal edince, CHP çıldırdı ya malum…
Hani bir de dillerine doladıkları ‘mühürsüz pusula’ ve ‘mühürsüz zarf’ hadisesi var.
Hatta, Kemal Kılıçdaroğlu sırf bunu kullanarak CHP seçmenini tencere-tavalarla sokağa dökmeye çalışmıştı, hatırlarsanız.
Şimdi de “YSK o zaman bizim ‘bunlar geçersiz sayılsın’ başvurumuzu reddetmişti ama, AK Parti başvurunca seçim iptal oldu” diyorlar.
Akıllarınca referandumu ve Cumhurbaşkanlığı seçimini tartışmalı hâle getirecekler.
Hâlbuki, mühürsüz pusula ve mühürsüz zarf oyunu da CHP ve HDP organizasyonuydu.
Üstüne düşülmeyince, hesap sorulmayınca, tedbir alınmayınca 31 Mart geldi.
CHP’nin, kendi hırsızlığını AK Parti’ye yıkıp, mağdur rolüne büründüğü ilk denemeyi geçenlerde canlı yayında Binali Yıldırım’a sordular, tatmin edici bir cevap veremedi.
Sadece, o tezgâhın henüz oylar kullanılırken fark edildiğini ve YSK’nın hemen müdahale ederek, mühür basılmayan oyları da kabul etme kararı aldığını söyledi ki, haklıdır.
Ancak, önemli bir eksiği var, tamamlayalım.
          ***
Biz onun da bir CHP tezgâhı olduğunu TGRT Haber’de deşifre etmiştik ve bunu da geçen yıl 11 Mart tarihli bu köşede yazmıştım.
Madem unutulmuş, hatırlatayım o zaman ki, bir daha ‘mühürsüz zarf’ falan derlerse yüzlerine vurabilesiniz.
          ***
Hadise şöyle gelişti;
Avukat Cem Kaya, başkanlık referandumu öncesi tesadüfen bir arada bulunduğumuz ortamda, CHP ve HDP’nin sandığı sabote etme hazırlığında olduğunu anlattı.
“Gel bunu TGRT Haber’de anlat” dedim.
Sağ olsun birkaç gün sonra geldi ve parlamenter sisteme veda ettiğimiz referandum öncesi, sandık kurullarında girişecekleri oyunu bir ay öncesinden deşifre etti.
Nitekim haklı çıktı.
Ayarladıkları sandık kurulu başkanları, vatandaşın oyunu kullandığı zarf ve pusulalara bilerek mühür basmamıştı.
Yenilgi netleşince, Kılıçdaroğlu ‘mühürsüz zarf’ provokasyonuyla milleti sokağa dökmeye çalıştı.
Merak edenler, TGRT Haber’in internet sitesinden o tarihlerdeki haberleri ve yayınları izleyebilir.
Çünkü, biz bu oyunu deşifre ettiğimizi de yine canlı yayınla yüzlerine vurmuştuk ve gıkları çıkmamıştı.
 
İlgili haberlerden birini bu linkte de bulabilirsiniz;
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/gundem/465611.aspx
 
 
 
**************
 
Aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemek…
 
Kendisine oy veren kitleye bakılırsa, CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun eli 31 Mart’a göre daha güçlü.
Herkes Binali Yıldırım’ın oylarının çalındığını bal gibi biliyor ama, umurlarında değil…
“Sandık başında oturup Ekrem çalmadı ki… O’nun suçu ne?” diyecekler neredeyse…
Bir mağduriyet tiyatrosudur, aldı başını gidiyor.
Sandık hilelerinin mahcubiyetini taşımak yerine, bir de üste çıkıyorlar.
Şüpheleri sürekli iktidara yoğunlaştırıp, aleyhlerine oluşan atmosferi değiştirecek yalanları peş peşe sıralıyorlar.
AK Parti birini temizlemeye çalışırken, ikincisini, üçüncüsünü sokağa yayıyorlar.
Ve böylece, rakip kanadın sürekli CHP’nin çizdiği izin üzerinden gittiği görüntüsü veriyorlar.
          ***
AK Parti, İstanbul’u kaybetmemek için 31 Mart’tan farklı ne yapıyor, diye soracak olursanız eğer…
Verecek cevabım şimdilik sadece budur…
Yapacağız diye saydıkları çok şey var da…
Görünen bir şey yok.
31 Mart öncesini tekrar edip, farklı bir sonuç beklerler ise bu defa gerçekten ağır kaybedebilirler.
Nitekim AK Parti MYK toplantısında sahanın nabzı değerlendirilmiş, durum yine bıçak sırtı.
          ***
31 Mart’ta oy vermeye gitmeyen 1 milyon 700 bin seçmenin yüzde 80’i AK Partilidir.
Sandığa gidenlerin de 320 bini geçersiz oy kullanmış.
Bu geçersizlerin yarısı boş oy olarak atılmış sandığa...
Yani, hiçbir partiye mühür basılmamış.
Seçmenin CHP’ye eli gitmemiş, yeniden AK Parti’ye basmaya da gönlü el vermemiş, boş verip çıkmış.
Bir anlamda boş pusula ile mesaj yollamış.
95 bin nüfuslu mahallelerin, 10 milyonu aşkın seçmenin olduğu koca İstanbul’da 13 bine sıkışan 31 Mart sonuçları böyle gelmiş.
          ***
Evet, 31 Mart’ta büyük oy hırsızlığı yapıldı.
CHP itiraz etmese, YSK izin verse, oyların tamamı sayılsa Binali Yıldırım kazanacaktı.
Doğru…
Fakat, biliyoruz ki bu da milyonluk farkla olmayacaktı.
Şimdi de öyle olacak gibi görünmüyor.
En azından bugün itibariyle…
Peki, Binali Yıldırım gibi bir adayı koyarak böyle bir sonuç almak AK Parti’ye yakışıyor mu?
Bana sorarsanız, içler acısı bir durum…
Hem de CHP’ye karşı…
Hem de CHP’nin adayına PKK’sı, FETÖ’sü bu kadar görünür destek verirken...
Vatandaşın hâlâ AK Parti’ye içinin doğrulmaması, gerçekten çok üzücü.
Gerekli yerler 31 Mart mesajını almışlar mı derseniz…
Öyle görünüyor…
En azından sözlerde…
Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, “Gerekirse siyasi bakımdan tövbe ederek yanlışlarımızdan kurtulacağız” dedi.
Fakat seçimlerden sonrasını işaret etti.
Neden şimdi değil de, seçim sonrası!..
İnsanların yüreğini soğutacak birkaç adım atılsaydı, düzelme iradesinin bulunduğu gösterilseydi daha iyi olmaz mıydı?
Çok üsteleyince, “Siyaseti biz biliyoruz, orada durunuz” diyorlar.
İyi bakalım…
İnşallah dediğiniz gibi olur.
Aksi hâlde FETÖ, PKK bayram edecek.
En çok da ona kahrolurum.
 
 
 
***************
 
İngiltere’de vatana ihanetin cezası
 
Çok önemli bir bilgi, arada kaynadı gitti…
İngiltere, ülkenin savaştığı bir örgüte yardım etmeyi, vatana ihanet kapsamına alıp, bu suçu işleyenlere ömür boyu hapis cezası vermeyi tartışıyormuş.
Hoş, böyle bir suç işleyip de yaşattıkları kaç kişi var, ona da bakmak lazım.
İngiltere İçişleri Bakanı Sacid Cavid, yeni casusluk kanununun, güvenlik güçlerine tehditle mücadelede ihtiyaç duydukları yasal yetkiyi sağlayacağını belirtmiş ve "Vatana ihanetle ilgili kanunları güncellemek, düşman devlet faaliyetleriyle mücadelemize yardım edecekse, o hâlde bunu dikkate almak gerekir" demiş.
Bu ülkeler, PKK ve FETÖ’ye Türkiye’yi dar ettiğimiz güvenlik kanununu yumuşatmamız için bize baskı yapıyor.
Varın gerisini siz yorumlayın.