Yücel Koç

Sandıkların yeniden sayımına itiraz ettiklerini zaten biliyorduk…
Hatta dilekçelerini bile görmüştük de, bu defa görüntüleri ortaya çıktı.
***
En baştan anlatayım.
31 Mart gecesi, sandık sonuç tutanaklarında anormal bir durum olduğu anlaşıldı.
Ertesi gün, yani 1 Nisan’da vahamet daha belirgin hâle geldi.
YSK sistemine girilen verilerin bir kısmı, AK Partili müşahitlere verilenlerle uyuşmuyordu.
Tuhaflığı fark eder etmez hemen harekete geçen AK Parti, 39 ilçede ilçe seçim kurullarına başvurarak sandıkların yeniden sayılmasını istedi.
Çünkü satır kaydırma gibi hilelerle sonucun değiştirildiği tespit edilmişti.
19 ilçe seçim kurulu, AK Parti’nin başvurusunu hemen reddetti.
Geri kalanı sadece geçersiz oyların (Bazı ilçelerde kısmi olarak) sayılmasını kabul etti.
Bu, ilk defa karşılaşılan bir durumdu ve CHP yöneticileri, AK Parti’nin itirazlarına karşılık hemen sayıma itiraz dilekçesi vererek, kurulları baskı altında tutuyordu.
***
Büyük bir tezgâhla karşı karşıya olduğu iyice ortaya çıkan AK Parti, ilçe seçim kurullarından sonuç alamayınca İl Seçim Kuruluna başvurdu.
Bazı ilçelerde tespit ettikleri usulsüzlüklerin belgelerini İl Seçim Kuruluna sunarak, sandıkların yeniden sayılmasını talep etti.
CHP burada da devreye girip, AK Parti’nin talebine itiraz etti.
İl Seçim Kurulu, ortadaki somut belgelere rağmen AK Parti’nin başvurusunu reddedince, konu YSK’ya taşındı.
Hatırlarsanız, kamuoyu İl Seçim Kurulu Başkanı Müberra Gürdal’ı o günlerde tanıdı.
Eşinin FETÖ’cü olduğu iddia edildi ama, bunun isim karışıklığından kaynaklandığı açıklandı, falan…
Buraya birazdan döneceğiz, bu isim önemli…
AK Parti, bir taraftan bu hukuki süreci yürütürken, öbür yandan geceli-gündüzlü çalışarak, yeni hırsızlık verileri topladı.
***
Zaten bildiğiniz bunca şeyi neden anlattım?
Çünkü CHP adayı Ekrem İmamoğlu, geçenlerde çıktığı bir televizyon programında “Yeniden sayımı niye engellediniz?” sorusuna, “Neyi engellemişiz? Biz itiraz etmedik” cevabını verdi.
E pes doğrusu!
Belgesi sosyal medyada bile dolaştı oysa…
Dün de görüntülü belgeleri yayınlandı.
Sabah gazetesinden Kenan Kıran’ın elde ettiği görüntülerde, bilmediğimiz detaylar da ortaya çıktı.
Tarih, 2 Nisan…
Yani seçimden iki gün sonrası…
İl Seçim Kurulu Başkanı Müberra Gürdal ve iki üye hâkim, mesai bitimi sonrası evlerine gidiyor.
Her ne oluyorsa oluyor ve saat 20.10’da üç hâkim tekrar Çağlayan Adliyesine geliyor.
Onlardan beş dakika sonra adliye kapısında sürpriz isimler beliriyor.
Çakarlı lüks araçlarla gelenler CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile CHP Genel Başkan Yardımcıları Seyit Torun ve Oğuz Kaan Salıcı.
Beş araçla gelen CHP heyeti, adliyedeki İl Seçim Bürosuna yöneliyor.
Görüntülerden, CHP’li heyetin Müberra Gürdal ve üye hâkimlere oyların yeniden sayımının durdurulmasına yönelik dilekçeyi verdikleri kolayca anlaşılabiliyor.
CHP heyeti, 20.45’te adliyeden ayrılıyor.
İl Seçim Kurulu, aynı gece yedi ilçedeki yeniden sayımı durdurma kararı alıyor.
Ne tesadüf değil mi?
***
Mesai saatleri dışında apar topar adliyeye gelerek hukuk katliamı yapan Müberra Gürdal, bu karardan bir hafta sonra emekliliğini isteyerek görevi bıraktı malumunuz…
Çünkü, aynı isim 298 sayılı Seçim Kanunu’nun 100. Maddesi’ndeki “Oyların sayım ve dökümüne derhâl başlanır, açık ve aralıksız yapılır. Yapılacak şikâyet ve itirazlar işi durdurmaz” hükmünü de açıkça ihlal etmiş.
Belli ki birileri akşam vakti Müberra Gürdal’ı yeniden adliyeye getirterek, âdeta ‘kamikaze dalışı’ yaptırmış.
Söylesenize…
Bir hâkime, İstanbul gibi bir şehrin İl Seçim Kurulu Başkanına bunu hangi güç yaptırabilir?
***
Şayet CHP veya bu işin arkasında hangi güç var ise onlara devreye girmese ve bütün oylar yeniden sayılsa, bugün gündemimizde yeni bir seçim olmayacaktı.
Oyların sadece yüzde 10’u sayıldığında Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu arasındaki fark 29 binden 13 bine inmişti.
Geri kalan yüzde 90’ı sayılsa durumun n’olacağı zaten malum…
“Biz itiraz etmedik” diyen Sayın Ekrem İmamoğlu, bu görüntülere de açıklama yapar mı?
 
***************
 
Program kime yarar?
 
Kaç defa yazmaya niyetlendim, başka konulardan fırsat olmadı…
Binali Yıldırım’a “O programa mutlaka çıkın” diyecektim, zaten kendisi yaptı.
Pazar günü iki aday ortak televizyon programında karşı karşıya gelecek.
Binali Bey’e Başbakanlığı döneminde defalarca ters sorular sormuş bir gazeteci olarak şu kadarını söyleyebilirim ki;
En doğrusunu yaptı.
Hatta karşı mahalleden bir moderatör istemesi, çok daha yerinde oldu.
Uğur Dündar’ın yan çizmesi, bunun en iyi göstergesi.
Binali Bey açısından ortada cevabı verilemeyecek hiçbir soru yok.
Bu saatten sonra hangi adayın karnı ağrır?
Onu da çiğ yiyenler düşünsün.