Yücel Koç

Sevgili günlük…
Yarın 23 Haziran 2019.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için AK Parti ve MHP adayı Binali Yıldırım, maalesef 31 Mart seçimlerinde oyları çalındığı için CHP/İyi Parti/HDP adayı Ekrem İmamoğlu ile tekrar yarışacak.
Saadet Partisi ise yine ayrı aday çıkardığından, CHP blokuna dolaylı destek sağlayacak.
“Cennetmekân Sultan İkinci Abdülhamid Han’ı darbeyle indiren ittifakta İslamcı geçinenlerin ne işi vardı?” diye merak ediyorsanız, cevabı burada.
PKK’sı, FETÖ’sü, bilumum haini…
“Buralar vadedilmiş topraklar. Musa bütün ömrünü bu toprakları arayarak geçirdi” diyebilen HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli bile…
O blok, tarihin tekerrürü olarak, dipdiri karşımızda.
             ***
Sevgili günlük…
Yine, “Hep siz mi yöneteceksiniz? Sıradan bir yerel seçim. Ne var bunda bu kadar abartacak?” diyenler var…
Buraya not düşeyim ki, vebalden kurtulayım.
Doğu Akdeniz’den gemilerle, Suriye sınırımızdan terör örgütleriyle kuşatıldığımız…
F-35 savaş uçağı ve S-400 hava savunma sistemlerinden mahrum bırakılmaya çalışıldığımız bir dönemde 31 Mart-23 Haziran sürecini yaşıyoruz.
31 Mart, Türkiye’nin gerçek anlamda bağımsızlığını kazanması ve yeniden küresel bir aktöre dönüşmesi için mücadele veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükûmetinin istikbalini de belirler nitelikteydi.
23 Haziran İstanbul seçimleri de öyle olacak.
Katar’dan sonra, ülkemizin yakın ilişki kurduğu Sudan ve Venezuela’yı da hedef alan askerî darbeler, Mısır’da, ‘Erdoğan’ın kader arkadaşı’ olarak gösterilen devrik Cumhurbaşkanı Mursi’nin mahkeme salonunda gözler önünde öldürülmesi, aynı zamanda Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan tehdidi gözler önüne serdi.
             ***
Oysa Erdoğan, Suriye’de terör örgütleri üzerinden kurdurulmak istenen Büyük İsrail projesinin önünü kesmese…
Zengin doğalgaz yataklarının keşfedildiği Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ın menfaatlerini korumak için direnmese…
Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu’sunu bölmek için fiilen kalkışma başlatanları yerle yeksan etmese…
Devletin içine sızan CIA-Mossad ajanı FETÖ’cüleri temizlemese…
Ülke savunmasını ABD boyunduruğundan kurtarmak için Rusya ile iş birliği yapmasa ve yerli sanayiyi güçlendirmese…
Ayasofya’yı yeniden kilise yapmak, İstanbul’un Batı yakasını Müslümanlardan arındırmak için tâ Yeni Zelanda’dan, Tel Aviv’den mesaj gönderenlere rest çekmese bugün bunlar başına gelmeyecek, belki de el üstünde tutulacaktı.
             ***
Ama o bunların hiçbirini yapmadı.
Bunun içindir ki, 31 Mart’ta tarihin en büyük oy hırsızlığı yapıldı.
Hem de göstere göstere…
Ortaya çıkacağı biline biline…
Hileye rağmen, CHP İstanbul adayına mazbata verildiğinde Batı sevindirik oldu, sesi tâ Washington’dan duyuldu.
Nihayet amaçlarına ulaşmışlar, Erdoğan’dan kurtulmanın yolunu açmışlardı.
O vakitten sonra seçim sonuçları onaylansa da, iptal de edilse, onlara alan açılmıştı.
Hem ikinci seçimde, adayları ‘mağdur’ gösterilerek, şansları daha da artacaktı.
             ***
Hatırlayın, daha bir yıl öncesinden, 2019’da Türkiye’de bir iç savaş planlandığı dillendirilmeye başlanmıştı.
Özellikle Büyükşehir Belediye Başkanlığı pusulaları üzerinde oynanan büyük oyun, bu kaosun parçasıydı.
Hükûmet ve Cumhur İttifakı, 25 ilçeden 22’sini kazanmasına rağmen, Ankara’daki güçlü hırsızlık şüphesine boyun eğmek zorunda kaldı, İstanbul’a yoğunlaştı.
Binlerce belge çıkarıldı.
Hükûmet gücüne rağmen, CHP (veya daha üst bir yapı) yargıda ağır bastı…
İstanbul’da bütün oyların tekrar sayımı engellendiği için YSK ‘yeniden seçim’ kararı aldı.
             ***
Muhtemeldir ki, yeniden sayım yapılsa ve hak yerini bulsa, CHP/HDP bloku Gezi benzeri yeni bir ayaklanma başlatacaktı.
Nitekim bunun ilk işaretlerini statlarda ve sokaklarda görmüştük.
Yarınki 23 Haziran seçimlerinde kaybederlerse, yine benzer bir plan yürüteceklerinden şüpheniz olmasın.
Çok yönlü bir proje ile karşı karşıyayız.
Kazanırlarsa da, kaybederlerse de öncelikleri Erdoğan hükûmetini yıkmak olacak.
Fakat, çok şükür devletimiz eskiye oranla çok daha güçlü…
Bunlar elbet bir şekilde aşılır da…
Vatandaş Erdoğan’ı iktidardan indirmeyi istiyor mu, istemiyor mu?
Yarın asıl bu oylanacak.
             ***
Sevgili günlük…
Ben diyeceğimi dedim.
Mesele belediye hizmetleri, vatandaşın hayatını kolaylaştıracak projeler falan olsa, zaten bugün yeniden seçim yapmazdık.
Yarın, yalanlar ile gerçeklerin mücadelesi olacak.
 
 
 
*************
 
Saadetliler Ayasofya eyleminde (!)
 
Ayasofya’nın statüsünün tekrar camiye dönüştürüleceğini Cumhurbaşkanı Erdoğan müjdelediğinde gıkları çıkmamıştı.
31 Mart’ta AK Parti’yi desteklemeyerek, bugünkü tablonun bir parçası oldular hatta…
Yarınki seçimde de muhtemelen yine aynısı olacak.
Saadet Partisi kitlesinin Ayasofya önünde topluca namaz kılmaları, fethin emanetine sahip çıkmaları güzel de…
Camiyi müzeye dönüştürerek fethe ihanet eden CHP ile iş birliğinizi nereye koyacağız?
 
 
 
*************
 
N’oldu tarafsız gazeteciliğiniz (!)
 
İki adayın karşılaşacağı program için Uğur Dündar ve İsmail Küçükkaya’nın isimleri önerildiğinde demediklerini bırakmadılar.
Binali Beyin amacı, öz güvenini göstermek, yapılacak spekülasyonların önüne geçmekti oysa…
Yani, bizim mahallede gazeteci olmadığından değildi bu tercih.
CHP yandaşı gazeteciler, bunu “Bakın gördünüz mü, Binali Bey bile bizim tarafsızlığımıza güvendiği için bizden bir isim istiyor” diye çarpıtmaya kalktı.
Sonra yayın öncesi gizli görüşme kepazeliği patladı ki, zaten yayında moderatörün Ekrem İmamoğlu’nu hiçbir şekilde sıkıştırmamasından neler döndüğü belliydi.
N’oldu tarafsızlığınız, şimdi de maval okusanıza.
 
 
 
************
 
Goebbels’in yalan taktiği
 
Seçim sürecinde yalan rekoru kıran CHP adayı, şaka gibi bir açıklama yaptı.
“Hitler’in sağ kolu Goebbels’in taktiklerini kullanıp, sürekli yalan söyleyerek beni köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar” dedi.
Şaka değil, gerçek.
Habertürk’ün yayınında söyledi bunu.
Tamam, Goebbels ne demiş, bakalım ve kararı siz verin;
- “İnsanların beyin tembelliğini gördükçe, her istediğimizi yapabiliriz”
- “Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa, yalana devam edin”
- “Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar”
- “Bir insana yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, o söylemin nereden geldiğini unutur ve kendi fikri gibi benimser ve savunur”
- “Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanması da o kadar kolaylaşır”
- “Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin”
- “Halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır”
“Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin”
- “Asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin”
- “Asla kendinizden başka birine hareket alanı bırakmayın”
- “Asla kabahat ve suç üstlenmeyin”
- “Sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın”
- “Yargı, devlet hayatının efendisi değil, devlet politikasının hizmetkârı olmalıdır”
- “Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım”
- “Her zaman etrafınızda bir yalaka ordusu bulundurun”
- “İlk sözü kim ne kadar güçlü ve bağırarak söylerse, o kazanır”