Yücel Koç

31 Mart, 23 Haziran sonuçları FETÖ’yü sevindirdi mi?
Hem de nasıl…
Ya PKK’yı?
Sevinmek ne kelime, Kandil’i havaya uçurdu.
DHKP-C’sini, alfabe kirliliği bilmem nesini saymıyorum…
Sesleri çıkmıyor ama, bu katiller sürüsünün ipini elinde tutanlar da bayram etti.
***
Bu sevinçte sürpriz yok.
İsteklerini ayan beyan ilan etmişlerdi zaten…
Vatandaşımız kendi elleriyle onlara arzu ettiklerini verdi.
Dağda PKK, şehirde DHKP-C, kamuda FETÖ ile ölümüne mücadele yürütülürken, bu sonucu nereye koyacağız şimdi?
Vatansever köylüye ‘terörist’ diyenler nasıl oldu da ödüllendirildi?
Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın…
22 yaşındaki Burak Can Karamanoğlu’nun…
15 yaşındaki Eren Bülbül’ün…
PKK ile mücadelede şehadet şerbeti içen on binlerce kahramanımızın yakınları ne düşünüyor acaba?
***
On bir gün sonra, 15 Temmuz FETÖ ihanetinin üçüncü yılı…
Henüz üç yıl yahu, üzerinden asır falan geçmiş değil!
İstanbullular olarak 251 şehidimizin kabirlerine gittiğimizde ne diyeceğiz…
Ailelerinin yüzüne nasıl bakacağız, kara kara onu düşünüyorum.
 
**********
 
Yüz yıl önce, yüz yıl sonra… İki yıl önce, iki yıl sonra…
 
Büyük bir kahramanlıkla püskürttüğümüz 15 Temmuz 2016’daki İŞGAL GİRİŞİMİNİ iki yılda unuttuk, böylesine büyük bir ihanete imza atan FETÖ’yü ve sahiplerini sandıkta umutlandırdık.
İlginçtir, benzer bir tabloyu 1915-1916’daki Çanakkale Zaferi’nden sonra da yaşamıştık.
15 Temmuz’da verdiğimiz 251 şehit gibi, Çanakkale’de de 254 bin şehit vermiştik.
Şimdi dikkat!
İki yıl sonra n’oldu biliyor musunuz?
Savaşta kazandığımızı masada kaybettik…
İngiliz, Fransız ve İtalyan zırhlıları boğazları hiçbir direnişle karşılaşmadan geçti, İstanbul’u işgal etti.
Ne zaman sona erdi bu işgal?
CHP’nin ikinci lideri İsmet İnönü’nün Lozan Antlaşması’nı imzaladığı 1923’te…
Hani şu ‘Özgürlük belgesi’, ‘Türkiye’nin kuruluş senedi’ diye yutturulan anlaşma…
Aslında bugün yaşadığımız problemlerin de temeli…
Fakat Lozan’ı doğru anlatabildik mi ki, bugün olanları anlatabilelim!
***
Bakın, aradan neredeyse asır geçmiş, hâlâ “Hani Çanakkale geçilmezdi. Nasıl oldu da iki yıl sonra geçilip İstanbul işgal edildi?” sorusunun cevabını Millî Eğitim’in ders kitaplarında anlatmazlar.
Hatta konuşturmazlar bile…
Birkaç sene evvel, “Sultan Vahidettin’i bugün bile doğru düzgün anlatamıyoruz. Tarihçilerimiz korkmasınlar” diyen bir eski Türk Tarih Kurumu Başkanı vardı, o günden sonra o adamcağızın da hiçbir açıklamasını duymaz olduk.
Zehirlenerek ölümü bir türlü aydınlatılamayan merhum 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal da bir konuşmasında tarih kitaplarındaki yalanlardan şöyle dert yanmıştı;
“1930’lu yıllar.
Ben ilkokuldayım.
Bize okulda bambaşka şeyler öğretiyorlar.
Rahmetli dedeme de tarih dersi kitabını okuyorum, Sultan Abdülhamid’e ‘kızıl sultan’ deniliyor.
Dedem de sessizce dinliyor.
Sonra döndü, “Bunların hepsi yalan” dedi.
Aradan seneler geçti, yurt dışına gittim.
Orada da bu konularda bazı araştırmalar yaptım, yabancı kitapları okudum.
Baktım ki dedem haklı.
Şu tarihi anlatmanın tersliğine bakın.
Bu zata ‘kızıl sultan’ dediler…
Devrine bakarsan, hiçbir toprak parçası vermemiş, büyük hizmetler yapmış.
Ondan sonra İttihat Terakki gelmiş, ‘Birlik ve gelişme’ sloganlarıyla.
1909-1918’de koskoca imparatorluk bozuk para gibi harcanmış.
Doğru mu, değil mi?
Şimdi birisi ‘kızıl sultan’, öbürleri hürriyet kahramanı!”
***
Neyse, CHP’nin ve İsmet İnönü’nün ‘zafer’ diye yutturduğu Lozan’a dönelim.
Tarihçi Dr. Mehmet Hakan Sağlam ‘İngilizler n’oldu da tek kurşun atmadan İstanbul’u terk etti?’ sorusunun da cevabı olan Lozan’ı belgeleriyle çok iyi anlatır.
Verdiği şu bilgileri dikkatle okumanızı öneririm;
  • 124 maddelik Lozan’ın imzalı sözleşmesi bile bizde yoktu. Fransız devlet arşivinde saklanmış, bize bir nüshasını bile vermemişler. Böylesine övülen ama, tuhaf biçimde sır gibi gizli tutulan Lozan Antlaşması’nın ne olduğunun orijinal belgesini Başkent Üniversitesi yayınladı.
  • Bu topraklara Hristiyan ayağı basmasın, ezanlar susmasın, bayrak inmesin diye milyonlarca şehit verdik değil mi? Ama CHP’nin Atatürk’ten sonraki ikinci büyük lideri İsmet İnönü, Lozan’da ne yaptı? Gelibolu’daki Anzak koyu arazisini bile (Arıburnu) İngiliz‘e verdi. Yani orası İngiliz toprağı. (Madde 129)
    • Yunanlar Anadolu’yu işgal ettiler. Komisyon kuruldu, Yunanistan’ın Türkiye’ye 5 milyar liralık tazminat ödemesine karar verildi. “Yunanistan tazminat ödemeyi kabul eder lakin, Türkiye, Yunanistan’ın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılardan dolayı bu paradan feragat eder” maddesini koydular. (Madde 59) Feragat edilen bu meblağın o günkü altın olarak karşılığı 147 ton… Bu parayla en azından Batı Trakya’yı alabilirmişiz, onu bile yapmamışız.
  • Lozan büyük bir projedir. Lozan’ı tartışmayan, içinde ne var ne yok bunu bile bilmeyen bir toplum, sağlıklı karar veremez, etrafında dönen dolapları okuyamaz, sürekli aynı kuyuya düşer, içinde çırpınır.
  • Lozan süreci bizden 64 devleti götürmüştür ki, Türkiye Cumhuriyeti de maalesef bunun içindedir. Türkiye, şu son 10 yılda bağımsızlığını kazanmaya başlamış, ABD’ye, Avrupa’ya kafa tutup, kendi kararlarını kendisi alacak noktaya gelmiştir ki, bu süreçte başına gelenler de bu sebepledir. IMF Başkanlarının talimat verip gittiği bir ülke bağımsız mıydı?
  • Bugün İslam dünyasında yaşanan problemlerin iki temel sebebi vardır; Türk-İslam devleti Endülüs Devleti’nin yıkılışı (1432) ve Çanakkale Savaşı ile Osmanlının yıkılışı.
  • Çanakkale Savaşı'nda 254 bin şehitle bir nesli kaybettik. Ne kadar okumuş, yazmış aydın kesimimiz varsa, Osmanlının bütün yetişmiş insan kaynağını kaybettik. 15-16 yaşındaki gençlerimiz bile şehit oldu. Geriye kimler kaldı? Çanakkale Savaşı’na gitmeyip, askerden kaçan yabancı kolej mezunu masonlar. Yeni devlet bunlarla kuruldu.
  • 1923 Temmuz’unda Lozan Antlaşması imzalanırken, Türkiye Cumhuriyeti resmî olarak yok. Çünkü 29 Ekim 1923’te kuruluyor. Ancak anlaşmaya taraf olarak imza atıyor. Bu nasıl oluyor?
  • 13 Ekim 1923’te Ankara başkent oluyor. Niye Ankara? Güya ülkenin ortasında olmalıymış ki, güvenli olsun. Yalan.
  • 3 Mart 1924’de halifelik kaldırıldı. Peki, İngiltere Lozan’ı hangi tarihte onayladı? 16 Temmuz 1924. Yani İngilizler demiş ki “Tamam sizinle anlaştık, bu toprakları verdiniz. Fakat bu anlaşmayı onaylamam için halifeliği kaldırmanız lazım.” Ne zaman ki halifelik kaldırılmış, ondan sonra imzalamış. Üstelik, İngiltere’nin imzasının hemen öncesinde camilerin satılıp, kapatılması kararı alınmış, hatta uygulamaya geçilmiş. Geneleve bile dönüştürülen camiler olmuş.
  • 1 Kasım 1928’de harf devrimi ile bütün geçmişimizle bağlarımız koparılmış, bir günde cahil olmuşuz. Yarın biz Japon alfabesine geçsek durumumuz ne olur, buradan anlayın. Çanakkale’de sağ kalanlar da böyle pasifize olmuş.
  • 18 Temmuz 1932 sabahı ezanın Türkçe okunması mecburileştirilmiş, aynı günün akşamı Türkiye’yi Milletler Cemiyetine (Bugünkü BM) kabul etmişler. Çünkü bu da Lozan’ın gizli şartlarından biri.
  • Harf devrimi yapılmış, camiler kapatılmış, kalanlarında ezan Türkçeleştirilmiş, al sana İsviçre Medeni Kanunu, Alman Ceza Kanunu, İtalyan Ticaret Kanunu denmiş. Ne güzel medeni oldun, başına da şapkayı mecbur tuttuk. Al sana Batılı!
  • 1 Şubat 1935 çok önemli tarih. Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi. İstanbul’un başkentliğini Ankara’ya taşıyıp, Ayasofya’yı müze yaparsanız ne olur? 29 Mayıs 1453’ün, yani İstanbul’un fethinin bir gün öncesine dönersiniz. Çünkü fetihten bir gün önce İstanbul başkent değildi, Ayasofya da cami değildi. Ve böylece Lozan tamamlandı.
  • Bize Lozan’da ne bıraktılar? Çorak bir Anadolu coğrafyası… Ne petrol, ne doğalgaz, hiçbir şey yok. Hatta demişler ki, “İstanbul’da da geçici olarak kalıyorsunuz ha! Zaten artık İstanbul’da halifelik yok, saltanat yok, Ayasofya yok, başkentlik hüviyeti yok. Siz burada sığıntı gibi kalın bakalım, elbet bir gün orayı da alacağız. İşte 15 Temmuz budur. 15 Temmuz’da İstanbul’u da bizden alacaklardı. FETÖ’cü hainler, bu yüzden Anadolu’dan Avrupa Yakası’na geçişi kapatıp, Batı yakasından gidişi açık bırakmıştı. Yeni Türkiye’nin sınırı orası olacaktı. Avrupa Yakası Ortodoks Hristiyan ayrı bir devlet olacaktı. Burayı Batı yönetecekti, bizi Allah kurtardı.”
***
Tarihçilerin anlattığı İnönü ve CHP gerçeği bu.
Şimdi yazının başına tekrar dönün.
Biz sandıkta ne yaptık?
Şu bilgileri topluma, özellikle yeni kuşaklara doğru düzgün anlatsaydık, bugün yeniden CHP yalanlarıyla uğraşır mıydık?