Yücel Koç

Kandil kaç defa adamlara çağrı yaptı;
“AKP-MHP faşizmine karşı HDP ile birlik olun. Yoksa bizi bitirecekler” diye…
Tınmadınız...
            ***
CHP’nin HDP ile sadece ‘adı konmamış’ açık ittifakını gördünüz…
Umursamadınız.
Şayet seçilirlerse HDP’ye ne kadar kontenjan ayırdıklarının yazışmaları bile deşifre oldu…
Aldırış etmediniz.
            ***
Adamlar niyetini, duruşunu gizlemedi zahar.
Hapisteki HDP’li Demirtaş’a seçimden önce de övgüler düzmüşlerdi, unuttunuz mu?
PKK’ya, FETÖ’ye seçimden önce de toz kondurmuyorlardı...
Hem de senelerdir.
Örgüt mensupları da adaylarınıza dört koldan destek olup, karşılığını veriyordu.
Görmezden geldiniz.
HDP Eş Başkanı Sezai Temelli’nin, “Buralar vadedilmiş topraklar. Türkler geldi, burayı işgal etti” demesini bile kayda değer bulmadınız, sandıkta ödüllendirmekten geri durmadınız.
Ne şehitler, ne Yeni Zelanda’dan katliamla verilen Ayasofya mesajları etkiledi sizi… Ne de henüz üç yıl önce tecrübe ettiğiniz işgal girişimi.
Gündeminiz varsa yoksa patatesti, soğandı, EYT idi, ek göstergeydi falan…
23 Haziran’da PKK’lılarla, FETÖ’cülerle birlikte zafer turu attınız ya da atmalarına vesile oldunuz.
CHP-HDP seçmeni büyükşehirlerde taş gibi yerinde dururken, sizler yanına yuvarlandınız.
            ***
Önce 18, sonra 12 ay askerlikten yırtan, henüz acemi er iken terörle mücadeleye gönderilmekten AK Parti sayesinde kurtulan gençler…
Sosyal medyadan pompalanan yalanlara kapılıp, ‘profesyonel askerlik’ hayata geçirilmese kamuflaj giydiğinizde gözünü kırpmadan sizi katledecek teröristlerin yanında yer aldınız, birlikte seçim naraları attınız.
            ***
‘Çok güzel olacak’ diye hizmet mi bekliyordunuz?
Bunu isteyen, tecrübeyle sabit Binali Yıldırım’ın ardında durmaz mıydı?
Şimdi sadece “Yapmayacağım, yaptırmayacağım” diyenlere niye şaşırırsınız, ben de buna şaşarım?
Para hep betona gömülmüştü, yatırıma falan ne gerek vardı, hatırlasanıza…
Yatırım olmayınca para sizin cebinize yağacaktı, unuttunuz mu yoksa?
Bekleyin, belki olur bir gün.
            ***
Geçen sene sandıkta öyle bir mesaj verdiniz ki…
AK Parti ülkeye yatırım yapmakla hata etmişti…
Meğer hiçbir şey yapmasa daha kıymetliydi!
PKK’yla, FETÖ’yle ölümüne mücadeleye girmek hataydı…
Çünkü sandıkta sevinen tarafta onlar da vardı.
O öyle bir seçimdi ki, açıkça şunu söyletti;
Bıraksın PKK ülkeyi bölseymiş…
FETÖ iktidarı tamamen ele geçirip, bu beyefendileri Pensilvanya’dan yönetseymiş…
Hatta, 15 Temmuz gecesi müezzinleri döven CHP tayfasının aklına uyup, memleketi kökten teslim etseymiş.
Yapmamış, hata etmiş.
            ***
Şimdi büyükşehirlerde işçi kıyımı yapılıyor, yerlerini kim dolduruyor?
Elbette terör sevici de olacak, ‘mezhepçi’ tercih de, KHK mağdurları arasına saklanan FETÖ’cü de…
Onlar da öyle yapıyor...
Bunun sürpriz neresinde?
“Kimseye dokunmayacağız” sözüne kandıysanız, orası da sizin probleminiz…
            ***
Şahsen CHP’yi takdir ediyorum.
Adamlar seçimden önce ne yapacaklarını, nerede durduklarını açık açık gösterdi, bugün de aynı tavrı sürdürüyor.
Selahattin Demirtaş’ın arkasında kapı gibi durmaya ediyor, eşine destek oluyor, kitabını satıyor, tiyatrosunu oynuyor.
Hatta sadece onun değil, başka PKK’lıların da…
Problem CHP’de değil, bunlar oldukça şaşıranlarda.
“O koltuklarda bizim sayemizde oturuyorsunuz” denildiğinde gönül koyanlarda…
CHP’nin kendisine havadan para yağdıracağını umup, bugün hülyası bozulanlarda…
Hem Ayasofya’nın önünde cuma gösterişi yapıp, hem de CHP-HDP ittifakına seçim kazandıranlarda.
Şimdi bekliyorlar ki, seçtikleri belediye başkanları bir gün de HDP önünde evlat nöbeti tutan anaları ziyaret etsin…
Daha çok beklersiniz.
 
 
******************
 
CHP’ye dokunamıyorsan Sözcü’ye de dokunma!
 
Bizde adalet bir tuhaf işler…
Son hadise FETÖ’den ağırlaştırılmış müebbet cezası verilen eski korgeneral Metin İyidil’in tahliyesi oldu.
Beraat kararı veren hâkim meğer daha önce FETÖ’den tutuklanıp bırakılmış.
Sonra gelmiş FETÖ davasına bakmış!
Fırsatını bulduğunda da vazifesini yapmış.
Neyse ki İyidil kaçamadan tekrar yakalandı, davaya bakan kim varsa dağıtıldı.
            ***
Beraat kararının alındığı gün, Sözcü’nün sahibi Burak Akbay’a yakalama kararı da kaldırılmıştı.
Yargının işine karışacak değilim, adalet bunu gerektiriyorsa sözüm olmaz.
Lakin, o zaman daha bir hafta önce Sözcü yazarlarına verilen hapis cezası niye?
Şayet Akbay aklanmışsa, yazarlarınki de fikir özgürlüğü değil midir?
Hem size daha ötesini söyleyeyim…
Bu gazetenin başını derde sokan 17/25 Aralık sonrası FETÖ propagandasına alet olan makale ve yazılar…
Peki, aynı şeyi CHP’nin Genel Başkanı, milletvekilleri ve yöneticileri de yapmadı mı?
Sözcü’nün ve yazarlarının yayınladığı her ne var ise aynısını CHP dillendirmedi mi?
Örnek mi arıyorsunuz, tonla…
7 Şubat MİT krizinden bu yana yaptıklarını hatırlayın;
Oslo’yu dillendiren…
FETÖ kumpası Gezi’yi körükleyen…
17/25 Aralık’ta uydurulan tape’leri Meclis’te dinleten…
FETÖ tutuklularının isimlerini kahraman gibi mitinglerde okutan…
Bank Asya’ya hem para yatırıp, hem şubelerinin önüne yatan…
FETÖ yayın organlarının önünde nöbet tutup, destek ziyaretleri yapan…
MİT tırı ihanetine, Dışişleri’nden gizli ses kaydı sızdırılmasına aracılık ve sözcülük eden…
15 Temmuz’a kadarki her seçimde FETÖ ile açık iş birliğine giren…
Darbe gecesi tankların arasından süzülüp geçebilen…
Darbe sonrası ‘kontrollü’ yalanıyla FETÖ’yü aklamaya girişen…
“Adil Öksüz MİT ajanıydı” yalanına aracılık eden…
FETÖ’cülerle kol kola Ankara’dan İstanbul’a yürüyen…
Zaten koltuğa oturuş sürecine baktığınızda, FETÖ’nün kaset operasyonuyla göreve geldiği bariz belli olan birine hiç dokunma ya da dokunama…
Gel bütün hıncını aynı çizgide ilerledi diye CHP destekçisi bir gazeteden çıkar.
Adalet bu mudur?
CHP’ye dokunamıyorsan, o zaman Sözcü’ye de dokunma kardeşim.
Dün ‘saz çaldırdı’ diye kızdığınız da bugün ‘sizin oğlan’ oluyor nasılsa...
 
 
*****************
 
Ha sana, ha Hasan’a…
 
Sebeplere yapıştıktan sonra…
Tevekkül ne güzel şey.
Son örneğini gördük Hasan’da…
Ne olmuşsa olmuş, sokaklarda kalmıştı garibim.
Mendil satıp kazanabildiği üç beş kuruşla geçiniyormuş.
Biriktirdiğiyle haftada bir otelde yatıp, aklanıp paklanıyormuş.
Dünya imtihan yeri, Hasan’a da bu düşmüş.
Fakat O, sınandığını biliyormuş.
Yüzündeki hafif tebessümle şöyle demiş karşısında kamera tutan kişiye;
“Allah insanları sınar. Şu an beni de sınıyor, taşıyamayacağım yükü vermiyor.”
            ***
Ankara’nın ayazında, sokaklarda yatıp kalkan, bulabildiği üç beş kuruşla karnını doyurmaya çalışan biri söyledi bunu.
Video sosyal medyadan yayıldıkça, Hasan yüreklerde büyüdü.
Herkes izini aramaya başladı, Valilik buldu.
Önce karnını doyurdular, sonra tedaviye aldılar.
Sokaklar bozar insanı, zehirlemişler garibimi.
Tedavi bittikten sonra Valilik iş de verecek.
Artık sokaklarda biçare gezmeyecek.
            ***
Allah’a sığındın mı, sabredip karşılığını ondan bekledin mi, işte böyle oluyor.
Sebepler alemi…
Birisi çekip yayınlıyor, insanlar yardım için yarışa giriyor, gelip devletin Vali’si seni buluyor, sahip çıkıyor.
Hasan’ın işi tamam da, sıkıntı dünyanın imtihan yeri olduğunu unutanlarda.
Bugün Hasan’a, yarın sana…
Keşke Hasan’ı hiç unutmasak…
Varlığın da, yokluğun da kalıcı olmadığını; burada vereceğimiz imtihanın yarın ahirette karşımıza çıkacağını ah bir kazısak hafızamıza!