Yücel Koç

Gündelik hayatımıza bakıyorum…
Ne Alevi’nin Sünni ile ne de Sünni’nin Alevi ile hiçbir problemi yok.
Arkadaşlık, dostluk yahut ticari bağ kurduğumuz insanlar Alevi midir, Sünni midir, çoğu zaman sorgulama gereği bile duymuyoruz.
Fakat birileri, inadına burayı kaşımak istiyor.
Biz bu mevzulara girmek istemedikçe, onlar ısrarla tahrik ediyor.
Belli ki bir vazifeleri var.
Toplumun böyle bir meseleyi toptan ortadan kaldırmaması için âdeta çırpınıyorlar.
             ***
Mesela bir karanlık internet sitesi var.
Herkes kendini bilir…
Sahibi Çorumlu bir Alevi…
Problem kimliği değil elbet, radikal ‘Alevicilik’ yapması, Sünni kimliğe sahip bütün kesime sabah-akşam olmadık iftiralarla çamur atması, hakaretler yağdırması.
Bizim mahalleden kimse o siteyle ilgili bir şey yazarken ‘Alevi bilmem kimin internet sitesi’ demezken, onun her haberine ‘bilmem hangi cemaatçi’ diye başlaması.
Sünnileri hizaya çekmek ona kalmış sanki!
Keza ‘Alevicilik’ yapan bazı yazılı, görsel basında da durum böyle.
Niye?
Bizim mahallede kimse mezhebinden, dininden yola çıkarak bir başkasını eleştirmezken, bunlar neden tam aksini, hem de üstüne basa basa yapıyor?
Herhangi bir cemaate mensup olmasanız bile, onlar neden bir kılıf uydurup, toplumu ayrıştırıcı bir şeyler yazma gayretine giriyor?
Amaçları sadece dindar kesimi baskılamak, aşağılamak mı; yoksa Sünni-Alevi kavgası başlatmak mı?
Fütursuzluklarını gördükçe, insanın aklı havsalası almıyor.
             ***
28 Şubat özlemi yaşayan bu tipler, ortada hiçbir mesele yokken, Alevi vatandaşlarımıza da sürekli korku pompalıyor, tahrik etmeye çabalıyor.
Elbette yine kendilerinden gördükleri terör örgütlerinden de destek alarak…
Örneği o kadar çok ki, bakın şunlara;
-Velibaba Cemevi’ne saldırı düzenlendi. Saldırganlar DHKP/C’li çıktı.
-Pir Sultan Abdal Cemevi ve Kültür Derneği’ne saldırı düzenlendi. Saldırıyı yapan şüphelilerden İ.G’nin Marksist Komünist Leninist Partisi (MLKP) üyesi olduğu ortaya çıktı.
-İstanbul Gültepe Mahallesi'nde Alevilerin yaşadığı 10 ev işaretlendi. Olayla ilgili üç kişi yakalandı. Bu kişilerden ikisinin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyesi, diğerinin ise DHKP/C üyesi olduğu belirlendi. Kapıları boyanan evlerden alınan örnekle şüpheli M.D'nin evinde bulunan boya tüpleri üzerinde yapılan incelemelerde sonuca ulaşıldı. Şüphe çekmemek için faillerden birinin kendi evini de işaretlediği anlaşıldı.
-Malatya Cemal Gürsel Mahallesi’nde, bazı evlerin kapısına kırmızı boya ile ‘X’ işareti konuldu. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, "Biz işaretlemeleri geçmiş katliamlardan biliyoruz" diye açıklama yaptı. Oysa eylemi DHKP/C Malatya Açık Alan Sorumlusu Uğur P.’nin organize ettiği tespit edildi. Polisin gözaltına aldığı komplocu teröristi mahkemede CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün savundu.
-Malatya'dan sonra Manisa'da da Alevilerin evlerine işaret kondu. Yine benzer bir sebep çıktı.
-İzmir’in Gaziemir ilçesinde bir ailenin evinin duvarına 'Defol Alevi' yazılarak, çarpı işareti konuldu. Mağdur aile CHP'li belediye başkan yardımcısı ile tartışma sonrası bu olayın yaşandığını açıkladı ve "Bizim kimseyle sorunumuz yok. Hiç sorun yaşamadık" dedi. İşareti koyanlar terör örgütü üyesi çıktı.
-Mersin’de Alevi ailelerin çoğunlukta olduğu Piri Reis Mahallesinde yaklaşık 20 evin duvarına çeşitli tarihler yazıldığı görüldü. Malum medya, olayı ‘Alevilerin hedef alındığı’ şeklinde yansıttı. Emniyet ekiplerinin yaptığı araştırmada, yazıları, lösemi hastaları için yardım toplayan bir kadının, girdiği binaları unutmamak için yazdığı anlaşıldı. Alevi olmayan ailelerin de evlerinin duvarlarında tarihlerin yazılı olduğu fark edildi.
-İstanbul Sultangazi'de bir apartmanın merdiven boşluğuna kalemle (X) işareti ve “Gebereceksin" yazıldı. Yazıyı yazanın söz konusu apartmanda ikamet eden İ.G. adlı kadın olduğu tespit edildi. Şüpheli ifadesinde; konunun apartmandaki 'çöp ve aidat' husumetinden kaynaklandığını, bir anlık öfkeyle komşusunu korkutmak için yazdığını ve yine kendisinin sildiğini, yazdıklarının herhangi bir mezhepsel ayrılık veya başka bir maksat taşımadığını ve yaşananlardan pişmanlık duyduğunu söyledi.
-Malatya'nın Akçadağ ilçesinde, Alevi ailelerin yaşadığı 5 evin kapı ve duvarlarına kırmızı renkli boya kalemiyle çarpı işareti çizip tehdit yazıları yazan Bora Ç. (35) jandarma tarafından gözaltına alındı. Aynı mahallede oturan ve muhtarın yeğeni olan şüphelinin korucu olmak istediği, mahallenin güvenli olmadığı algısı oluşturmak amacıyla evleri işaretlediği tespit edildi.
-Tunceli'nin Pertek ilçesinde yalnız yaşayan 66 yaşındaki Kumru A.’nın Almanya’da bulunan oğlu Yusuf İnan A., iltica talebinin kabul edilmesi için şeytanın aklına gelmeyecek bir oyuna başvurdu. Kısa sürede çözülen olayın aslı şuydu; A., kayınbiraderi Yurdal D.’yi arayarak annesinin kapısının önüne "Geber Ermeni dölü" şeklinde yazı yazmasını ve bir adet uzun namlulu silah mermisi bırakmasını istedi. D., isteği eksiksiz yerine getirdi. Gözaltına alınan D.’nin evinde yapılan aramada da kapıya yazı yazarken kullandığı boya bulundu. Emniyetteki sorgusunda yaptıklarını itiraf eden Yurdal D., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Yusuf İnan A.’nın ise 5 Şubat 2015’te Almanya’ya gittiği, hâlen orada olduğu ve hakkında bir adet arama kararı olduğu belirlendi.
-İstanbul Sultanbeyli'de, gece saatlerinde cemevine giren kimliği belirsiz kişi ya da kişiler, camları kırarak içeri girdikten sonra yerlere "bitmedi" diye yazıp, bağış kutusunda bulunan bir miktar parayı çaldı. Soruşturma sürüyor. Olayın adi bir vaka olduğu değerlendiriliyor.
-İstanbul Pendik'te dört dairenin kapısına kırmızı renkle çarpı işareti konulduğu belirlendi. İnceleme neticesinde olayın gerçekleştirildiği saatler arasında binaya 15 yaşlarında S.Y adlı bir erkek çocuğun giriş-çıkış yaptığı anlaşıldı. S.Y'nin aile içi anlaşmazlık sebebiyle amcası T.Y'yi korkutmak maksadıyla evinin kapısına kırmızı sprey boya ile çarpı işareti (X) attığı, kendisinin yaptığının anlaşılmaması için de kendi evi ile diğer akrabalarının dairelerinin kapısına da aynı işareti yazdığı belirlendi.
Yukarıda saydığım bütün hadiselerde kıyametleri koparan bu provokatörler, olayın aslı ortaya çıkınca gerçekleri görmezden geliyor.
Bizim mahalle medyası da büyük puntolarla bu kirli oyunu yüzlerine vurmadığı için onlar yeni kumpaslara devam ediyor.
Sapık bir katilin kurbanı olan Ceren Özdemir cinayetinden sonra, hiç ilgisi bulunmadığı hâlde Alevi olduğu için özellikle hedef seçilmiş olabileceğini yazıyor, Elazığ depreminde Alevilere yardım götürülmediği yalanını üfürüyorlar.
Bunun gibi tahrik, kin ve nefret dolu daha nice örnekler...
             ***
Madem mevzuya girdik, dindar kesime saldırmak için kullandıkları FETÖ’ye de değinelim.
FETÖ ile 2012’den bu yana mücadele eden kim; destekleyen, seçim ittifakları yapan kim?
15 Temmuz gecesi FETÖ’ye karşı canını ortaya koyan kimdi, direnişe çağıran müezzinlere saldıranlar kimlerdi?
Daha ötesine gidelim…
FETÖ’nün Alevi imamları da olduğunu, yoksul Alevi çocuklarını kandırarak, özellikle orduya yerleştirdiklerini hatırlıyor muyuz?
Fetullahçı Terör Örgütü’nün Alevilerden sorumlu İstanbul Avrupa yakası imamı Bayram B.’nin 2018’de yakalanıp tutuklandığını biliyor muyuz?
             ***
Benzer bir iş birliğini Gezi’de de görmedik mi?
FETÖ’cü zabıtalar, polisler olayları büyütmek için ellerinden geleni yaparken, kandırılan Alevi çocuklarından teşekkül silahlı örgütler sokağa inmedi mi?
Bitmedi…
Gariban Alevi çocuğu Berkin Elvan’ın başına isabet eden gaz kapsülü ile öldürülmesine ilişkin soruşturmayı tamamlama aşamasına gelen Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı DHKP/C’li teröristler neden makamında şehit etti?
Hatırlatayım, Kiraz’dan önce Berkin Elvan soruşturmasına bakan dört savcı da FETÖ’cü çıktı.
Soruşturmayı bir milim bile ilerletmeyen FETÖ’cü savcılar hiçbir şekilde DHKP/C tarafından hedef alınmazken, neticeye çok yaklaşan Savcı Kiraz neden katledildi?
Kiraz’ın rehin alındığı ilk dakikalarda maskeli teröristlerin kimliğini kimse bilmezken, Türkiye’nin bu isimleri FETÖ’den ihraç polis amiri Kadri Cemil Yiğit’ten duyması normal miydi?
Peki, Savcı Kiraz’ı şehit eden DHKP/C’li teröristlerden Şafak Yayla’nın, FETÖ’cü polis Ahmet Sait Yayla ile akraba çıkması tesadüf müydü?
             ***
Gezi kalkışması, yabancı istihbarat örgütlerinin muazzam biçimde tasarladığı DHKP/C-FETÖ iş birliğinin sokağa yansımasıydı.
Sokak bastırıldı ama, siyaset ve medya ayağı, sosyal medya için oluşturulan yapılanma diri kaldı.
DHKP/C gibi silahlı örgütler de sokaktan çekilip, Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı dağda PKK’ya, şehirde FETÖ’ye desteğe katıldı.
“Gezi bitmedi, bitmeyecek” derken işte bunu kastediyorlar, amaçlarına her yoldan ilerlemeye çalışıyorlar.
Askerimiz ve polisimiz silahlı örgütlere göz açtırmasa da; siyaset, medya ve sosyal medya ayağında etkili oldukları, başarılı bir algı yürüttükleri muhakkak.
En etkili silahları ise iş birliği içinde oldukları FETÖ.
15 Temmuz’da FETÖ’ye karşı canını ortaya koyanları, FETÖ’yü kullanarak sindirmeye çalışıyorlar.
Bizler FETÖ’den kurtulmak için mücadele verirken, DHKP/C gibi örgütlerin bitirilmesi için kim, ne mücadele veriyor?
Ortaya çıkıp meydan okuyan var da biz mi duymadık?
             ***
Şimdi birileri derin ellerin organize ettiği Maraş’ı, karanlık olaylar ve cinayetlerle dolu 1993 yılındaki Sivas katliamını hatırlatacaktır.
Madem öyle, o dönemin Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu bugün kimlerin kankası?
Madımak’ı elbette hep birlikte lanetleyelim…
Ama üç gün sonra 33 vatandaşımızın katledildiği Başbağlar’ı niye birlikte lanetlemiyoruz?
             ***
Bu yazıdan gündelik hayatını normal biçimde yaşayan hiçbir Alevi vatandaşımız alınmasın, onlar başımızın tacı.
Hepimiz aynı dinin, aynı ülkenin mensubuyuz neticede.
Olmasak bile, birbirimizin hayatına müdahale etmediğimiz sürece, bunda da problem yok.
Fakat sıkıntı, biz bu hususlarda alabildiğine hassas davranıp, edeceğimiz her lafta kılı kırk yararken, "Ali’siz Alevi" güruhundan birilerinin inadına her gün en ağır cümlelerle Sünni dindarları hedefe koyarak, kavga çıkarmaya çalışması.
Daha önce de yazdım…
Bu tiplere en başta Alevi derneklerinin tepki göstermesi, “Herkes önce kendi evine çekidüzen versin” demesi gerekirken, -baskıdan mıdır, korkudan mıdır bilinmez- onların da sesi soluğu çıkmıyor.
Tarikatı, cemaati eleştirenler Aleviliği nereye koyuyor, o da ayrı mesele.
             ***
İşin aslı şu ki, bizim ülkemizde Alevi, Sünni, Kürt, Türk, Laz, Çerkez problemi yok.
Her kesimden devşirdikleri "ajanlar, piyonlar" bütün meselemiz.
Öyle bir çalışmışlar ki bu memlekette…
Hiçbir alanı boş bırakmamışlar.
Sünnileri baskılamak için terör örgütü kurmuşlar,
Alevileri baskılamak için örgütler kurmuşlar,
Kürtleri kışkırtmak için örgütler kurmuşlar…
Velhasıl kurmuşlar da kurmuşlar.
Bu öyle bir akıl ki, önümüze koydukları bu örgütleri konuşturup kendilerini unutturmuşlar.
             ***
Meseleyi işte buradan ele alıp doğru sonuca gitmemizi de engelliyor bu akıl.
Alevi’ye Sünni’yi, Sünni’ye Alevi’yi, Kürt’e Türk’ü, Türk’e Kürt’ü kışkırtıyor aradaki ajanlar…
Biz bunlarla boğuşurken, onlar rahatça işlerini yapmaya devam ediyorlar.
"Alevicilik" yapanlar da işte onların maşaları...