Yücel Koç

Kaç yıldır PKK ile göğüs göğüse çarpışıyoruz?
Yaklaşık kırk yıldır.
Bu terör örgütü kaç askerimizin, polisimizin, sivil vatandaşımızın hayatına kastetti bugüne kadar?
Kandırarak ya da zor kullanarak eline silah verdiği Kürt ve Alevi çocuklarını da katarsanız kırk bine yakın.
Buna, 1993 yılında Elâzığ-Bingöl kara yolunda otobüsü durdurup katlettikleri 33 silahsız Mehmetçiğimiz dâhil…
Aynı sene Başbağlar’ı akşam ezanı basıp kundaktaki bebeleri bile katlettikleri 33 köylü de…
Yine aynı yıl Siirt’in Derince köyünde okul önünde kurşuna dizdiği 13’ü çocuk, 22 sivil vatandaşımız da…
Tek tek saymayayım, yazıya koyduğum infografiğe bakın.
Biz bu terör örgütüyle özellikle son beş yıldır, içeriden ve dışarıdan bütün baskılara rağmen amansız bir mücadele veriyoruz…
Nitekim bugün dağlarımızdaki terörist sayısını on binlerden yedi yüzün altına düşürdük diye seviniyoruz!...
Değil yedi yüz, yüz terörist bile olsa az mı peki?
***
Batı sınırlarımızdan öteye gidin…
Dağlarında silahlı teröristlerin dolaşabildiği bir tek ülke var mı?
Olsa, bu normal kabul edilir, “Barış, demokrasi” gibi safsatalarla devletlere ya da toplumlarına kabul ettirilebilir mi?
Ama bize bunların hepsini yaşattılar, hâlen yaşıyoruz.
Hem de daha beter bir durum var…
Böylesine bir örgütle iş birliğini, siyasi desteği marifet sayan parti, hatta partiler, bunlara oy veren geniş bir kitle var içimizde.
Daha bir hafta önce CHP’ye “İttifakımızı alenileştirelim” demediler mi?
***
Bu öyle bir ittifak ki, zannedersiniz devletin askeri, polisi değil onların teröristleri bu ülkenin meşru gücü!
Sahada güvenlik kuvvetlerimizin düşmanlarıyla iş tutuyorlar, şehit haberi gelince de vatandaşla birlikte ağlama numarası yapıyorlar.
Son örneği; İdlib’de uğradığımız alçak saldırı.
Suriye meselesi başladığından beri Esad’ın yanında duran, hatta Şam’a heyetler gönderen, devletin Türkmenlere yolladığı yardımı ifşa eden, Türkiye’yi teröre destekle suçlayan bunlar değil miydi?
Dahası var…
“Türkiye Esad’la savaşırsa banko Esad’dan yana olurum”,
“Türkiye ile İran savaşırsa İran’dan yana olurum” diyenler!…
PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG için “Onlar topraklarını koruyor. Bize mi saldıracaklar?” diye zırvalayan kimlerdi?
Kendi şehirlerimizi ‘özerklik’ adı altında işgal eden ve ülkemizi fiilî olarak bölmeye çalışan PKK terör örgütüne nasıl siper olduklarını görmedik mi daha birkaç sene önce?
Aynı niyetle 15 Temmuz’da işgale kalkışan FETÖ’yü nasıl aklamaya çalıştıklarına şahit olmadık mı?
***
Şimdi bunların İdlib’de 36 şehidimize samimi olarak üzüldüklerine, ‘Bu defa savaş tehlikesi var’ diye iyi niyetle “Askerlerimizi geri çekelim” çağrısı yaptıklarına inanalım mı?
Merak buyurmayın, ‘savaş’ kelimesinin iki ülke arasındaki çatışma için kullanılabileceğini, PKK’ya karşı yapılan operasyonların terörle mücadele olduğunu biliyorum.
Peki bu terör örgütü, arkasında ABD, Avrupa ülkeleri, hatta İran ve Rusya’nın desteği olmasa bugüne kadar ayakta kalabilir miydi?
Onların paralı teröristleri ile mücadele edince, aslında kiminle savaşmış oluyorduk?
 
 
TERÖR LOBİSİ İŞBAŞINDA
 
Tekrar hatırlatayım; terörle mücadelede kırk bine yakın insanımızı kaybetmekten bahsediyoruz.
Çoğu askerimiz, polisimiz…
Demem o ki, Türkiye kırk yıldır zaten savaştaydı.
Geçmişte teröre arka çıkanlara şunu sormak hakkımız değil mi;
“PKK terörüyle şehitler verdiğimizde ‘vatanseverliğiniz’ neredeydi?”
***
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hükûmeti, son beş yıldır sadece dağlarımızda, şehirlerimizde bitirmiyor bu terör örgütünü…
Irak’ta ve Suriye’de, asıl yuvalandıkları yerlerde imha ediyor, kırmızı ve mavi listedeki terör elebaşlarını teker teker defterden siliyor.
Bu azim ve kararlılık neticesindir ki sınırımızdaki terör yuvası Afrin temizlendi, ABD ve Rusya ile savaş riskine rağmen Fırat’ın doğusuna Barış Pınarı Harekâtı düzenlendi.
“Suriye’den askerlerimizi çekelim” derken buraları da terk edelim mi?
***
Biz PKK’ya hamilik yapan ülkelerin terörü bize karşı kullandıklarını, asıl niyetlerinin 2015’te fiilî olarak da denedikleri ülkemizi bölme niyetlerini biliyoruz.
Bu yüzden meydan okuyup tedbiri sınırlarımızın ötesinden alıyoruz.
Lakin asıl problemimiz, içimizdeki iş birlikçileri…
Kimi siyasette, kimi akademide, kimi medyada, kimi STK’larda, hepsini aleni biçimde görüyoruz.
Bunlar PKK/PYD’ye karşı Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtları, hatta DEAŞ’a karşı Fırat Kalkanı Harekâtı’na da engel olmaya çalışmamış mıydı?
İdlib, şimdiki bahaneleri…
***
Geçmişte kalleş PKK’nın katliamlarını savunan, çukur kalkışmasında önüne siper olanlar, 36 şehidimizin ardından kuzu postuna bürünmüş, “İdlib’de ne işimiz var?” diyor.
Sanki sütliman bir ülkeymişiz de durduk yere başımıza dert aramışız gibi…
Bu propagandayı kimlerin adına yaptıklarını artık gayet iyi biliyoruz.
Rabb’im İdlib şehitlerimizin mekânını cennet eylesin, ailelerine sabır versin.
Elbette kolay değil, ateş düştüğü yeri yakıyor.
Fakat bugün geri çekilirsek yarın bugünleri bize mumla aratırlar, bunu da görüyoruz.
Allah hiçbirine fırsat vermesin.
 
*********
 
Mültecileri niye göndermişiz!
 
Eğer sınırımızda ‘güvenli bölge’ istediğimiz şekilde oluşur, Suriyeli göçmenler ülkelerine dönerse bugün Suriyelilerden en çok şikâyet eden kesimin bundan rahatsız olacağını geçen sene yazmıştım.
Bunu bir başka vesileyle teyit ettiler.
Türkiye sınır kapılarını açıp mültecilere ‘Buyur’ deyince Suriyelilerden en çok dert yanan güruh, “Bu insanları nasıl ölüme yollarsınız?” diye tezvirata başladı.
Şundan artık eminim; istiyorlar ki geçen sene bazı şehirleri kazandıkları gibi, hükûmeti de devralana kadar Türkiye’de hiçbir mesele çözülmesin.
Ülkede her şey çok kötü olsun ki, onlar amacına ulaşsın.
İşin acı tarafı şu; bu ruh hastaları amacına ulaştıktan sonrası ne olacak, bunu düşünmüyor…
Nitekim acı örneklerini tecrübe ediyoruz!
 
********
 
Duygu sömürüsü…
 
15 Temmuz’da 252 vatandaşımızı, polisimizi kendi uçaklarımızla, tanklarımızla şehit eden FETÖ’cüler ve terör örgütü PKK destekçisi hainler bir olmuş, İdlib’deki 36 şehidimiz üzerinden sosyal medyada kara propaganda yapıyor.
Ekranda tebessüm eden bir yüz görmesinler…
Gönül adamı Hayati İnanç’ın şehitlik makamı ile ilgili sözlerini cımbızlayıp çarpıtıyor…
Ülke TV’de bant yayınından Turgay Güler’in görüntüsünü alıp üzerinde yaygara yapıyor…
Cumhurbaşkanı’mızın, ABD Başkanı Trump’la alay ettiği bir bilgiyi aktarırken yüzüne vuran tebessüm üzerinden propaganda üretiyorlar.
Zannedersiniz bütün PKK’lı ve FETÖ’cüler, İdlib kalleşliğine kahrolmuş, günlerdir gece-gündüz gözyaşı döküyor!
Oysa onların gerçeği, PKK’lı bir hainin şehitlerimize hakaret ettiği videodur, nitekim gereği de yapılmıştır.
Acı olan, örgütlerin sosyal medyada yürüttüğü propagandaya saf vatandaşımızın alet olmasıdır.
Buna, ‘şehitlik makamının’ içini boşaltmak için yaptıkları tevzirat da dâhildir.
O kadar tecrübeden geçtik, hâlâ mı akıllanmadık?