Yücel Koç

Sebebi oymuş, buymuş, orasını bilemem…
Fakat bildiğim bir şey var.
Hemen yanı başımızda, Suriye’de neredeyse on yıldır çocukların üzerlerine bombalar yağarken…
Kimyasal gaz saldırılarıyla yüzlerce çocuk, anne ve babaları çırpına çırpına can verirken…
Ekmek fırınları bombalanıp, milyonlarca insan açlığa mahkûm edilirken…
Yüzlerce çocuk, on binlerce insan açlıktan hayatını kaybederken…
“Biz Suriyelileri niye barındırıyoruz?” diyenleri hatırlıyorsunuz değil mi?
          ***
Kahrolası menfaatleri uğruna bu zulme göz yuman, duyarsız kalan dünya…
Suçsuz günahsız yavruların ahı karşılıksız mı kalacak zannediyordunuz?
Ve içimizdeki Esad’çılara sözüm;
Ne tepenize bombalar yağıyordu…
Ne ekmek fırınlarınız, gıda fabrikalarınız bombalanıyordu…
Ne de üstünüze kimyasal gazla saldırılar yapılıyordu.
Hatta henüz koronavirüsün Türkiye’de yayıldığı bulgusu bile yoktu.
Sadece yurt dışından gelen bir kişide virüs tespit edildi diye marketleri yağmaladınız…
Rafları talan ettiniz, kıtlık varmış gibi aylarca yetecek ihtiyaç malzemesi stokladınız.
Kendiniz ve çocuklarınız için alarma geçip, en uç tedbirleri nasıl aldınız.
Zaruri tedbirleri alın elbet, buna sözüm yok da…
On yıldır ölümle burun buruna yaşayan insanları umarım şimdi anlamışsınızdır.
 
 
**************
 
En mantıklı senaryo
 
Görüştüğüm doktorların büyük kısmı, yeni tip koronavirüsün laboratuvar ürünü olduğu kanaatinde.
Kimin yaptığıyla ilgili çeşitli rivayetler var.
İçlerinden en aklıma yatan şu oldu;
Bunun arkasında bir devlet değil, küresel sermaye var.
Bu şekilde aslında bütün devletleri hizaya getiriyorlar ve yeni bir dünya düzeninin temellerini atıyorlar.
Yeni virüsün henüz algoritması çözülemeyen akıllı bir virüs olduğu ve özellikle yaşlıları hedef aldığı iddiaları da göz önünde bulundurulursa…
Pek mantıksız değil gibi.