Yücel Koç

 
İki güç, tutuklamalara, savaş tehditlerine varan bir kavganın içindeydi.
Çin'de bir anda virüs salgını patlayıverdi.
Gözler Washington'a çevrilmişti ki, en çok canı yanan ABD oldu.
Amerika'da 1 milyonu aşan vaka, 60 bine yaklaşan ölüm sayısına karşılık, Çin bugüne kadar 83 bin 940 vaka, 4 bin 637 ölüm bildirdi.
Resmî rakamlar böyle...
İster inan, ister inanma...
***
Gerçek şu ki, Çinli yetkililer, en az kaybın kendilerinde olacağını, çünkü Batılıların onlar kadar sıkı önlem uygulayamayacağını daha salgının ilk günlerinde söylemişlerdi.
Dedikleri gibi oldu.
Lakin mevcut tablo Çin'i hedef tahtasına oturttu.
Vuhan'da (henüz tespit edilemeyen bir şekilde) ortaya çıkan virüse karşı yeterli tedbir almadığı, uçuşları durdurmayarak dünyaya yaydığı için suçlanan Pekin yönetimi, çeşitli yollarla kendini aklamaya çalışıyor ama nafile.
ABD ve bazı Avrupa ülkelerinden gelen suçlamaların ardından Avustralya, Çin'e soruşturma açılması için harekete geçti.
Avustralya Başbakanı Scott Morrison, herhangi bir ülkeyi hedef almadıklarını, sadece gerçeklerin ortaya çıkmasını amaçladıklarını söylese de, Pekin yönetiminin kolay kolay "Buyurun gelin, araştırın" demeyeceği anlaşıldı.
Avustralya ile diplomatik gerginlik üzerine konuşan Çin Büyükelçisi, 'mallarını almamak ve üniversitelerini boykot etmekle' tehdit etti.
Ekonomik baskı uygulamakla suçlanan Çin'in büyükelçiliği ile Avustralyalı makamlar arasında bugünlerde gündem, bunun üzerinden yürüyen polemik.
Hatırlarsanız Çin, virüs salgınını henüz Vuhan özelinde konuşurken de uçuşları durduran ülkelere benzer şantajlarda bulunuyor "Bugün yaptıklarınızı unutmayız" kabilinden mesajlar veriyordu.
Neticesi, dünyanın felaketi oldu.
Peki, Çin suçlamalara ne diyor?
***
'Bu virüsü laboratuvarda üretip üretmediklerinden' başlayalım.
"Dünya Sağlık Örgütü, mevcut tüm kanıtların Covid-19'un doğadan (yarasa ve pangolinlerden kaynaklı olabileceğine dair varsayım) geldiğine dikkat çekti" diyorlar.
Burada, Çin'in güdümüne girmekle suçlanan Dünya Sağlık Örgütünün üzerine kocaman bir ünlem konulduğunu hatırlatmış olayım.
Başka?
Virüs, Vuhan Viroloji Araştırma Enstitüsünden mi sızdı?
Çin, elbette bunu reddediyor ve imkânsız olduğunu savunuyor. 
ABD Başkanı Trump'ın "Çin virüsü" suçlamasına gelince...
"Resmî adı SARS-CoV-2. İlk vakayı bildirdik diye kaynağı biz değiliz" diyorlar.
Örnek olarak da HIV enfeksiyonunu gösterip "İlk vakaları ABD bildirdi ancak kökeni büyük ihtimalle Batı Afrika'da" savunması yapıyorlar.
(Bu akla yatkın olabilir de, koronada atladıkları şu; SARS'ın kaynağı da yine kendi topraklarıydı.)
Aynı şekilde Kasım 2019'da patlak veren virüsü gizlediklerini de, virüsü ilk teşhis eden ve bu sebeple ölen Dr. Li Wenliang'ın uğradığı baskıyı da kabul etmiyorlar.
Aksini yapacak hâlleri yok ya!..
Neyse...
Ortada somut bir belge olmadan ne suçlamalara yüzde yüz güvenebiliriz, ne de Çin'in açıklamalarından emin olabiliriz.
Açılan tazminat davalarına karşı "Ben de kurbanım" tezini savunan Çin'in doğru söyleyip söylemediği, başarılabilirse 'ciddi ve bağımsız' bir soruşturma neticesinde anlaşılacak.
Lakin, ilk öneriyi getiren Avustralya'nın aldığı cevap, kafa bulandırıcı.
Çiğ yemeyenin karnı ağrımaz...
"Şu işi soruşturalım" çağrısına cevap tehdit olursa, orada şüpheler daha da artar, -ki Çin bu yolda ilerlemekte.
Bu da okları daha fazla üzerine çevirmekte.
***
Bazı şeyler uçuk kaçık gelse de, şu son günlerde olanlara bakın;
IMF borç verdiği Afrika ülkelerine, belirli sayıda insana 'çip taktırmayı' şart koştu.
Bunun olacağı dillendirildiğinde gülüp geçenler, şimdi işi borç para vermek olan bir kurumun 'çip' mecburiyetini nasıl yorumluyor acaba?
Bekir Hazar geçenlerde Washington Post'un haberini gündeme getirdi.
Gazete, Dünya Sağlık Örgütü, ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü, Gates Vakfı ve Gates'in gizli ortağı olduğu öne sürülen Vuhan Viroloji Enstitüsünün 25 bin mailinin hack’lendiğini yazıyor.
O yazışmalarda neler yok ki...
Enstitünün Gates Vakfına gönderdiği bir e-Posta’da, 19 Ekim 2019'da bir enstitü yöneticisinin, koronavirüslü bir buz parçasını canlı hayvan pazarına bıraktığı, ancak etkisi hakkında Çin devletinden henüz detaylı bir açıklama gelmediği belirtiliyor.
Vakfın enstitüye ilettiği bir başka yazışmada ise "Hazırlanan virüslerin güvenliğiyle ilgili risk var mı?" sorusu yöneltiliyor.
2018 yılında Çin Resmî Ajansının yayınladığı ve sonrasında sildiği söylenen "1.500 virüs hazır" şeklindeki Tweet de bu maillerde.
Dünya Sağlık Örgütünden Gates Vakfına gönderilen mailde bu Tweet’le ilgili detaylı bilgi isteniyor.
Bill Gates iddiaları yalanlasa da, haberde 25 bin mailin ABD istihbaratının elinde olduğu belirtiliyor.
CIA'in, virüsün laboratuvar ürünü olup olmadığını araştırdığı zaten malumdu.
Şimdi yavaş yavaş altyapısında nelerin olduğu sızdırılıyor belli ki...
Bir nevi, bilek güreşine hazırlık yapılıyor.
Çin'in bunlara nasıl cevap vereceği, önümüzdeki sürecin belirleyicisi olacak.