Yücel Koç

Sene 2014.
Soma'da 301 madencimizi şehit vermişiz.
Böyle bir durumda bu milletin evladı ne yapar? 
Yardım eder… 
“Bana düşen bir vazife var mı?” diye sorar.
Elden hiçbir şey gelmiyorsa dua eder... 
Geride kalanlara abi olunur, abla olunur, baba olunur, kardeş olunur… 
Yalnız olmadıkları hissettirilir “Gel benim omzuma yaslan” denilir. 
Elde avuçta ne varsa, ne kadar yapılabiliyorsa yardım edilir. 
***
Peki, biz ne yapmayız?
Bu sorunun cevabı kültürümüzde, örfümüzde bellidir aslında.
Hadiseyi duyar duymaz olay yerine koşup, ellerimizde pankartlarla yürümeyiz mesela…
Madende mahsur kalmış yüzlerce kişi varken, yakınları gözyaşları içinde bekleşirken “Hükûmet istifa” sloganları atmayız.
Devletimiz can kurtarmak için çalışırken, onu bir de bizimle uğraşmak zorunda bırakmayız.
Hele hele ülkemizi zaaf içinde gösterecek davranışlardan özellikle kaçınırız ki, düşman sevinmesin.
Değil, “müftü karısı” yalanını ısıtıp, başörtülü Somalı kadın mizanseniyle elin gavurunun televizyonuna ülkemizi karalamak, gerçekte yakınını kaybetmiş biri olsak bile “Şimdi bunun sırası değil” deriz.
Bunu, olan bitenin üzerine sünger çekmek değil, vakti ve zamanı gelmediği için yaparız.
***
O günlerde CHP ne kepazelikler yapmıştı, hatırlarsınız?
Müftü karısı mizansenini, sahte fotoğrafla kurgulanan "Başbakan markette bir gence tokat attı" yalanını...
"Soma'da ölen 150 Suriyeli çocuğun üzerine beton dökülüp kamuoyundan gizlendi" kışkırtmasını...
Madenci yakınlarını kışkırtmak için ne rezilliklere başvurduklarını bilirsiniz.
Peki, CHP'li Özgür Özel'in, hemen ilk gün “Ben yetkililerle görüştüm, 350’ye yakın işçi ölü çıkarıldı” yalanı ile toplumda infiale yol açmaya çalıştığını hatırlıyor musunuz?
Bu apaçık yalanı söylerken biraz olsun yüzünün kızardığını, yalanı ortaya çıkınca zerrece mahcubiyet duyduğuna şahit olanınız var mı?
***
Ha, bunların bir de çok tarafsız, çok demokrat, çok insansever, onlar için çok çok çok büyük yazar-çizer takımı vardır.
Sürekli yoksulluk, yolsuzluk edebiyatı yapıp, tehdit ve şantajla bol bol cukka toplayan, bu haram parayla boğazda köşklerde yaşayan medya tosuncuklarıdır bunlar.
Soma'da, devlet malı zarar görmesin diye kirli ayağını sedyeye uzatmaktan çekinen bu vatanın gerçek evlatlarının duruşu çok öfkelendirmişti kendilerini.
Madende ölenlerin, Erdoğan'ın seçim mitinglerine parayla taşıdığı ve ceplerine para koyup tezahürat yaptırdığı işçiler olduğunu, dolayısıyla bu olan bitenin normal, hatta müstahak olduğunu yazabilmişlerdi!
Bu vampirleri hatırlıyorsunuz değil mi?
***
Aradan geçmiş altı sene...
Altı senede de neler neler geçmiş aynı şekilde.
Şimdi başımıza dünya belası bir virüs musallat olmuş.
Cihan, Türkiye'nin başarısını parmakla gösteriyor ama içeriden birileri sürekli yalan üretme ve huzursuzluk çıkarma peşinde.
Neden?
Tıpkı Soma'daki gibi...
'Ölü sayısı o kadar artsın ki, hükûmet gitsin' iğrençliği...
Hatta, ellerindeki belediyelerde sefer sayılarını azaltarak bütün çabayı gösterdiler ama yine olmadı.
Ölü sayısı ABD, İspanya, İtalya'daki kadar yükselmedi diye kahroluyorlar.
Bari hükûmet alkış almasın diye yeni yeni yalanlar uydurup, kamuoyunun dikkatini dağıtmaya çalışıyorlar.
Bakın, buradan açık açık söylüyorum;
Ölmüyorsunuz, CHP'yi çok üzüyorsunuz.
 
**************
 
Kim ne demek istiyor?
 
Mevzu bir...
Kurban eti dağıtıyorlar diye 15 yaşındaki Yasin Börü ve 50'ye yakın vatandaşımızı katleden kimdi?
HDP/PKK...
Sokak ortasında işledikleri vahşi cinayetlerin ardından HDP ve PKK ne demişti;
"Onlar yobazdı."
HDP'nin arkasındaki destekçisi kimdi?
CHP.
Peki, CHP o katliamın emrini veren Selahattin Demirtaş'ı cezaevinden çıkarmak için hâlen çırpınıyor mu?
Evet.
Buraya kadar tamam da...
Terör sevici Ankara Barosunun, Diyanet İşleri Başkanı'nın eş cinsellerle ilgili sözlerine karşı yaptığı açıklamada 'ellerinde meşalelerle meydanlarda cadı diye kadın kovalamaktan' bahsetmesi ve bu baroyu da CHP'nin müdafaa etmesi tuhaf değil mi?
***
İkinci mevzuya geçelim.
Ahmet Davutoğlu, Başbakan iken "Din dersi kalksın" diyen CHP'ye "Bu CHP'nin aklında hep dinle problem var" demişti. Doğru da söylemişti. Lakin şimdi bir tuhaflık var. CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Ahmet Davutoğlu'nu övüyor, Davutoğlu CHP'ye olmadık güzellemeler yapıyor. Siyaset, bunların din davasından da mı ötede bulunuyor?
 
***************
 
Turgut Özal'ın kayıp röportajı
 
Hasan Cemal her sene bunu yapar...
Bu sene de geri durmadı, sözde Ermeni soykırımından bahsetti...
Ermenilerin katlettiği Türklerden hiç söz etmeden.
Aklıma merhum 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 25 yıl sonra yayınladığımız röportajı geldi.
Hikâyesi şöyle;
Özal, 1991 yılında dönemin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne düzenlediği gezi esnasında, gazetecilerle sohbet eder.
Konu hassas noktalara gelir, Özal yayınlamamak kaydıyla bazı anekdotlar aktarır.
Bir gazeteci, Turgut Özal'a "ABD'nin Irak'a müdahalesine destek verdiniz. Zaten Arap dünyası ile Türkiye'nin ilişkileri 20'lerden beri iyi değil. Bu desteğiniz, ilişkilerimizi daha kötü yapmaz mı?" diye sorar.
Özal bu soru üzerine Osmanlının son dönemindeki İttihat ve Terakki yönetiminin önde gelen isimlerinden Cemal Paşa'nın torunu olan ve gezide yer alan yazarlardan Hasan Cemal'e işaret ederek "Bunu, siz Hasan Cemal'e sorun" der. Ama Hasan Cemal o sırada orada bulunamadığı için konu havada kalır.
***
Bundan kısa süre sonra, gazetemizin merhum başyazarı Yalçın Özer Ağabey beraberinde bir başka gazeteci ile özel bir mülakat için yeniden Özal'ın yanına gider. Yalçın Özer "Bunu Hasan Cemal'e sorun" bölümünü açmasını isteyince, Özal şunları anlatır; 
"(...) İngilizlerden maaş alan Osmanlı Güney Cephesi Başkomutanı Cemal Paşa'ya (Hasan Cemal'in dedesi) talimat vererek, Şam'daki İslam âlimlerinin (ki Şam o zaman İslami ilim merkeziymiş) genç kızlarını konağına getirmesi, onlara alkollü içki içmeye zorlaması ve tacizde bulunarak geri bırakılmaları istenmiştir. Bu emri alan (Cemal) Paşa, derhâl bu işlemi yapmıştır.
 
ARAP OSMANLI DÜŞMANLIĞINI HASAN CEMAL'E SORUN
Bu yüz kızartıcı olaylar süratle Arap âlemine yayılmış ve 'Osmanlı artık bozulmuş ve İslami yoldan çıkmıştır' propagandası yapılarak, Araplar Osmanlıya düşman yapılmıştır. Özellikle Hicaz'da hazır bekleyen Şerif Hüseyin de işin esasını bilmeden ve duyduklarına inanarak Arapların Osmanlı aleyhine İngilizler ile birlikte kıyama geçmesine sebep olmuştur. İşte bu nedenle 'Arap-Osmanlı düşmanlığının kaynağını Hasan Cemal'e sorun' dedim."
 
OSMANLI İÇTEN YIKILDI
Özal, röportajında, Avrupalıların satın aldıkları adamlarla Osmanlıyı içten yıktığına dikkat çekerek, böylece Türkiye'nin hem Arap dünyasından, hem de Hindistan'daki Müslüman âleminden koparıldığını anlattı. 
Özal, Osmanlının çöküşüne neden olan İttihat ve Terakki ile bugünkü CHP yöneticileri arasındaki paralelliğe de dikkat çekti: CHP'lilerin büyük dedeleri Mithat Paşa ve 'Kinim dinimdir' diyen Ispartalı Hüseyin Avni Paşa ekibidir. Dedeleri ise Jön Türkler ve 600 yıllık Osmanlı Devleti’ni 6 yılda yıkmayı becerebilen 3'lü çete: Yüzbaşılıktan paşalığa yükselen Enver, posta memurluğundan paşa olan Talat ve malum Cemal paşalar...
 
İNGİLİZLER BİR ŞARTLA İZİN VERDİ
Halifeye saygıyı dinî bir vecibe sayan Hint Müslümanlarını bir türlü kontrol edemeyen İngilizler, Osmanlıdan sonra kurulacak yeni devlete bir şartla izin verdiler: 5 yıl içerisinde hilafeti kaldırmak... Ve 1924 yılında hilafet kalktı, Müslümanlar başsız kaldı. Şimdi Hıristiyanların Papa'sı var, Müslümanlar ise darmadağın.
 
MÜSLÜMANLARIN SON İSTEĞİ DUA OLDU
Bunun sonucu, İngilizler, Hindistan ve petrol havzalarını rahatlıkla kontrol ederken, Halife Vahdettin Han'ın dünya Müslümanlarından son isteği Anadolu'da başlattığı direniş için dua istemek oldu. Hindistan Müslümanlarından dua dışında bir şey istenmediği hâlde bu direnişe destek için tonlarca altın gönderildi. Ancak bu altınlara CHP'liler el koydu ve bir kısmıyla da malum İş Bankasını kurdu.
***
İşte CHP de budur, Hasan Cemal'leri de budur.
Bunlardan başka ne beklenir ki?