Yücel Koç

Bir haftada neler neler oldu...
Geçen perşembe sosyal medyanın, geleneksel medya gibi savaşın bir parçası hâline geldiğine dikkat çekmiş,
"Kitle iletişim araçları doğru elde bulunmazsa kitle imha aracına dönüşebilir" demiştim.
Nitekim Gezi'den bu yana uğradığımız tahribat ortada.
Sadece üretilen yalan ve propagandalara karşı savunma geliştirmek, gündemi belirlemeyi başkasına bırakmak anlamına geliyor bir nevi!..
Konu, AK Parti MYK'da da gündeme gelmiş...
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Sosyal medya propagandasına karşı dikkatli ve birlik olun" uyarısı aynı gün gazetemizin sürmanşetindeydi.
Ankara'nın başarılı muhabirlerinden Damla Peker imzalı bu haberimiz, yazarımız sevgili Fuat Uğur'un dikkat çekmesiyle sosyal medyanın en çok paylaşılan konusu oldu.
Bir diğer yazarımız Süleyman Özışık bu pası aldı, müthiş bir gole çevirdi.
Cumhurbaşkanımızın 'birlik olun' uyarısı öncülüğünde, parti ayrımı yapmaksızın, kendini yerli ve millî tanımlayan herkese çok önemli bir çağrı yaptı sevgili Özışık...
"Burada çakalların hüküm sürdüğü yeter. Artık sosyal medyada da kısık sesler olmayacağız" dedi ve bütün yerli-millî hesapların birbirini takip ederek güçlenmesini önerdi.
Bu çağrı büyük karşılık buldu.
#MilliHesaplarYanYana etiketi ile yapılan paylaşımlar 750 bin, #MilliHesaplarBurada etiketi ise 1 milyonu aşarak rekor kırdı ve sadece Türkiye'de değil, dünyada trend oldu.
Nitekim bu çabayı sürdürmekte kararlı Süleyman Özışık, -ki meydan yine teröriste, eş cinsele (bu kadar kibarlaştırabildim) kalmasın.
           ***
Her şey rakamdan ibaret değildi elbet...
Bu mevzularda psikoloji çok önemli.
Özellikle terör örgütleri ve casuslar buradan besleniyor.
Hibrit savaş taktiği demiştik hatırlarsanız.
Ve elbette milletin sesi yüksek çıkınca...
Açlıktan öldürdükleri militanları için utanmadan bir de devleti suçlayıp, ona buna tehditler savuranlar ortadan kayboldu.
Yalan makinesine dönüşmüş arsızlar, yüzsüzler sustu.
Ahlaksızlıklarını mübarek ramazan gününde ulu orta savunanlar deliklerine sıvıştı.
Tırsak FETÖ'cüler inlerine çekildi, Pensilvanya'dan, Londra'dan bile gıkını çıkaramaz oldu.
Hülasa...
7 yıl önce Gezi'de yalanlar üzerine hesap kuranlar Atatürk Havalimanı'ndaki kalabalığı görünce ne olduysa...
Sosyal medyada da o gün o oldu.
 
 
CHP'li belediye Yalova'da asırlık ağaçları kesti...
Sonrasında Keşan'da kesti,
Çukurova'da kesti,
Bakırköy'de kesti,
Ankara'da kesti,
Mudanya'da kesti,
Eskişehir'de kesti,
Tekirdağ'da kesti...
CHP kesti de kesti, hepsini de Gezi sonrası yaptı, lakin kimsenin gıkı çıkmadı.
Taksim'de ağaç bahanesiyle ülkeyi yakmaya kalkışan sözde çevreciler bunları görmedi, umursamadı.
Geçenlerde bu yüzsüzler yeniden ortaya çıktı.
           ***
Tokat Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu, memleketim olması hasebiyle benim de az çok bildiğim küçücük bir parktaki çevre düzenlemesinin fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşmış.
Aman Allah'ım, bir anda kızılca kıyamet...
Levent Üzümcü'lerinden tutun, Gezi'nin ne kadar ikiyüzlü sahte çevreci tipi varsa yorum döşenmiş.
Sebebi, "Asma kaplı duvar niye boyanmış? Asmalar, ağaçlar neden kesilmiş? Tarihî bir çeşme varmış, niye yok edilmiş?"
           ***
Hep diyorum ya bunlar başka bir şey...
Asla doğruyu aramak ve öğrenmek gibi bir dertleri yok.
Hayatlarında hiç görmedikleri bir park hakkında yüzlerce kilometre öteden algı operasyonu yapabiliyorlar.
Başkan da kibar, beyefendi insan, uygun bir lisanla bunları savuşturmuş.
Tesadüfen memleketteyim, gittim Türkiye'nin gündemine oturan o parkın yeni hâlini inceledim.
           ***
Park dediysek, evinizin salonu kadar bir yerden bahsediyoruz.
Kesilen ağaç falan yok, ne varsa hepsi yerli yerinde duruyor.
Sadece kararan duvarı boyarken asmaları kesmiş işçiler...
Ama onu da kökünden değil, dalından.
Asma çok hızlı büyüyen bir bitki biliyorsunuz...
Başkanın paylaştığı karede görünmüyorlardı, ben gittiğimde yükselmeye başlamışlardı bile.
Tarihî çeşme yok olmuş diye sallayanlara ise buradaki insanlar neresiyle güleceğini bilemiyor!
Çeşme ortadan alınmış, kenara konulmuş sadece.
Hem tarihî Behzat Kulesi manzarasını engelliyor, hem de güvenlik açısından risk oluşturuyormuş.
Çeşme, tarihî falan da değil hani.
Tarihî eserlerine çok düşkün olanlar, CHP'nin geçmişte izlerini sildiği eserleri araştırsın önce.
           ***
Her şey bir yana da...
Onlar için bir şey ifade etmeyeceğini bile bile...
Şunları hâlen adam yerine koyup cevap veriyoruz ya, yanarım da ona yanarım.
           ***
Peki, bunca yalanı niye üretiyorlar diye soracak olursanız...
Bakın, ne İdlib'de Rusya'yı şoka uğratan zaferimizi konuşabildik ağız tadıyla...
Ne korana salgınında dünyanın devlerine parmak ısırtan başarımızı.
Elazığ depreminde birileri birkaç saat görünüp Palandöken'de kayağa kaçarken...
Orada haftalarca vatandaşla iç içe olan bakanımızı bunların algı operasyonlarına kurban veriyorduk az daha.
CHP ve yalancı ortaklarının da yeteneği bu!