Yücel Koç

 
ABD'nin durumu ibretlik...
Koronavirüs salgını 'küreselcilerin yeni gözdesi' Çin'den çıktı ama en büyük darbeyi ABD ve Avrupa'ya, yani Batı'ya vurdu.
On binlerce can kaybı ile karizmayı çizdirdikleri yetmedi, bir de sokaklar karıştı.
ABD'de bir polisin, siyahi Floyd'u boğarak öldürmesiyle başlayan olaylar yeni evreye geçişin işareti gibi.
3 Kasım'da başkanlık seçimlerinin yapılacağı ülkede belli ki Trump'ın gitmesini isteyen akıl devreye girdi.
Olanlar, bizim yedi yıl önce Gezi'de yaşadığımız tecrübeyle örtüşüyor.
O hassas süreçte, eylemcilere ait çadırların FETÖ'cü polisler tarafından yakılması sonucu, gerginliğin üzerine nasıl benzin döktüklerini hatırlarsınız.
Ve sonrasında eylemlerin nasıl amacından saptırıldığını...
ABD'de de benzer bir tablo var.
Üstelik FETÖ'cüler de sahada!..
Olaylarda kaydedilen, Gezi'den aşina olduğumuz para dağıtma görüntüleri her şeyin özeti aslında.
Açıkçası, organizatörlerin aynı eller olduğundan da şüphem yok.
Bundan sonrası, Trump'ın Erdoğan'la aynı dirayeti ortaya koyup koyamamasına ve halkına arka plandaki büyük oyunu doğru biçimde anlatabilmesine bağlı.
           ***
Buna mukabil, yeni dünyanın lideri olmaya hazırlanan Çin bütünüyle ekonomiye yoğunlaşmış durumda.
Eline geçen fırsatı hoyratça istismar eden Batı'ya karşı Doğu'nun tekrar yükselişine şahitlik ediyoruz.
Devletler arası dengelerden, toplumsal hayatımıza kadar, çok büyük bir değişim ve dönüşümün girdabında, belki de sürecin henüz çok başındayız.
Zor olduğu kadar, içinde büyük fırsatları da barındıran bir süreç bu.
Elbette bizi yine boş bırakmıyorlar ve bırakmayacaklar ama içimizdeki maşalar zaten deşifre olmuş durumda.
Onlara fırsat vermezsek yolumuz açık.
           ***
Örnekleyelim...
Sadece yılbaşından bu tarafa olanlara bakın...
Elazığ depremi gibi doğal afetlerde, kimsenin yardımına muhtaç olmadan, çok kısa sürede ulaştığı mağdurlara güçlü biçimde sahip çıkabilen bir Türkiye var artık.
İdlib'de Rusya gibi bir gücün karşısında boyun eğmeyen, hatta ona rağmen sahayı tarumar edebilen ve istediğini alabilen bir Türkiye nereden nereye gelmiştir sizce?
Ya dünya devlerini dize getiren bir küresel salgını en hafif şekilde atlatmayı başarabilmesi az şey midir?
Böyle bir dönemde dahi ekonomisini ayakta tutabilen, yatırımları devam ettiren, halkının süreci en hafif şekilde atlatması için elindeki imkânları seferber eden ve bu durumu fırsata çevirmek için her türlü hazırlığı tastamam yapabilen bir Türkiye...
Aynı zaman diliminde Libya'da, Doğu Akdeniz'de yedi düvelin karşısına dikilip, yine sonucu lehine çeviren bir yumuşak güç olmak her yiğidin harcı mıdır?
           ***
Belki dikkatinizden kaçmıştır; Akdeniz'deki zengin hidrokarbon yataklarına çökmek için Batılı sahipleriyle iş tutan çete, hazırladıkları Türkiye karşıtı deklarasyona İsrail imza atmayınca sap gibi ortada kaldı.
Yetmedi, İsrail devleti 7 Mayıs'ta "Türkiye ile diplomatik ilişkilerimizle gurur duyuyoruz ve bağlarımızın gelecekte daha da güçlenmesini umuyoruz" mesajı yayınladı.
Bu, "Zor oyunu bozar" kuralının neticesidir.
İsrail'in, Akdeniz'den çıkardığı gazı Türkiye üzerinden Batı'ya ulaştırma dışında çaresi kalmamıştır.
Oysa daha yakın zamana kadar sırtını ABD'ye, İsrail'e dayayan şımarık Suudilerin, Mısır'daki darbeci Sisi'nin, zavallı BAE şeyhlerinin küstahlıklarını hatırlayın.
Ve şu son dönemde olanların 2000 yılına kadarki koalisyonlar sürecinde başımıza geldiğini bir düşünün...
Bakın, nereden nereye gelmişiz.
Şimdi birileri çıkmış utanmadan parlamenter sisteme dönmekten bahsediyor.
Oysa, görmek isteyene her şey ortada.
Ayrıca, hele durun bakalım, biz de henüz yeni başladık.
Ve şimdilik, şu cümleler de temenni olarak burada dursun;
Vahşi Batı ile birlikte, bölgemizdeki satılmış kuklaların da sonu yakındır.
İbret almak isteyen Libya'da Hafter'in, Suriye'de Esad'ın sonunu izlesin.
 
 
*************
 
Bunu bir CHP'li söyleyemez
 
ABD'nin eski Avrupa-Avrasya ilişkilerinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Matthew Bryza, düşünce kuruluşu Atlantic Council'de kaleme aldığı yazıda Türkiye'nin koronavirüsle mücadelesinden övgüyle söz etti.
Şöyle diyor Bryza;
-Mart başında, Türkiye'de tam bir sağlık felaketi bekliyordum. Sosyal medyada hastalara yeterli yatak olmadığına dair dedikodular yayılıyordu.
Ancak Türk Hükûmeti, şaşırtıcı bir şekilde ilk koronavirüs enfeksiyonunu resmî olarak bildirmeden on bir ay önce, Nisan 2019'da bir pandemi ile savaşmak için 229 sayfalık bir plan yayınlamıştı. 
COVID-19 Türkiye'yi vurduğunda Ankara planını yapmıştı. 
Madrid, Lombardiya veya New York'tan farklı olarak, Türkiye'nin sağlık sistemi COVID-19 karşısında yenik düşmedi. Dahası, Türkiye ekonomisi ABD ve Avrupa'nın çoğunda görülen yıkıcı etkilerden korundu. ABD Başkanı Donald Trump -Erdoğan'a hayranlığı da dikkate alındığında- Ankara'daki mevkidaşından bir şeyler öğrenebilir. 
           ***
Bakın, bunu "Dünyanın en iyi işini yapsa bile hükûmeti alkışlayacak hâlimiz yok. Bize verilen görev bu kardeşim" diyen hiçbir CHP'li ya da onların kalemleri söyleyemez.
Ama bir Amerikalı bu hakkı teslim eder.