Yücel Koç

 
Zaman kötülükten yana işliyor sanki…
Daha kötüsünü yaşatmak için.
Sosyal medya da böyle bir alan.
Son örnek LGBT denen sapkınlar güruhu.
Adı özgürlük, soyadı rezillik…
Hem de ne rezillik.
Bir insanın yaşayabileceği en aşağılık, en utanç verici durumu toplum zihninde normalleştirmek için kullandıkları alan, sanal dünya.
En başta da sosyal medya.
Ve yanı sıra geleneksel ‘toplum zihnini iğfal etme’ yöntemi olan reklamlar, diziler.
           ***
Geçenlerde genç bir arkadaşın anlattıkları şuydu;
LGBT’ci sapkınlara karşı sosyal medyada paylaşım yapmak istemiş ama korkmuş…
Çünkü içinde LGBT geçen bir cümle ile onları eleştirenleri linç ediyorlarmış!
Toplumun en onursuz, en haysiyetsiz tipleri, kendilerine laf edeni mahalle baskısına almış yani.
Düşünün, yanlışa yanlış demeye çekindiğiniz bir alan.
Ve bunun adı ‘özgürlük’, öyle mi?
           ***
Bu yüzleşmeyi ilk Gezi olaylarında yaşamıştık malum.
Yalanlar oluk oluk akıyordu önümüzden.
Sonra FETÖ, DHKP-C ve PKK teröristlerinin yeni operasyonlarını gördük burada.
Gerçek hayatta güvenlik güçlerimizin verdiği mücadelenin yanı sıra bir de sanal savaş yaşadık âdeta.
-Ki hâlâ da büyüyerek devam etmekte.
Dağda, şehirde tükettiğimiz tehdit, sanal dünyada karşımıza dikilmekte.
           ***
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, korona salgınında yürütülen tezviratın çok büyük kısmının ABD ve Almanya merkezli olduğunu açıklamış, vatandaşları bu yalanları paylaşmamaları konusunda uyarmıştı.
Yani, başta FETÖ ve PKK olmak üzere, terör örgütleri burada cirit atıyor, yurt dışından ülkemize her türlü operasyonu çekiyor.
Derdi sadece muhaliflik olan, doğruyu dert edinmeyenler de bu örgütler için ‘kullanışlı aparat’ görevi görüyor.
Geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yeni doğan bebeğine ve Cumhurbaşkanımızın da kızı olan eşi Esra Hanım’a ağza alınmayacak küfürler yağdıran azgın ve rezil güruh, aslında her gün bir bahaneyle toplumun sinir uçları ile oynuyor.
Öncesinde benzer bir provokasyon, hapisteki Selahattin Demirtaş’ın eşine karşı yine uyduruk bir hesap üzerinden yapılmış, bunun üzerinden bütün muhafazakâr ve milliyetçi kesim hedef alınmıştı.
Buna ‘dur’ demenin vakti çoktan geldi.
MHP, meselenin çözümüyle ilgili daha önce bir teklif hazırlamış, sosyal medyaya T.C. kimlik numarası ile girilmesini önermişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan da dün ‘yalanın, iftiranın ve itibar suikastlarının aparatı hâline dönüşen’ bu mecraların düzene sokulması için adım atılacağını söyledi.
Şimdi Meclis’e büyük görev düşüyor.
Özellikle genç kuşakları küresel emperyalistlerin, terör örgütlerinin elinden kurtarmazsak, gelecekte ne bir vatanımız olacak ne de övünülecek bir milletimiz.
Nitekim, bazı gençlerin sosyal medyada yayınladıkları aile büyüklerine yönelik iğrenç şaka videoları, henüz yüzleşmeye başladığımız tehlikenin ilk göstergeleri.
Bugün bu meseleyi çözemezsek, yarın çok geç olacak.
 
 
***********
 
Kim doğru, kim yanlış?
 
Siyasi ittifaklarla ikiye ayrılan taraflar arasında vatandaşın şöyle bir sorusu var;
  • Kim doğru söylüyor?
Oysa cevabı belli bir soru bu.
Bugün terör örgütleri neredeyse, kim bu örgütler ile aynı dili kullanıyorsa oradan uzak dur.
Hepsi bu kadar!