Yücel Koç

Ülke kocaman bir tiyatro sahnesi sanki!
Silahlı eşkıyaların insan hakkı savunduğu;
Devleti gayrimeşru yollarla ele geçirmeye çalışanların, seçilmiş iktidarı gayrimeşrulukla suçladığı;
Amacı ‘dindarlığı’ bitirmek olanların, oy için dindar rolüne büründüğü;
Ülkeye zarar vermek için elinden geleni yapanların, oluşan zarardan başkalarını sorumlu tuttuğu;
Hedefine ulaşmak için her yolu mubah sayanların, başkalarına dürüstlük tasladığı;
En kirli yüzlerin, ‘temiz toplum’ goygoyu yaptığı;
İyi olan her gelişmeden rahatsızlık duyup, kötü olan ne varsa sevinenlerin ‘vatanseverlik’ rolüne büründüğü;
Teröristle iş birliği yapanların, ‘milliyetçilik’ rolüne büründüğü bir tuhaf ülke!
          ***
Bu tuhaflıklara çarpıcı bir örnek daha eklendi.
Senelerdir ‘özgür basın’ naraları atarak, casusluk, terör örgütü destekçiliği gibi suçlardan tutuklananlara canhıraş şekilde sahip çıkanların gerçek yüzlerini bir kere daha gördük.
İyi Parti Grup Başkanvekili ve Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın çiftliğindeki kaçak yapıların yıkımını takip eden İHA muhabiri Mustafa Uslu, çiftlikteki dört kişinin saldırısına uğradı ve feci şekilde dövüldü.
Türkkan olaydan üzüntü duyduğunu ve bunun takipçisi olacağını açıkladı.
Haberi var ya da yok, orasını bilmiyoruz ama hiç değilse bu kadarını söylemesi bile önemliydi.
Gel gelelim, Türkkan’ın bu açıklamasına rağmen goygoycu yalakalar yine ortaya çıktı.
Muhabirin kendini dövdürtmüş olabileceği şeklinde, saçma sapan iftiralarla suç bastırmaya, saldırganları aklamaya çalıştılar.
Tıpkı 15 Temmuz teröristlerini aklamaya çalıştıkları gibi…
Bakın, bunu boşuna yazmıyorum, çünkü bu isimler arasında 15 Temmuz Darbe Girişimine ilişkin Genelkurmay Çatı Davası duruşmasında FETÖ’nün Kara Kuvvetleri İmamı Bilal Akyüz’ü savunan avukat da vardı.
İyi Parti kurucuları arasında bulunan bu kadın avukat, muhabirimize attığı iftiranın cevabını elbette aldı.
          ***
Beklerdik ki, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve ittifak yaptığı -başta CHP olmak üzere- diğer partilerden bu vahşi saldırıya tepkiler gelsin.
En nihayetinde, öldürülesiye dövülen, işini yapmaya çalışan bir gazeteci arkadaşımızdı.
Lakin, ne gece-gündüz basın özgürlüğünden dem vuran Akşener’den, ne ittifak ortağı CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’ndan, ne de Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu gibi yeni ortaklarından çıt çıkmadı.
Bu suskunlukları, ikiyüzlülüklerini net biçimde ortaya koydu.
Ya saldırıya uğrayan İHA gibi tarafsız bir haber ajansının muhabiri olmayıp, onların şakşakçılığını yapan bir kurumdan olsaydı!
İşte o zaman kıyameti koparırlardı.
Peki AK Parti ve hükûmet ne yapardı?
İHA muhabirine saldırıya nasıl ortak bir duruşla tepki göstermişler ise ona da aynı tavrı koyardı.
Nitekim geçmişte bunun çokça örneği yaşandı.
          ***
Aradaki farkı görüyor musunuz?
İşte anlatmaya çalıştığımız tam da budur.
“İyi”lik lafla değil, icraatla anlaşılır.
Kendi kurucularının itirafları ile tescilli, FETÖ gibi bir baş belası terör örgütünün kurduğu ya da desteklediği partinin ‘iyi’liği olsa olsa bu kadar olur.
CHP üyelerini esnaf diye konuşturan, Rize’de vatandaşı tartaklayıp üstüne bir de mağduru oynayan tiyatroculardan başka ne beklenir ki!