Yücel Koç

Dünya su yolu üzerinde elliden fazla kanal var.
Yunanistan bile Ege ile Adriyatik’i Korint Kanalı ile bağlamış.
Mısır’ın Süveyş’i deseniz, dünyanın en yoğun kullanılan kanallarından ve ülkenin en önemli gelir kaynaklarından biri.
Akdeniz ile Kızıldeniz’i bağlayan 193 kilometrelik Süveyş’i inşa ettiren ise Osmanlı Devleti’nin Mısır Valisi İsmail Paşa.
Kanalı yaptırmamak için çok uğraşan İngiltere, başarılı olamayınca 1882’de Mısır’ı işgal ederek, Süveyş’in kontrolünü ele geçirdi.
Osmanlı geri almak için çok uğraştıysa da muvaffak olamadı.
Malum, geçenlerde bir gemi kaza yapıp kanalı tıkadı, dünya ticareti bir haftada yaklaşık 100 milyar dolar kaybetti.
***
Yeryüzündeki en önemli iki boğaza sahip Türkiye ise yüksek riskle en çok gemi yükü çeken ülkelerden biri olmasına rağmen, bu gelirden mahrum.
Şimdi bu zinciri kırmak için çok önemli bir hamle yapıyor.
Üstelik de çok kritik bir zamanlamayla…
Çin’in öncülüğünde, tarihî İpek Yolu’nu yeniden canlandırmak için hayata geçirilen “Kuşak ve Yol” projesinde en önemli ayak; Türkiye.
Bir konteynerin Uzak Doğu’dan Avrupa’ya yolculuğu Süveyş Kanalı üzerinden 60 günü bulurken, Türkiye üzerinden geçen bu hat, süreyi 10-15 güne indiriyor.
Hem maliyet, hem de zaman açısından en mantıklı güzergâh.
Mesela; Çin-Londra arası mesafe Süveyş’ten geçen okyanus rotasını izlerse 20 bin kilometre, İpek Yolu üzerinden sadece 7 bin kilometre.
Üzerinden demir yolu geçecek şekilde inşa edilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Çin’e ihracat trenlerinin geçmeye başladığı Marmaray, Avrupa’nın en büyük hava lojistik merkezi İstanbul Havalimanı, yapımı hızla devam eden Çanakkale Köprüsü, son etabı tamamlanan Kuzey Marmara Otoyolu ve en nihayetinde ilk kazmayı dün vurduğumuz Kanal İstanbul, hepsi bu güzergâhı tamamlayan ve güçlendiren devasa yatırımlar.
Yani, hiçbir şey boşuna yapılmıyor!
Gel gelelim, Türkiye için hayati öneme sahip bu yatırımların karşısına dikilenler ibretlik!
Hani beklersiniz ki bundan rahatsız olan başka ülkeler devreye girip, karşı hamleler yapsın…
Süveyş’te olduğu gibi!
Oysa Türkiye’de CHP varken, onlara ne hacet!
***
Bugün Kanal İstanbul’u engellemek için demediğini bırakmayan, hatta yatırımcılarını tehdit eden sözde modern ve çağdaş (!) CHP’ye kalsa, Türkiye şu an üçüncü dünya ülkesiydi.
Şehit ettikleri Başbakan Adnan Menderes, sonrasında Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Süleyman Demirel ve Turgut Özal, bu ülkeye ne kazandırabildiyse, hep CHP’ye rağmen yapabildi.
Ne baraj istediler, ne yol, ne köprü, en maden, ne havaalanı, ne hastane ne de demir yolu…
İsmet İnönü’den bu yana söylediklerine, yazdıklarına bakın…
Ne kendileri bir şey yaptılar, ne de başkasının yapmasını istediler!
Niye?
Bu sorunun cevabı gerçekten çok mühim.
İşte son 19 yılda AK Parti iktidarının verdiği mücadele ortada.
Şayet Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayeti olmasa, Türkiye’yi kalkındıran, modernleştiren hiçbir yatırım olmayacaktı.
Peki, bunların hiçbirisi yapılmasa, Türkiye daha zengin, daha müreffeh, daha yaşanabilir bir ülke mi olacaktı?
“Parayı betona gömdüler” safsatası ile bu yatırımları karalamalarına ne demeli!
Gaziantep gibi birçok şehirde art arda açılan devasa organize sanayi bölgeleri yol, köprü mü inşa ediyor?
CHP şayet fabrika istiyor ise yerli otomobili neden diline doluyor?
Yerli motor, uçak, helikopter, zırhlı araçlar, İHA ve SİHA’lar; hangi birinde CHP’nin memnun olduğunu ve önünü kesmek için karalama kampanyası yapmadığına şahit oldunuz, hatırladığınız bir tek örnek var mı?
Kanal İstanbul’a karşı “çevrecilik” bahanesiyle kampanya yürütenlerin iki yılda Marmara’yı ne hâle getirdiği ortada.
Yol kenarlarındaki dikey bahçeleri bile “israf” diyerek yok edenlerin çevreciliği sadece ucuz kılıf uydurmadır.
Dileyelim ki, Avrasya’yı, Marmaray’ı, Türkiye’ye yakışan modern İstanbul Havalimanı’nı, üçüncü köprü ve otoyolu nasıl önleyemediler ise Türkiye’nin yıldız projesi olacak Kanal İstanbul’u da ülkemize kazandıralım.
CHP’liler sonra çıkıp “Bu aslında İnönü’nün, Ecevit’in projesiydi” gibi yalanlar uydurur ama olsun.
Yeter ki yapalım da, iş bunlara cevap vermeye kalsın.