Yücel Koç

Eninde sonunda bir gün ağızlarından kaçıracakları belliydi.
Bu vazifeyi Zülfü Livaneli ifa etti.
Hatta ifşa diyebiliriz.
Yeni CHP’de yapılan dizaynın kodlarını verdiği olay röportajında, günlerdir linç edilen Deniz Baykal’ı “tipik Sünni” diye tanımladı.
İsmet İnönü’nün, Bülent Ecevit’in ve Erdal İnönü’nün de Baykal gibi “solcu olamayacaklarını” anlattı.
Ecevit, Baykal ve Erdal İnönü için gerekçesi şu idi; Alevileri ve Kürt hareketini desteklemeyip, devletin yanında yer almak.
Bu kesimlerdeki bölücü hareketlere arka çıkmamışlar, dolayısıyla bunlardan solcu falan olmazmış.
         ***
Öncelikle “Kürt hareketi” diye kılıf uydurdukları, terör örgütü PKK ve siyasi kolu.
Peki, Marksizmi -tamamı Sünni- Kürt vatandaşlarımızın zihnine hançer gibi sokarak, PKK gibi bir örgütü kim kurdu?
CIA…
Yani emperyalistlerin kurup büyüttüğü PKK’ya ve siyasi uzantılarına sahip çıkmayan solcu olamazmış Zülfü Livaneli’ye göre(!)
Buradan, bugünkü CHP’den duyduğu memnuniyeti anlayabiliyoruz.
Lakin, Livaneli’nin, yıllarca arkasında siyaset yaptığı Baykal’ı hedefe koyarken kullandığı “Tipik bir Sünni, sağcı, Ankara politikacısı. Kürtleri, Alevileri, ezilenleri sevmez” demesi, bir başka başlığı açtı.
Herkesin bildiği ama üzerinde konuşmaya çekindiği bir nokta olan; mezhepçi yaklaşımı.
Oysa Baykal döneminde de Alevi vatandaşların büyük çoğunlukla CHP’ye oy verdiklerine, CHP çatısı altında birçok Alevi ismin siyaset yaptığına şahidiz.
Demek ki, Zülfü Livaneli için bu kadarı yeterli değilmiş.
Bugüne dair bir şey söylemediğine göre, mesele hallolmuş!
Ne var ki, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da bu hassas noktaya parmak basılmasından rahatsızlık duyduğu kanaatindeyim.
Kılıçdaroğlu, daha fazla tartışılmasını istemediğinden olsa gerek, kendisinden önceki CHP Genel Başkanlarına yönelik eleştirileri doğru bulmadığını söylemekle yetindi.
“Niye buna da cevap vermedin?” diyecek hâlimiz yok, kendi bileceği iş.
Ama Zülfü Livaneli de bu çıkışı boşuna yapmış olamaz.
Kılıçdaroğlu’nun gözüne girip Cumhurbaşkanı adayı falan olmayı hayal ediyorsa, bence unutsun.
Baykal’ı vurarak, ona yakın bir profil olan Muharrem İnce gibi isimleri engel olmaktan çıkarmaksa hedefi, onu da yakında görürüz.
         ***
Livaneli ‘hassas düğmelere’ basarak yeni CHP’nin, mezhepçi ideolojiyle her gün yaylım ateşi yapan medyasının ve HDP’nin gönlünü kazandığını düşünebilir.
Hatta “Sünniliği” aşağıladığı hâlde, o kesimin bunu çok umursamayacağını da öngörüyor olabilir.
Nitekim aksi olsa kıyamet kopardı; Saadet, İyi Parti’den henüz bir tepki görmedim bu söze.
Aynı ittifakı destekleyen FETÖ’cüler deseniz, tek dertleri eski güçlerine kavuşup, devlete yeniden çöreklenmek, gerisi umurlarında olmaz.
Zaten olmasınlar da, eksik kalsınlar.
Livaneli, son seçimdeki İBB adayı tavsiyesinde tutturduğu gibi, buradan da 2023 için etkili bir sonuca yürüdüğünü zannediyorsa eğer…
Sarf ettiği bu cümlenin eski ve yeni CHP arasındaki ideolojik farkı ortaya dökeceğini hesaba katması gerekir.
Deniz Baykal’ı, “Halep bir Sünni şehridir” sözünden yola çıkarak hedef alıyorsa şayet…
Birilerinin, “Türkiye ile İran savaşırsa benim tarafım İran olur” diyen, mezhepçi saikle Esad’ın safında Sünnileri katleden Mihraç Ural’a arka çıkan yahut onunla aynı kafada olan CHP’lilerin de gündeme geleceğini düşünüyor olması elzem.
Madem bu tartışmayı açtınız; haydi devamını getirin de görelim.