Yücel Koç

Sanki geçen sene Hatay'ı, Mersin'i PKK yakmamış!
Sanırsınız Kazdağlarını ateşe verip, bir de böbürlenerek "Biz yaktık" dememiş.
Kendini 'muhalif' olarak tanımlayan zevat sanki bu hadiselerde de yakanı perdeleyip, aksine bu terör örgütüyle iş birliği yaparak devleti hedef almamış!
Sanırsınız PKK suçu apaçık kabullenince bunlar suspus olmamış...
Hiç utanmadan aynı rolü bu yıl tekrar oynuyorlar.
Hem de arsızca, yüzsüzce, acımasızca...
Şimdilik tek fark, PKK'nın henüz olayları üstlenen bir açıklama yapmamış olması.
Oysa sadece iki günde 85 noktada orman yangınları çıkması (-ki dün buna yenileri eklendi) sadece geçen yılki örnekler göz önüne alındığında bile faili gösteriyor zaten.
Gel gelelim PKK-HDP ile ittifak yapan güruh, hedefe yine devleti koyarak, asıl faili aklama yarışına girişti.
Dün gazetemizde Yılmaz Bilgen imzalı önemli bir haber vardı.
Suriye istihbaratı El-Muhaberat'ın, Türkiye'de faaliyet yürüten hücre yapılanması ile terör örgütleri PKK, DHKP-C ve Acilciler militanlarının (Türkiye'den giden ve Suriye'de Esad ile birlikte yıllardır Sünni katleden Mihrac Ural'ın başında olduğu terörist grup) 17 gün önce Mersin'de kundaklama faaliyetleri ile ilgili gizli bir toplantı yaptığı yazıyordu haberde.
Bu iş birliği yeni değil...
Suriyeli göçmenlere karşı provokasyonlarda da aynı ittifakın izlerini bulabilirsiniz, Türkiye'nin Suriye'ye yaptığı operasyonlara karşı duruşta da.
Türkiye düşmanlığında bir başlık da orman yangınları olmuş, şaşırmamak gerek.
Şaşırtıcı olan, siyasetteki ittifak üyelerinin yüzsüzlüğü ve hâlen propagandalarını topluma yediriyor olması.
Akıl var, fikir var...
İlk hedef seçilen Manavgat'ta aynı anda dört yerde yangın çıkması, üç gün içinde 100'e yakın noktada peş peşe yangınlar çıkıyor olması tesadüf olabilir mi?
Devamını bekliyordum, -ki yanılmadım.
"Biz PKK yaktı" dediğimiz zaman, birileri de hemen Kürt-Türk çatışması için ortaya atılacak, asıl film o zaman anlaşılacaktı.
O da oldu.
Orman yangınlarında PKK'ya en ufak bir imada bile bulunmayıp, sadece devleti suçlayanlar, Konya'da husumetli iki aile arasındaki kanlı hadise üzerinden çatışma çıkarma gayretine girişti.
Provokasyonda başı çekenlerden biri de terör örgütünün kullanışlı aparatı olarak sıkça karşımıza çıkan Türk Tabipler Birliği oldu.
Artık şaşırmıyoruz, çünkü sizi çok iyi biliyoruz. 
 
***********
 
Ülkeyi yakmamak için...
 
Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri yaklaşık iki ay kadar önce ziyaretimize gelmişler, yangınlarla mücadele ve yeniden ağaçlandırma konusunda o kadar aydınlatıcı bilgiler vermişlerdi ki, gıptayla dinlemiştik.
Hem bitki örtümüzle dünyada cennet gibi bir ülkeyiz, hem de yangınlarla mücadelede inanılmaz deneyimliyiz.
Şu son yangınlar patlak verince bekledim ki, hemen toplumu aydınlatıcı, spekülasyon ve provokasyonların önünü alan paylaşımlar yapılsın.
Bir taraftan devasa yangınlarla mücadele ederken belki işin bu kısmı atlandı ama bu iletişim eksikliğinden, panikle yapılan açıklamalarda birbirini tutmayan rakamlardan ilk istifade eden yine orman yakanların iş birlikçileri oldu.
Yangınla mücadelede başarılıyız, kim ne derse desin...
ABD, Kanada gibi ülkelerin aylarca söndüremediği yangınları biliyoruz.
Lakin yaptıklarımızı anlatmakta eksiğimiz var.
Ülkeyi ateşe atmamak için buradan da yeterli ders çıkarılmıştır umarım.
Hiç değilse yangınla mücadelede şehit düşen kahramanlarımıza bunu borçluyuz.
Bilvesile, başta Şahin kardeşimiz olmak üzere, yangınla hayatları pahasına mücadele eden kahramanlarımızın ruhu şad olsun.
 
***********
 
Fin-Fon ittifakı
 
Düne kadar S-400'lerin gereksizliğini savunanlar, şimdi "ABD'nin Yunanistan'da kurduğu üslere, Fransa'nın Yunan'a verdiği uçaklara karşı ne tedbir alıyoruz?" goygoyu yapıyor.
Sanırsınız S-400'ler alınırken bu tehlikeyi önceden görmüşler de, devletlerine destek olmuşlar (!)
Suriye sınırımıza PKK/YPG devleti kurma projesinde gösterdikleri fırıldaklık gibi.
Ne zaman ki Türkiye üç büyük operasyonla projenin önünü kesti, bu zevatın sesi kesildi.
***
Birine susuyorlar da, ötekilerden geri mi duruyorlar?
Tam aksi...
Türkiye'nin Libya'daki varlığından rahatsızlık duyup "emperyalistlikle suçlayan" yine bunlardı.
Dünyaya parmak ısırtan yerli SİHA teknolojisine ulaşırken de durum böyleydi,
İdlib'de Rusya'ya rağmen Esad ve İran'a gerekli ders verilirken de,
Pandemide kurtarıcı rol üstlenen şehir hastaneleri yapılırken de...
Tarihte ilk defa doğalgaz rezervleri bulmaya başladık da, sanki bunlar sevindi mi?
Boşuna nefes tüketip, hâlen onlara Gezi'nin darbe girişimi olduğunu,
FETÖ'nün 15 Temmuz'da dış destekli işgal teşebbüsüne giriştiğini,
HDP'nin, PKK'nın siyasetteki kolu olduğunu anlatmaya çabalıyoruz!
Sanki bilmiyorlarmış gibi (!)
***
Saflar net, çizgiler belli.
HDP'yle, FETÖ'yle iş tutan, iflah olmaz demedik mi?
Çarpıcı örnekler; CHP ve iki İyi Partiliden geldi.
Biri Bilecik Belediye Başkan Yardımcısı.
İyi Partili.
Valiliğin düzenlediği 15 Temmuz direnişini anma töreninin programdan çıkarılmasını istemiş beyefendi!
Valilik reddedince de "İleride hükûmet değişirse orada fotoğraf çektirenler yargılanır" buyurmuş.
Görüyor musunuz tehdidi?
***
Bir diğeri, yine aynı partinin Tokat İl Başkan Yardımcısı...
O da FETÖ'nün propagandasını yapıp, darbeci Semih Terzi'yi vuran kahraman şehidimiz Ömer Halisdemir'i "darbecilikle" suçlayan bir paylaşım yapmış.
İçlerindeki FETÖ'cülük dillerine vurmuş sanki!
PKK'nın HDP'si gibi, FETÖ de bir parti kursaydı, bundan daha fazla ne söyleyebilirdi?
***
Kılıçdaroğlu CHP'si desen, hepsinin şemsiyesi.
Bir yandan Kandil'e, öbür taraftan FETÖ'ye desteklerini görmemek için süzme ahmak olmak gerek.
Son örneği Ankara Gölbaşı oldu.
CHP'li belediye meclis üyelerinin, 15 Temmuz'un yıl dönümünde meclis toplantısına davet edilen eski Terörle Mücadele Daire Başkanı Turgut Aslan'ı protesto için salonu terk ettikleri ortaya çıktı.
Cuntacıların başından vurduğu Turgut Aslan'dan, hatta 15 Temmuz etkinliklerinden bu kadar rahatsız olmalarının, açıktan tavır almalarının sebebi ne olabilir ki!
***
Bunların bir de fonlanan medyaları var ki akıllara zarar!
Kesintisiz yalan ve algı üretim merkezi gibi çalışıyorlar.
"En millî" gazetelerinin sahibi İsviçreli (!)
Başyazarları Londra'dan bildiriyor...
Ama hepsi bir millî, bir millî ki, sormayın!
İktidardan arpaları kesilince ani bir kararla bunlara katılanlar var bir de...
İsimlere bakıyorsunuz; kimi rantçılıkla, vurgunculukla dönmüş köşeyi, kimi "fon"culukla.
Bakın, bazıları deşifre oldu.
Şimdi fonlanmanın çok da kötü bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyorlar!
Pensilvanya'daki şizofrenin "Haçlıların ülkenizi işgal etmesi çok da kötü bir şey değildir" demesi gibi.
Doğru bildiğiniz ne varsa aksine ikna etmeye çabalıyorlar.
***
Bozuk plak gibi sürekli bunları anlatıyoruz ama yapacak bir şey yok, tablo bu.
İşin acı tarafı; kendilerine inanan kitleler oluşturdular.
Özellikle genç kuşaklardan.
Aşağıladıkları 40 yaş üstü bu numaraları yemeyeceği için hedef, gençler.
Tecrübe eksiğini fırsat bilip habire oraya oynuyorlar.
Her şey planlı, sistemli.
Yoksa fonlananların bilmediklerini mi zannediyoruz "fonlayan" dış güçleri...
Ama sorsan; dış güç falan da yalan. 
***
Bu tezgâh yeni değil dostlar, evveliyatı İttihat Terakki'ye kadar gider.
Şimdi anlıyor muyuz, Çanakkale Zaferi’nden iki yıl sonra İstanbul'u düşmana nasıl teslim ettiklerini?
Bu yüzden, kimin nerede durduğu gayet belli ve de bilinçli.
Hele bir söz dinlemesinler...
Fon, FİN (SON) olur, kral hayatları biter.
Ülke ve millet kazanırsa, onlar kaybeder.
Dileyelim de yine öyle olsun.
Yoksa...
Yazının başına döneyim;
Bunca üs boşuna kurulmuyor, bu fonculara bunca para boşuna akıtılmıyor.
Osmanlı nasıl ki Sultan II. Abdülhamid sonrası, Abdülhamid Han öncesi Osmanlı olmadıysa...
Türkiye Cumhuriyeti de Erdoğan sonrası, AK Parti iktidarı öncesi Türkiye olmayabilir.
Rabb’im ülkemizi ve milletimizi fonculardan ve fonlayanlardan korusun. 
FİN.
 
 
Efsanesin Mete Gazoz
 
Öyle bir gurur ki, kelimeler yetmez.
22 yaşındaki millî okçumuz Mete Gazoz, Tokyo'daki 2020 Olimpiyatlarında altın madalya kazanarak, hepimizin gururu oldu.
Hele o kibirli rakibine "son vuruş" öncesi attığı gülüş yok mu?
Mest etti hepimizi.
***
Mete'yi yetiştiren babası Metin Gazoz.
O da okçu, hatta kendi kulübü var.
Aynı zamanda Türkiye Okçuluk Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi.
Mete Gazoz'un yetişmesinde İhlas Kolejinin de büyük emeği var.
Dün o kolejden öğretmenleriyle görüştüm.
Öyle sevinçli, öyle gururluydular ki, anlatamam.
Nasıl sevinmesinler...
Yeni bir Naim kazandı ülkemiz.
Bu sevinç hepimizin.