Yücel Koç

Hık, mık diye diye bugünlere geldiler, sonunda ağızlarındaki baklayı çıkarmaya başladılar.
 
Oysa perşembenin geleceği çarşambadan belliydi.
 
CHP, HDP ve İyi Parti’nin üzerinde uzlaştığı anayasa taslağını ilk İyi Parti kurucularından Ümit Özdağ deşifre etmişti.
 
Söylediği en çarpıcı başlık şuydu;
 
- Türkiye’nin 20-25 eyalete bölünmesi, bunların kendi kendini yönetmesi.
 
Prof. İbrahim Kaboğlu başkanlığında 2018’de bir anayasa taslağı hazırlandığını CHP ve İyi Parti genel başkanları övünerek anlatmıştı ama o günlerde bu detaylar bilinmiyordu.
 
Özdağ’dan sonra, bu defa CHP’li Engin Özkoç HDP’nin TBMM kapalı oturumunda dillendirdiği talepleri patlattı;
 
25 eyalet başkanlarının TBMM’ye gelmesi.
 
Her eyaletin yer altı zenginliklerinin kendisine ait olması.
 
Özerklik (istediğinde ayrılma) hakkının saklı olması.
 
Türk ve Kürt kurucu unsuru olarak; iki kurucu unsurun kabul edilmesi.
 
***
Bunlar sürpriz değil…
 
Tepede uzlaşma sağlanmış olmalı ki, bu son maddenin gereği olarak İstanbul Kartal’da 2018’de yapılan CHP-HDP destekli ortak mitingde
Öcalan ve Atatürk posterleri birlikte sallanmıştı.
 
Bitmedi…
 
Devlet, HDP ile “terör örgütü PKK’ya silah bıraktırma ve bir daha çıkarılmamak üzere çukura gömme süreci” yürütürken, buna destek vermek bir yana, akamete uğratmak için elinden geleni yapan Kemal Kılıçdaroğlu CHP’sinin, 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası AK
 
Parti zayıf düşünce yaptıklarını hatırlayın.
 
“Birlikte iyi salladık” sevinci yaşayan iki partinin iktidar olma hevesi, önce MHP lideri Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ardından milletin duvarına çarptı.
 
AK Parti seçim kaybedince resmî konutta kutlama yaptığı söylenen (!) ve bugüne kadar da bu bilgiyi yalanlamayan dönemin AK Parti Genel
Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, o makamları borçlu olduğu Erdoğan’a olan nefretinin de oradan geldiğini sözlerindeki satır aralarından okuyabilirsiniz.
***
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, 7 Haziran 2015’in rövanşı görmeleri, 6 yıl önce yapamadıklarını gerçekleştirme hedefinden başka bir şey değil.
 
Oysa o seçimlerden güç bulan PKK’nın ve HDP’nin “özerklik” ilanıyla Türkiye’yi fiilî olarak bölme girişiminde bulunduklarını; asker, polis ve PKK’nın katlettiği sivillerle beraber 1.200’e yakın şehidimizin olduğunu unutmamak lazım.
 
Ve elbette bu mücadele yürütülürken, CHP’nin, HDP’ye olanca desteği verdiğini de…
 
Tıpkı Afrin ve Fırat’ın doğusuna yapılan operasyonlardaki karşı duruşu gibi.
 
Türkiye bunca badireyi güçlü ve kararlı duruşuyla savuştururken hep karşı cenahta, HDP’nin ve Kandil’in yanında pozisyon alan bir partinin genel başkanı, bugün “Kürt meselesini HDP ile birlikte çözeceğiz” derken neyi kastediyordur?
 
Şimdi HDP ile aralarında “Muhatap HDP mi, İmralı mı?” tartışması süredursun, biz asıl hedefe odaklanalım.
 
HDP’nin dillendirdiği hangi meseleden bahsediyoruz?
 
Kürt vatandaşlarımızın anadillerini konuşma hakkını AK Parti yıllar önce verdi zaten, -ki devletin bu dilde yayın yapan resmî televizyon kanalı bile var.
 
Kürtçe öğrenmek isteyene özel eğitim hakkı da sağlandı.
 
AK Parti öncesi olduğu gibi, Kürtçe şarkı söyledi diye artık kimse tutuklanmıyor.
 
Beyaz Toroslar mezralarda dolaşıp kimseyi infaz etmiyor yahut kimse kimliğinden, fikrinden ötürü cezaevine tıkılıp işkencelerden geçirilmiyor.
 
O zaman CHP ve HDP’nin dillendirdiği “mesele” nedir, iktidar olurlarsa neyi çözeceklerdir?
 
İyi Parti susar, CHP kıvırır ama HDP bodoslama söyler; nitekim de bunu yapıyor.
 
Terörden temizlediğimiz bölgeler, -uzlaştıkları anayasa taslağında olduğu gibi- “özerklik yoluyla” HDP’ye, dolayısıyla PKK’ya
verilecek. Yer altı zenginlikleri, bölgenin yönetimi onların olacak.
 
- “Önder” olarak Öcalan’ı resmîleştirecekler, istedikleri zaman da Türkiye’den ayrılacaklar.
 
“Mesele” bu kadar basit.
 
İşte üstümüze yağan belaların, ardı arkası kesilmeyen yalanların, suni gündemlerle kafaları bulandırma çabalarının temelinde bu “büyük turp”u saklama çabası var.
 
2019 Mahallî Seçimlerinde denediler ve başardılar.
 
Buradan doğan umutla 2023’e daha fazla saldırıyorlar.
***
Bu saydıklarımız içeride olacaklar, bunun bir de dış politikası var.
 
Onu da CHP Genel Başkanı’nın danışmanı Ünal Çeviköz bir güzel izah ediyor zaten.
 
Doğu Akdeniz’i unutun, Libya’yı, Ege’yi unutun, Kıbrıs’ta kafa tutmayı unutun, Suriye’de kurulacak PKK/YPG kamuflajlı İsrail devletine hazır olun.
 
Biz uydurmuyoruz, kendileri açık açık söylüyor zaten.
 
Hülasa önce şuna cevap verin;
 
Bölünmeye var mısınız, yok musunuz?
 
Ege’de olduğu gibi, Akdeniz’de de balık avlayacak kadar kıyıya razı mısınız, değil misiniz?
 
“Doğalgaz, petrol bulmaya ne gerek var? Zaten satın alıyoruz” diyor musunuz, demiyor musunuz?
 
“S-400’leri toprağa gömelim. İhtiyacımız olduğunda NATO bize Patriot yollasın, en ihtiyaç duyduğumuz anda da alıp götürsün” düşüncesindeyseniz, hiç tereddüt etmeyin, vurun mührü.
 
Buna razıysanız toplu şehit tabutları karşılığında belki size dolar verirler, Iraklılar gibi musmutlu yaşarsınız!