HAZİRAN 2018 CUMHURBAŞKANLIĞI VE MECLİS SEÇİM SONUÇLARI
31.05.2018 06:17
Dünyayı versen değişmem

Bir gün çok zengin bir adam camiye gitmiş. Yanına da tesadüfen çok fakir, garip birisi namaza durmuş.

Namazdan sonra fakir adam, “Allah’ım acıktım. Bana öğlen yemeği olarak çorba, etli yemek, bir de makarna arkasından tatlı da olabilir, ya Rabbi! Bunları bana gönder” diye dua eder. Zengin bu duâları duyunca adama dönüp, içinden, “Bana duyurmak için böyle söylüyor, onun için buna hiç para vermem” diye geçirir. Adam “Peki” der ve uykuya dalar. Biraz sonra birisi elinde tepsiyle gelir ve der ki: Efendim yemekleriniz geldi. Ben dışarıda bekliyorum yemeğinizi bitirince haber verin. . Tepsidekiler adamın duada saydıkları. Zengin adam şaşırır, merakla dışarı çıkar ve yemeği getiren adama yanaşıp “Sen kimsin, bu adam kimdir, bana anlat” der. O gelen adam, “Efendim ben bir hamalım. Bugün bir zengine iş yaptım. Bana on lira vereceğine elli lira ihsan etti. Hanım çoktandır yemek yapmak için benden malzeme istiyordu. Hanım da yemekleri yaptıktan sonra uyuyakalmış. Rüyasında Peygamber Efendimizi görmüş. Buyurmuşlar ki: Sen bu yemekleri tepsiye koy onları şu câmide bulunan Allahü teâlânın sevgili kuluna gönder, ben duâ ederim ondan arta kalanını siz yersiniz, çok bereketini bulursunuz. Bu hizmeti yaparsanız sizin Cennete gireceğinize ben kefilim.
Bunun üzerine zengin adam, “Sana o zengin kaç lira verdi, elli lira mı verdi? Ben beş yüz lira vereyim, o sevabın bir kısmını bana ver” diye yalvarır. Hamal, “Dünyayı versen bunu değişmem” der. İşte bunu nakleden İmâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretleri buyuruyor ki: Paranın gittiği yerden geldiği yer belli olur”. Birinci zenginin parası hayırsızdı, sû’i zan etti, dervişe hakâret etti ve bu hizmet ona nasip olmadı. Ancak ikinci zenginin parası hayırlıydı, Allahü teâlâ ona bu hayırlı işi yaptırdı.”

 

YORUMLAR