Yüzyılın Depremi Karşısında “Ensar Ruhu”yla Yardımlaşma ve Dayanışma

Sesli Dinle
A -
A +

Dr. C. Ahmet Akışık
c.ahmetakisik@gmail.com

 

 

 

Devletin bütün kurumlarının görevlilerinin tam bir seferberlik hâlinde, genç yaşlı vatandaşlarımızın yardımlarıyla 110 bin kilometrekareyi kapsayan afet bölgesinde canla başla çalışmasının manevî dinamikleri var...

 

 

 

Ülkemizde AFAD'ın verilerine göre 6 Şubat Pazartesi sabahı saat 04.17'de Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde 7,7; saat 13.24'te de Elbistan ilçesinde 7,6 büyüklüğünde iki büyük deprem meydana geldi. Deprem 10 ilde çok şiddetli bir şekilde hissedildi. Bu iller, Kahramanmaraş ve Hatay başta olmak üzere Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman ve Malatya'dır.

 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, depremle ilgili şu açıklamayı yapmıştır:

 

“Güvenlik güçleri, Kızılay ve STK'lar, gönüllüler, sağlık ekipleri ile ilgili tüm bakanlıklarımızın sahadaki toplam görevli sayısı 103 bin 800'dür. 110 bin kilometrekareyi kapsayan afet alanında devlet olarak görevimizi yapmaya çalışıyoruz. 

 

Ulaştırmada lojistik anlamda sahayı etkileyecek sorunumuz yok. Kapalı yolumuz yok. Havalimanı ile ilgili bugün çok çirkin şekilde sosyal medya üzerinden basit siyasi çıkar elde etme amaçlı çaba vardı. Hatay Havalimanı'nda da onarım çalışmaları devam ediyor. Diğer tüm havalimanlarını kullanıyoruz.

 

Enerji ile ilgili doğalgaz ana iletişim hatlarındaki sorunları çözmeye başladığımızı bugün akşam itibarıyla tüm bu arızalar giderilmiş durumda. Tüm afet bölgesine kontrollü şekilde doğalgaz vermeye başlıyor olacağız.

 

10 gemi, 50 uçak ve bu uçaklarla 305 sortinin yapıldığı, 72 helikopterle havadan faaliyetlerimizi sürdürüyoruz… Hane başına 10 bin liralık bir destek veriyoruz.”

 

Şu ana kadar depremde 20 bin civarında vatandaşımız vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin. 75 binin üzerinde yaralımız vardır. Hepsine acil şifalar diliyoruz.

 

Devletin bütün kurumlarının birlik ve beraberlik içinde, tam bir seferberlik hâlinde, Türkiye’mizdeki stadyumların yardım toplama/paketleme hâline dönüştürüldüğü, kadın erkek, genç yaşlı vatandaşlarımızın yiyecek, giyecek, hatta sobaya varıncaya kadar yardımlarıyla 103 bin 800 görevlinin 110 bin kilometrekareyi kapsayan afet bölgesinde canla başla çalışmasının manevî dinamikleri şu başlıklar altında ele alınabilir:

 

 

 

Müslümanlar Kardeştir

 

 

 

Bu konuda âyet-i kerime ve hadis-i şerifler şöyledir:

 

Müslüman, Müslümanın (dinkardeşidir (Hucûrat, âyet 10).

 

(İmkânı olduğu hâlde) Mümin kardeşinin derdiyle dertlenmeyen bizden (kâmil iman sahibi Mü’minlerden) değildir (Buhârî, Îmân 42).

 

Kardeşinin başına gelen felâketi sevinçle karşılama! Allah onu rahmetiyle o felâketten kurtarır da, seni onunla imtihan eder. (Bunu unutma!) (Tirmizî, Kıyamet 54).

 

Müslüman, Müslümanın (dinkardeşidir. Ona zulmetmez. Onu düşman eline vermez (himaye eder. Başına bir felâket geldiğinde, onu yalnız bırakmaz).

 

Her kim, Müslüman kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun bir ihtiyacını giderir.

 

Her kim, bir Müslümanın bir sıkıntısını giderirse, Allah da Kıyamet’te (bu iyiliği sebebiyle) onun sıkıntılarından birini giderir.

 

Her kim, dünyada, bir Müslümanın (ayıbınıörterse, Allah da kıyamet günü onun (ayıbını) örter (Müslim, Birr 58).

 

Müminler, birbirlerini (iman kardeşliğinden dolayı) sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer (Müslim, Birr 66).

 

Mümin, mümin için, parçaları birbirine kenetlenmiş bir bina gibidir (Buhârî, Mezâlim 5).

 

Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun (Buhârî, Edeb, 62).

 

 

 

Yüzyılın Depremi Karşısında “Ensar Ruhu”yla Yardımlaşma ve Dayanışma

 

 

 

“Ensar Ruhu” Nedir?

 

 

 

Peygamber aleyhissalâtü ve’s-selâm efendimiz, kâfirlerin zulüm, işkence ve İslam’ı engellemelerinden kurtulup İslam dinini bütün dünyaya serbestçe yayabilmek için, yüce Allah’ın emir ve izniyle, vatanı Mekke’den Medine’ye hicret etmişti. Ayni şekilde erkek, kadın ve çocuk, Mekkeli Müslümanlar da şanlı Peygamberlerini takip ederek, o “nurlu şehr”e gelmişlerdi. Evlerini, arsalarını, hayvanlarını, mallarını ve eşyalarını bırakarak, “münevvere” olan Medine’ye ayak basmışlardı. Hepsi, Muhacir idi.

 

Fakat kalacakları yer ve yiyecekleri yoktu. Ancak rahmet peygamberi, önce Medineli Müslümanlarla bütün zorlukları göze alarak gelen Muhacirlerkardeş yaptı. Böylece her muhacir, barınma, yeme ve içme bakımından bir Medineli Müslümana zimmetlenmiş oldu. Açıkta bir muhacir dahi kalmadı.

 

Medine’de Muhacirleri uzun müddet misafir eden, onları koruyup gözeten bu bahtiyar insanlara da Ensâr/Yardım Edenler denildi.

 

Muhacirler ve Ensâr-ı kiram, âyet-i kerime’de şöyle övülüyorlar:

 

İlk iman eden Muhacirler ve Ensâr ile, iyilik yaparak onlara tâbi olanlardan, Allah razı oldu. Onlar da Allah'tan razı oldular. Allah, onlar için (ağaçları) altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Onlar, orada ebedî/sonsuz kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur! (Tevbe,100).

 

Zulme uğradıktan sonra Allah’ın rızâsı için hicret eden Mü’minleri (Muhacirleri), dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz. Âhiretin mükâfâtı ise, daha büyüktür (O da cennet’tir). Bir bilseler (oradaki köşkleri ve nimetleri!) (Nahl,41).

 

Ensâr ki, onları ancak Mü'min olan sever ve yine onlara ancak münâfık olan kimse buğz edip kin tutar. Her kim Ensâr'ı severse, Allah da onu sever, her kim de Ensâr'a buğz ederse, Allah da ona buğz eder.

 

(Kâmil) îmânın alâmeti, Ensâr'a sevgi göstermek, münafıklığın alâmeti de Ensâr'a buğz etmektir (Buhârî, M. Ensâr 4).

 

 

 

Hayır ve İyilik Yapmak

 

 

 

Bu konuda âyet-i kerime ve hadis-i şerifler şöyledir:

 

Onlar, bollukta ve darlıkta Allah yolunda (Allah içinharcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever (Âl-i İmrân,134).

 

Onlar, Rablerinin rızasına ermek içi sabredenler, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu (cennet) vardır (Râd,22).

 

Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi, sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme (yapma). Çünkü Allah, bozguncuları sevmez (Kasas,77).

 

Mallarını Allah yolunda (Allah içinharcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir (Bakara,261).

 

Kim Allah’a ve ahirete inanıyorsa, misafirine ik­ram etsin. Kim Allah’a ve ahirete inanıyorsa, komşu­suna ihsanda (iyilikte) bulunsun. Kim Allah’a ve ahirete inanıyorsa, hayır söylesin veya sükût etsin (Buhârî, Edeb 31 ve 85).

 

Veren el, alan elden hayırlıdır (Tirmizî, Zekât 38). 

 

 

 

Gıda ve Giyecek Yardımı

 

 

 

Bu konuda âyet-i kerime ve hadis-i şerifler şöyledir:

 

Onlar, seve seve yiyeceği yoksula, yetimeesire (ve zor durumda kalana) yedirirler. (Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz (İnsan, âyet 8-9).

 

Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. (Resûlüm,) de ki: Hayır olarak ne harcarsanız, o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda (ve zordakalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, şüphesiz Allah, onu hakkıyla bilir (Bakara,215).

 

Çorba pişirdiğinde suyunu biraz fazla koy, sonra komşularına bak, (muhtaç olanlara) uygun bir şekilde çorbadan onlara ikram et (Müslim, Birr 143).

 

Müslümanlar arasında kim bir yetimi yiyecek ve içeceğini üstlenecek şekilde sahiplenirse, (şirk gibi) affedilmeyecek bir günah işlememişse, Allah onu mutlaka cennet’e koyar (Tırmizi, Birr, 14).

 

Bir Mü’min, aç bir Mü’mini doyurursa, Allah, o kimseyi Cennet nimetleriyle/meyveleriyle doyuracaktır.

 

Yine bir Mü’min, susuz kalan bir Mü’mine bir şeyler içirip susuzluğunu giderirse, Allah Kıyamet’te en güzel meşrubattan olan “Rahîk-ı Mahtûm”dan içirecektir.

 

Yine bir Mü’min, elbiseye ihtiyacı olan bir Mü’mini giydirirse, Allah da ona Cennet’in yemyeşil elbiselerinden giydirecektir (Tirmizî, Kıyâme 18).

 

Kimin yanında fazla binit (binek hayvanı) varsa, onu, biniti olmayana versin. Kimin yanında fazla azık (yiyecek ve içecek) varsa, onu, azığı olmayana versin (Ebû Dâvûd, Zekât 32).

 

Kimin yanında iki kişilik yemek varsa, üçüncü bir kişiyi, dört kişilik yiyeceği olan beşinci ya da altıncı kişiyi misafir etsin (Buhârî, Mevâkit 41).

 

 

 

Sadaka Vermek

 

 

 

Bu konuda âyet-i kerime ve hadis-i şerifler şöyledir:

 

Sevdiğiniz şeylerden sadaka vermedikçe, siz cennete giremezsiniz. Allah yolunda her ne harcarsanız, muhakkak Allah onu bilendir (Âl-i İmrân,92).

 

Sen (muhtaç olanlara) her ne infâk edersen, o senin için bir sadakadır (Buhârî, Nafakât 1).

 

Güneşin doğduğu her gün insanın bütün eklemleri için sadaka vermesi gerekir. İki kişinin arasını düzeltmen sadakadır. Bir kimseyi kaldırarak hayvanına binmesine yardımcı olman ve eşyasını ona yüklemen sadakadır. Güzel söz de sadakadır. Namaza giderken attığın her adım sadakadır. Yoldaki rahatsızlık veren şeyi kaldırman sadakadır (Müslim, Zekât 17).

 

Kim darda kalan borçluya zaman tanırsa, yahut (alacağının tamamını veya bir kısmını) borçluya bağışlarsa, Allah onu, başka hiçbir gölgenin (himayenin) olmadığı Kıyamet gününde kendi arşının gölgesinde gölgelendirecek (ona yardım edecek)tir (Tirmizî, Buyû’ 67).

 

Sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi hataları (günahları) yok eder (Tırmizi, Cum’a 79).

 

Yarım hurma (sadaka) ile bile olsa, cehennem’den korunun. Eğer bunu da bulamazsanız, güzel bir sözle (korunun) (Müslim, Zekât 68).

 

Sayma (cimri olma) ve sayarak verme (cimrilik gösterme)! Yoksa Allah da sana sayarak verir (Nesâî, Zekât 62).

 

Her iyilik, bir sadakadır (Buhârî, Edeb 33).

 

Sadaka, Rabb’in gazabını söndürür (Allah’tan azap ve ceza gelmesini önler) ve kötü bir şekilde ölmeyi önler (Tırmizi, Zekât 28).

 

 

 

Yardımlaşma

 

 

 

Bu konuda âyet-i kerime ve hadis-i şerifler şöyledir:

 

İyilik ve takva üzere yardımlaşın. Fakat günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir (Mâide,2).

 

Kim Allah yolunda cihada gidecek bir gaziyi (bir askeri) techiz eder, cihad için gerekli olan ihtiyaçlarını karşılarsa, âdeta cihada gitmiş gibi sevap kazanır. Cihada giden gazinin (askerin) arkada bıraktığı ailesine güzelce bakıp onların ihtiyaçlarını karşılayan kimse (veya kurum) da sanki cihad yapmış gibi sevap kazanır (Buhârî, Cihâd 38).

 

Yüce Allah hadis-i kudside şöyle buyurdu: Ey âdemoğlu, (muhtaç olanlara) sen infak et, ben de sana (vereyim) infak edeyim (Buhârî, Nafakât 1).

 

 

 

Deprem Münafıkları!

 

 

 

İslam dininde itikaden münafık, iman etmediği hâlde kendini inanmış, Müslüman gösteren kişidir. Medine döneminde münafıklar, daima Peygamber aleyhisselâm’ın ve Müslümanların aleyhinde bulunuyorlardı. Hazret-i Peygamber’e sû-i kast yapmak için Mescid-i Dırar’ı inşa ettiler. Fakat yüce Allah, onların tuzaklarını Resûlüne haber verdi. O mescid (!) yıkıldı, yerle bir edildi.

 

Münafıkların samimi olmadıkları, ikiyüzlü oldukları ve yalan söyledikleri, âyet-i kerimelerle sabittir:

 

Onlara (Münafıklara): “Yeryüzünde (ikiyüzlü davranışlarla Mü’min ve kâfirleri karşı karşıya getirerek) fesat çıkarmayın” denildiği zaman, “(Hayır) bizler, (küfür topluluğu ile Mü’minler arasını) düzelticileriz” derler (Bakara,11).

 

Dikkat edin, onlar, ortalığı ifsat eden (karıştıran)lardır. Fakat (bozgunculuk yaptıklarını Allah’ın Peygamberine haber verdiğinin veya fesat ile arayı düzeltmeyi birbirine karıştırdıklarının) farkında değildirler (Bakara,12).

 

Onlara (Münafıklara), “İnsanların (Muhammed “aleyhisselâm”ın Eshâbı olan Muhâcirler ve Ensâr’ın) îman ettikleri gibi, siz de îman edin”, denildiği zaman, (kendi aralarında): “Biz, o sefih (itibarsız ve aşağı kimse)lerin îman ettikleri gibi îman mı edeceğiz?” derler. Aksine asıl sefih olanlar kendileridir, fakat bilmezler (Bakara,13).

 

(O Münâfıklar,) îman edenlerle karşılaştıkları zaman: “Biz de (sizin gibi) îman ettik” derler. Hâlbuki (küfür topluluğunun reisleri olan) şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise: “Biz (dinde ve yardımlaşma konularında) sizinle beraberiz; ancak biz onlarla (Mü’minlerle) alay ediyoruz.” derler (Bakara,14).

 

(Aslında her şeyi hakkıyla bilen ve gören) Allah, (vakti gelince) onları bu istihza (alay) etmelerinden dolayı cezalandıracaktır; (kısa bir müddet) taşkınlıkları içinde başıboş dolaşmalarına mühlet veriyor (Bakara,15).

 

***

 

Deprem afet gölgesinde devlet kurumlarıyla vatandaşların birlik ve dayanışma içinde çalışmalarına nifak sokmak isteyenler, bir deprem münafığıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.