Türkiye Gazetesi 50.Yıl
20.07.2020 02:21
Ay yıldız hayatın  içinden doğdu

Türk insanının gelin sandıklarından koşum takımlarına, porselenlerden terazilere kadar her yere işlediği ay yıldız, bir sergiye ilham oldu. Koleksiyoncu Halûk Perk “Ay yıldız hayatla o kadar iç içe ki her koleksiyonumda mutlaka karşıma çıkıyor” diyor.

Murat Öztekin- Ay ve yıldızın halk kültüründeki yeri çok eski… Gelin sandıklarına işlendi, atların koşum takımlarını süsledi, porselenlerde, terazilerde, mühürlerde hatta kibrit kutularında yer aldı. Ancak Türk Bayrağı Kanunu ile ay yıldız kullanımı sınırlandıktan sonra bunlar azaldı… Dinî ve millî bir simge olmasının yanında, halk arasında da revaç bulan ay yıldızın dönüşümü bir sergiyle ortaya kondu… 
Beyoğlu’ndaki Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezinde açılan “Millî İradenin Tecellisi Ay Yıldız” isimli sergi, dünyanın ezberlerini bozan 15 Temmuz’a adanıyor. Tanınmış Türk koleksiyoncu Halûk Perk’in koleksiyonundan derlenen sergi, üzerinde ay yıldız bulunan birbirinden farklı onlarca nesneyi bir araya getiriyor. Gündelik hayatta kullanılan nesneler de ay ve yıldızın Osmanlıdan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan serüvenini yansıtıyor.


KOLEKSİYONDAN ÇIKTI
Sorularımızı cevaplayan koleksiyoncu Halûk Perk, ay yıldızlı eserleri toplama safhasını anlatarak “Ben aslında ay yıldız toplamak adına hareket etmedim. Ancak ay yıldız hayatla o kadar iç içe ki siz başka bir koleksiyon yapsanız bile mutlaka karşınıza çıkıyor. Biz de 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra elimizdeki ay yıldızlı nesneleri bir araya getirdik ve bir sergi ortaya çıkardık” diyor. 

ASLINDA OSMANLI KÖKENLİ
Ay yıldızlı bayrağın esasında Osmanlı kökenli olduğunu, yeşil zeminli olanın hilafeti, kırmızı zeminlinin ise mülki gücü temsil ettiğini hatırlatan Perk “Beni asıl heyecanlandıran şey, ay yıldızın halk tarafından da çok benimsenmiş olmasıydı. Hayvan koşumları, tabaklar ve teraziler gibi nesnelerde halk bunu kullanmış. Yani ay yıldız ruhumuza işlemiş. Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi 15 Temmuz’da da bunu görüyoruz” diye konuşuyor. Topladığı eserlerin çoğunun bir asır öncesine tarihlendiğini kaydeden koleksiyoncu Perk “Nesnelere baktığımızda ilk önce halkın kendi iptidai imkânlarıyla ay yıldız yaptığını, standart getirilince devletin öne çıktığını görüyoruz” diyor.  

Koleksiyonculuk ressamlık gibi
Otuz beş senedir eser toplayan Halûk Perk, koleksiyonculuk serüveninin başlangıcını şu sözlerle anlatıyor: Memur bir ailenin çocuğuydum. Dolayısıyla çok fazla para vererek eser toplama şansım yoktu. Bu yüzden herkesin toplamadığı şeylere yöneldim. Böyle olunca güzel şeyler ortaya çıktı. Ağırlık, tıp, mühür ve arkeoloji koleksiyonum dünya çapında kıymet kazandı. Ben nesneleri eski arkeolojik dönemlerden bugüne getiriyorum. Dolayısıyla dönemler arasında kronolojik gelişimini de insanlara gösterebiliyorum.
Koleksiyonculuğu ressamlığa benzeten Halûk Perk “Bir tane nesneyi eser olarak görmüyorum. Bir koleksiyonun bütünü benim için eser demek. Koleksiyon bir resim tablosu, her bir nesne de fırça darbesi gibi... Resim yapar gibi tek tek eser toplarsınız ve bunun bir hikâyesini meydana getirirsiniz. Bu yüzden koleksiyonculuğu, toplayıcılıktan ayırmak gerekiyor. Toplanan şeylerin bütününe baktığınız zaman size bir şey vermeli” diyor. 
Koleksiyonlarına manevi olarak bağlandığını ancak halkla paylaşınca onlardan kopabildiğini söyleyen Perk “Koleksiyonculuk paylaştıkça güzelleşiyor. Çocuğunuz yetişip evden ayrıldığında iyi bir yerdeyse mutlu oluyorsunuz ya, işte onun gibi...” şeklinde konuşuyor.
“Koleksiyonculuk kökenini araştırmak ve onunla bağ kurmakla alakalı bir şey” diyen Halûk Perk sözlerine şunları ilave ediyor: Atalarımızın ne yaptığını düşünmek ve o günkü şartlarla bugünün mukayesesini yapmak beni çok heyecanlandırıyor. Mesela ben neolitik dönemden günümüze kadar mühürleri topladım. Böylece Anadolu’nun zenginliğini mühür ölçeğinde ortaya koyabiliyorum.

YORUMLAR