09.07.2021 02:39
Sinemada bu hafta | 9 Temmuz

Yaz ayları demek korku sineması demek… “Korku Seansı” serisinin üçüncü filmi de bugünlerde beyazperdede olacak. Ölçülü bir gerilimin olduğu eser, üçlemenin en zayıf halkası…

MURAT ÖZTEKİN

DAVETLİ LANET!
ABD’de “İblis Uzmanı” olarak bilinen ve ömürleri, şeytani hadiseleri araştırmakla geçen Ed ve Lorraine Warren çiftinin yaşadıkları, yıllarca korku sineması için eşi bulunmaz bir kaynak oldu. “Bu film gerçek olaylara dayanmaktadır” notunu rahatça filmlerinin başına koyan yapımcılar, çiftin araştırdığı esrarengiz olaylardan “Annabelle” gibi birçok film çıkardı. “Korku Seansı” serisi de onlardan biriydi. 2013 ve 2016 yıllarında serinin beyazperdeye gelen ilk iki filminin her biri, dünya genelinde 300 milyon dolardan fazla hasılat yaptı, türünde öne çıktı. Bunda hakikat vurgusu önemliydi.

SERİNİN 3. FİLMİ
Her ne kadar pandemiyle yeterince gerilime gark olsak da sinemada yaz demek, korku demek... İşte serinin üçüncü devam halkası, bugünlerde seyirciyle buluşuyor. “Korku Seansı 3: Katil Şeytan”da bu defa davetle gelen bir lanet işleniyor. Filmde James Wan, yönetmen koltuğunu Michael Chaves'e bırakırken Vera Farmiga ve Patrick Wilson’ın yanı sıra Julian Hilliard, Charlene Amoia ve Sterling Jerins gibi oyuncular rol alıyor.

ÇOCUĞU BIRAK BANA GEL!
Takvimler 1981'i gösterirken Brookfield'da geçen hikâyede, David adlı bir çocuk, garip davranışlar sergiliyor ve kendisini kötü varlıkların esir aldığı anlaşılıyor! “Onları artık tanıyorsunuz” der gibi kim oldukları takdim edilmese de Ed ve Lorraine çifti, bir rahip mevzuya el atarken durumu belgelemek için oradalar. Derken ortalık karışıyor; çocuğa musallat olan varlık evi dağıtıyor. Evin damat adayı Arne ise “Çocuğu bırakın, bana gelin!” diyerek kötü varlıkları kendine çağırıyor. Durum bir müddetliğine sakinleşse de Arne, günler sonra garip bir cinayet işliyor. Warren çifti ise İblis'in yönlendirdiği genç adamın cinayette mesuliyeti olmadığını kanaatindeler. Korku filmlerindeki mutat bilim din karşılaştırılması burada da hukuk yoluyla karşımıza çıkıyor. Avukat, mahkemeye İblis'i anlatamayacaklarını söyleyince, Warren çifti “Bir şahit her yemin ettiğinde, mahkemeler ‘Yaratıcı’nın varlığını kabul etmiş olur. Bence şeytanın varlığını da kabul etmelerinin zamanı geldi!” cevabını veriyor ve karanlık dehlizlere uzanan bir araştırmaya koyuluyor…

HAYAL VE HAKİKAT İÇ İÇE
Korku filmlerinin “yarınsız”, materyalist bir dünya inşa eden Hollywood’daki yerleri, ironik ve enteresandır. “Korkular”, gerçekliği bilimin kalıplarıyla sınırlayan modern adamın zihninde bir ışık yakması bakımından da kıymetlidir. Lakin gelin görün ki, yavanlığın en fazla olduğu sinema türlerinden biri de korkudur…
Yönetmen Michael Chaves ise filminde, korku ögelerini sınırlandırarak, işin içerisinde polisiyenin de olduğu daha ölçülü bir gerilim atmosferi meydana getiriyor. Bazı sekanslarda hayal ve hakikat sık sık iç içe geçiyor. Kendi içerisinde tutarlı ve nispeten hafif bir temposu olan eser; klişelerine, üretkenlikten mahrum olmasına rağmen bir “eğlencelik” olarak öne çıkıyor. Hristiyani vurguların aşırı olduğu filmin, İncil’den pasaj yağmurları, karakterleri ve kurtarıcı olarak sunulan haçı gözlerden kaçacak gibi değil!
Hasılı klasik korku tutkunlarını doyurmayacak bir eser olan “Korku Seansı 3”, serinin düşerek ilerlediğini gösteriyor… Yeni bir devam filmi gelecekse
yeniliklere ihtiyaç var.

HESAP DEFTERLERİ AÇILIYOR
Sinemanın “süper kahramanlar” cephesinde DC Comics’e karşı elini güçlendiren Marvel, çizgi romanlardan beyazperdeye taşıdığı karakterlerle, bir solo film daha meydana getirdi... Hollywood'un değişen ideolojik ibresiyle kadın karakterler revaç bulunca “Black Widow” filmi doğmuş oldu. Yönetmenliğini Cate Shortland'in yaptığı eserin başrolünde Scarlett Johansson yer alırken ona Florence Pugh, David Harbour, O-T Fagbenle ve Ray Winstone gibi oyuncular refakat ediyor.

1964’TE DOĞDU
İlk defa Soğuk Savaş’ın hüküm sürdüğü 1964'te yayınlanan Marvel çizgi roman serisinde bir Rus ajanı olarak yer alan Black Widow yani Natasha Romanoff karakteri; sinemada yüzünü 2010 yapımı “Iron Man 2”de göstermişti ve toplamda altı filmde yer almıştı. Eh artık solo bir filmin zamanı gelmişti! Hem aksiyon hem de casus gerilimi olan “Black Widow”, ilk eser olması hasebiyle karakterinin mazisini gün yüzüne çıkarıyor. Natasha Romanoff, geçmişiyle bağlantılı tehlikeli bir komplo ortaya çıktığında hayatının karanlık kısımlarıyla yüzleşiyor. Üç kıtada; İngiltere, Norveç, Budapeşte, Fas ve Atlanta gibi yerlerde çekilen film, 200 milyon dolarlık bütçesiyle dikkat çekiyor. DC Comics’in Wonder Woman’ının rakiplerinden biri olan Black Widow, Türkiye’deki sinema salonlarının gişe için umut kaynaklarından biri. Bakalım “Hızlı ve Öfkeli 9” ile canlanmaya başlayan seyirci sayılarına “Black Widow”un tesiri ne olacak?

EN ÇOK SEYREDİLENLER

¥ “Hızlı ve Öfkeli 9” 181 bin 692
¥ “Hababam Sınıfı Yaz Oyunları”
21 bin 833
¥ “Cruella” 9 bin 311
¥ “Ehrimen: Kanlı Yol” 4 bin 615
¥ “Azap” 4 bin 376

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ

¥ Lanetli Kardeş
¥ Düşler Ülkesi
¥ Süpernova

15 Temmuz destanı sinemaya geliyor 15 Temmuz destanı sinemaya geliyor 15 Temmuz darbe teşebbüsü, bir filmle beyazperdeye geliyor...
Sinemada bu hafta | 2 Temmuz Sinemada bu hafta | 2 Temmuz Yazar J.D. Salinger’a gönderilen mektuplara cevap vermekle vazifeli bir sekretere odaklanan “Salinger Yılım” daha ziyade kitapseverlerin seveceği, yalın bir eser.

YORUMLAR