Hazreti Âdem'den bu yana Mescid-i Aksâ

Hazreti Âdem'den bu yana Mescid-i Aksâ

Yalnız üç mescide ziyaret için gidilir: Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ ve benim bu mescidim” (Hadis-i şerîf)

Ebu Zer (radıyallahu anh) Efendimize (sallallahü aleyhi ve sellam) sorar “Yeryüzünde yapılan ilk mescid hangisidir Ya Resulallah?”
- Kâbe-i muazzama.
- Sonra?
- Mescid-i Aksâ.
- Aralarında ne kadar var?
- Kırk yıl kadar.
Demek ki her ikisi de Âdem aleyhisselâm devrinde inşa edilmiş, Nuh tufanı ile kaybolmuşlar. Nasıl ki Hazret-i İbrahim Kâbe-i muazzamayı bulup yaparsa, Hazret-i Dâvûd ve Süleyman aleyhisselâm da Mescid-i Aksâ’yı çıkarırlar ortaya.  
Hazreti Süleyman babasının başladığı mescidi yedi yılda tamamlar. Sarı, beyaz, yeşil kayalar getirtir civardan. Emrindeki cinler beceriklidir, uzaklardan misk amber, deryalardan inci mercan bulur, ağır blokları yerleştirirler kolaylıkla.
Hazreti Süleyman mescidin tabanına firuze döşetir, tavanına altın gümüş işletir. Billur direkleri süsletir yakutlarla.
Tâbuttüssekine’yi de burada muhafaza eder ayrıca.
“Süleymân (aleyhisselâm), Beytü’l-Mukaddes’in inşası bitince üç şey ister. Allahü teala, bu dileklerinin ikisini ona verir... Üçüncüsü “Bu Beyt’te bir kimse iki rekât namaz kılarsa buradan anasından doğduğu günkü gibi çıkmasıdır. Ümîd ediyorum ki, Allahü teala, bu dileğini de vermiştir.”
“Mescid-i Haram’da kılınan namaz, yüz bin namaza; benim mescidimde kılınan namaz, bin namaza; Mescid-i Aksâ’da kılınan namaz beş yüz namaza muadildir.” (Râmûzü’l-Ehâdis - Ebüdderdâ’dan)
Nitekim mescid biter. Açılış günü bayram gibidir âdeta. Davarlar, sığırlar kesilir, kazanlar kaynar, leziz taamlar ikram edilir halka.  
BABİL, SASANİ, ROMA...
 Babil kralı Buhtunnasar (Nabukadnezar) Kudüs’ü ele geçirince Mescid-i Aksâ’yı yağmalar. Bırakın değerli eşyaları, çatı duvar koymaz binada.
İlerleyen yıllarda Pers hükümdarı Şîreveyh, İsrailoğullarının tekrar Kudüs’e dönmelerine izin verir. Mescidi yenilemelerine de karışmaz. Gelgelelim Persler Makedonyalılara yenilince, şehir Selefki Kralı Antiokhos’un eline geçer. Mescid Grek tapınağına çevrilir, halk ayaklanır (Makkabi isyanı) ve istilacıları kovmayı başarırlar.
Romalılar Kudüs’te bir Yahudi Krallığı kurar başına kendi adamlarını (Herod) oturturlar. Herod (MÖ 37- MÖ 4) ahaliye şirin görünmeye çalışır, hatta Beytü’l-Makdisin inşası için büyük paralar harcar. İşte ağlama duvarı o günlerden kalma. Zekeriya aleyhisselâm da bu dönemde yaşar, Meryem Validemiz mescidin odalarından birinde çekilir inzivaya.  
Hazret-i Îsâ Mısır’dan döndüğünde mâbedin pazar yerine çevrilmiş olduğunu görür ve çok üzülür.
Halk dilediği gibi inanır ama bunun bir bedeli vardır, bir miktar vergi ödemek zorundadırlar. Önceleri tıkır tıkır sayar, sonra ayaklanırlar (MS 67).
Ancak Romalılar, Selefkilere benzemez, böyle hareketleri bağışlamazlar.
Nitekim İmparator Vesianus, oğlu Titus’u yollar, Titus Kudüs’ü tamamen yakıp yıkar, Beyt-i Mukaddes’i tanınmaz hâle sokar. İsrailoğullarının birini bile bırakmaz. Köle edip Mısır’a götürür, zaten buradan dağılırlar dünyaya.  
Titus, Filistin’den hayli altın kaldırır gider onlarla ünlü Collasium’u yaptırır Roma’ya.
HRİSTİYANLAR
 Hadrien zamanında (117-138) ise Mescid-i Aksâ üzerine Jüpiter Capitolinus Tapınağı yapılır. Konstantin Hristiyan olunca bu ucubeyi yıktırsa da Beytü’l-Makdis çöküntü alanıdır hâlâ.
Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kutlu miracı için Kudüs’e getirildiğinde, harabeler vardır burada.
Miraç dönüşü Kureyşliler âdeta soru yağdırırlar. Efendimiz aldığı manevi hazdan etrafına bakamamıştır oysa. Israrla cevap isterler, hiç böyle sıkılmamıştır hayatında.
Allahü teala, aradan perdeleri kaldırır, mekân önüne konuverir âdeta.
Sadık dostu onu tasdik etmekte “doğru, vallahi doğru” demektedir büyük bir huşuyla.
Asr-ı saadet yıllarında Hicaz’a en mesafeli mescid odur. Zaten bu yüzden Mescid-i Aksâ (uzak mescid) diye anılır Medineliler arasında.
Mâlum Müslümanlar önceleri Mescid-i Aksâ’ya yönelerek namaz kılar. Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) Seleme oğullarının muhitinde cemaatle kıldıkları bir ikindi namazında kıble ayeti nazil olur, birlikte dönerler Kâbe-i Muazzama’ya. Ki o mescid “Kıbleteyn” (İki kıbleli) olarak tanınır hâlâ.
MÜSLÜMANLAR
 Hicretin 16. yılında Kudüs, Müslümanların eline geçer. Suriye seferinde, Şam’a gelen Hazreti Ömer, Kudüs’e uğrayıp, Mescid-i Aksâ’yı ziyaret eder. Bir gece “Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk...” diyerek mescide girer, namaz kılar. Sabah bir müezzin ellerini kulaklarına atar Kudüs semasını ezân-ı Muhammedi sesi kaplar. Müminler saf tutar, cemâat olurlar.
Gün ışıyınca metruk mabedin perişan hâli ortaya çıkar. Sahabeler molozları elleriyle temizler, süprüntüleri kaldırırlar. Sonra Kâ’bu’l-Ahbar’ın gösterdiği yerde ahşap bir mescid kurarlar.
Emevi halifesi Velid bin Abdülmelik o ahşap mescidin yerine taştan bir cami yaptırır (Kıble Mescidi). Allah ondan razı olsun Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’ye de hizmet eder, Şam Ümmeye Camii gibi bir şahesere imza atar ayrıca.
HAÇLILAR
 1009’da, Haçlılar Kudüs’ü ele geçirir, görülmemiş bir katliam yaparlar. Avrupa’ya yolladıkları mektuplarda “kan denizi atlarımızın göğsüne vardı” diyeceklerdir utanmadan. Mescid-i Aksâ’yı da yağmalar, haç takarlar çatısına.
Doksan iki sene Haçlıların elinde kalan Mescide şövalyeler yerleşir. Adları bu yüzden ‘mabedli’dir (Templer). Ortalık pis ve perişandır, düşünün domuzlar dolanır mukaddes mekânda.
Kudüs’ü tekrar ele geçiren Selâhaddîn-i Eyyûbî (1184) ve arkadaşları mescidi çerden çöpten temizler. Yıkar, paklar, gül suyu ile ıtırlandırırlar. Mihrabın iki yanına pencereler açar, son cemâat yeri, revâk ve minare oturturlar.
Yerlere hasırlar kilimler yayılır, direklere kandiller asılır. Nûreddin Mahmud Zengî’nin Halep’te yaptırdığı nefis minber de yerini bulur sonunda.   
Selâhaddîn-i Eyyûbî ayrıca muhteşem bir kütüphane kuracaktır burada.
 OSMANLILAR
 Kudüs ve Mescid-i Aksâ’ya en büyük hizmeti, Memlûkler ve Kanuni Sultan Süleyman yapar. Abdülhamid Han da kalıcı bir tadilat için Mimar Kemaleddin’i yollar. Mimarımız ustalığını konuşturur, ecnebiler bile hayran olurlar.  
Türkler Birinci Cihan Harbi’ni kaybedince Kudüs mescidleri sahipsiz kalır, Kudüslüler ecdadı çok arar.
SİYONİST İŞGAL
1967 Arap-İsrail savaşında şehir işgale uğrar. Fanatik Yahudiler mescide saldırır o efsane minberi yakarlar.
Siyonistler Mescid-i Aksâ’yı çökertebilmek için ellerinden geleni yapar, mânâsız kazılarla temelleri zedeler, zemini oynatırlar.  
Bakın Mescid-i Aksâ ne Kıble Mescidi, ne Kubbetü’s-Sahra, ne Burak Mescidi, ne Mervan Mescidi, ne Câmiu’l-Megaribe ne de kadınlar mescididir. 144 dönümlük alanın tamamıdır ki başka mescidler de vardır burada. Medreseler, Dârü’l-Hadîsler, Dârü’l-Kurralar... Kubbeleri, minareleri, sebilleri, kuyuları, sarnıçları ile tamamen İslâm mimarisidir, işgale kalkanlar tek taş koymamıştır duvarlarına.

22.05.2019 - 05:57