Ya sizler ne yaparsınız?

Ya sizler ne yaparsınız?

Daha sonra Hazreti Ali’ye döndüler ve aynı suali ona da sordular.

    > DÜNDEN DEVAM
Daha sonra Hazreti Ali’ye döndüler ve aynı suali ona da sordular. Hazreti Ali de;
- Ya Resulallah, ben sırat köprüsünün kenarında duracağım. Ümmetinin günahkârlarının ateşe düşmelerine mani olacağım. Eğer onların durumu çok sıkışırsa, kendimi onlar için feda edip ateşe atacağım, diye arz etti. Resulullah efendimiz, Hazreti Ali’nin bu cevabından memnun olup teşekkür ettiler.
Daha sonra Resulullah efendimiz, oradan ayrılıp Hazreti Âişe Validemizin yanına gittiler ve ona da durumu anlattılar;
- Ya Âişe! Sen müminlerin annesisin, annenin çocuklarına şefkatli olması lazımdır! Peki sen ümmetimin günahkârları için ne yapacaksın? diye sual ettiler. O anda Resulullah efendimizin mübarek kızları Hazreti Fatıma da orada idi. Bunun için Hazreti Âişe Validemiz:
- Ya Resulallah, Fatıma’nın huzurunda bir şey diyemem, diye arz ettiler. Hazreti Fatıma da;
- Ey Babacığım, annenin huzurunda, kızın konuşması uygun olmaz, diye cevap verdi. Onun bu cevabı üzerine Hazreti Âişe Validemiz;
- Ya Fatıma! Allah’a yemin ederim ki, senden önce bu konuda bir şey söyleyemem, dedi. Bunun üzerine Hazreti Fatıma Peygamber efendimize dönerek;
- Ey babacığım, mizanın kurulacağı yere gelip, ümmetinin hesabını takip etmek için orada duracağım. Ümmetinin günahları sevaplarından ağır gelirse, oğlum Hasan’ın zehirle kirlenmiş gömleğini onların sevap kefesine koyacağım... (ki bu elim hadise annemizin vefatından yıllar sonra olacaktır...) Şayet sevap kefeleri yine de ağır gelmezse, bu sefer oğlum Hüseyin’in kanla kirlenmiş gömleğini ilave edeceğim, diye arzetti. (Bu da yıllar sonra olacaktır...)
Ömer Çetin Engin (İlahiyatçı Yazar)

02.06.2019 - 06:11