Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Sultân İkinci Murat, Emîr Sultân hazretleri için bir (At) satın aldı.
Cins bir attı, ama huysuzdu.
Yanına kimse yaklaşamıyordu.
Murat Hân, büyük velîye;
“Efendim, sizin için bir at aldık. Ama yanına kimseyi yaklaştırmıyor. Birini verseniz de, onu size getirse” diye arz etti.
Emîr’in bir hizmetçisi vardı.
Hacı Baba derdi ona.
O, bunu işitti ve içinden;
“Bu işi bana verseler” dedi.
Emîr Sultân ona dönüp;
“Hacı Baba! Git o ata; (Senin sâhibin, Rabbinin emrine itâat ediyor. Sen de sâhibine itâat edecek misin?) diye sor” buyurdu.
Hacı Baba gitti.
Ve ata, bunu sordu.
At, başını üç defa öne eğdi.
Sanki, (Evet) diyordu.
Gelip, bu hâli arz etti.
Emîr Sultân, Hacı Baba'ya;
“Tamam, sen şimdi yanına var.
Onu al, buraya getir!” buyurdu.
Hacı Baba gitti.
Ve getirdi o atı.
Ama at, bâzılarını görüyordu.
O kişileri hemen kovalıyordu.
Herkes diyordu ki:
“Bu at, kimlere saldırıyor?”
Bunu araştırdılar.
Netîcede anladılar ki:
Bu at, bid'at sâhiplerine saldırıyor.
Ehl-i sünneti görünce sâkinleşiyor.
Hattâ, yüzünü onlara çevirirdi.
Başını eğip sanki selâm verirdi.
Yâni kim doğru îmânlıdır?
Kim ehl-i bid'attir, ayırırdı...