Anlat Derdini Feridun Ağabeye

Anlat Derdini Feridun Ağabey'e

 

Feridun Ağabey, yanlış anlamayın. Kafama takılıyor, işin içinden çıkamıyorum. “Bu işte bir gariplik yok mu?” diyorum. Ben bir özel hastanede özel güvenlik çalışanıyım. Koronavirüs sebebiyle bir dizi tedbirler alınıyor, tamam eyvallah ama nice tutarsız uygulamalar var ki güler misin ağlar mısın türünden. Örnek olarak hastanenin bahçesinde karı koca oturmuş, bir yakınlarını mı bekliyorlar nedir; telsizle amirim yukarıdan onları görmüş haber veriyor:

-Onları ikaz et sosyal mesafe kuralına uysunlar!

Mecburen gidiyorum: 

-Sosyal mesafe kuralına uyacaksınız beyefendi, ayrılın lütfen!

Adam cevap veriyor:

-Kardeşim bu benim eşim, sen ne mesafesinden söz ediyorsun?

-Beyefendi talimat geldi. Burada sosyal mesafeyi koruyun da evde ne yaparsanız yapın. Burada emir öyle.

Mecburen karı kocayı ikişer metre arayla oturttuk. Şimdi merak ediyorum, biz kimi kandırıyoruz? Birbirimizle dalga mı geçiyoruz? Yoksa birileri bizimle kafa mı buluyor? Saygılar…

          Rumuz: “Ankara”

 

 

Bunca gözyaşımın hesabını kim verecek?

 

Feridun ağabey, evlilikte üçüncü yılım geride kalacak… Kaynanam olsun görümcem olsun başımın etini yediler, “çocuğun niye olmuyor?” diye. Doktora gittik muayeneler tahliller tetkikler sonunda benim doğurganlığımda hiçbir problem olmadığı ortaya çıktı. Kocamdan dolayı çocuğumuz olmuyormuş. Bunu öğrenince kaynanam oğluna görümcelerim de kardeşlerine ağzını açıp da bir laf etmedi. Şimdi ben söylüyorum. Ben çocuk doğurmuyorum diye başımın etini yiyen o vicdansızlara buradan sesleniyorum: “Şimdi siz cevap verin, benim anne olma hakkım ne olacak? Bana yaptığınız onca baskının vebali ne olacak? Gece sabahlara kadar döktüğüm gözyaşlarımın hesabını kim verecek? Neymiş tüp bebek konusuna bakacakmışız. Benim gönlüm paramparça olduktan sonra… Bana sahip çıkmayan bir çift laf olsun söyleyip beni anasına ve kardeşlerine karşı korumayan kocama da kırgınım. Hem beni mağdur edip hem beni suçladılar yıllarca… İsmimi yazmayın, onlar kim olduğunu okuyunca anlar.

          Rümuz: “İsimsiz Gelin”



 

Her yer tatil iken sınavlar neden yapılıyor ki?

 

Yazımı yayınladığınız için teşekkür ederim Feridun Ağabey, inşallah dikkate alırlar. Salgın döneminde üniversiteler tatil, liseler tatil e peki sınavlar niye yapılıyor ki? Sizlere bu konuda bir geri dönüş oldu mu? Salgının merkezi İstanbul olarak konuşuluyor. İstanbul’da zaten normal günlerde bile sokağa çıkış olduğunda trafik yoğunlaşırken sınav günlerinde trafik daha çok yoğun olur, toplu taşıma araçları tıklım tıklım olabilir. Bu merkezi sınavlar başlamadan önce yani 1970’ten önceki uygulamalar gibi uygulamalar yapılamaz mı? Örnek olarak bazı üniversiteler üniversiteye kabul edecekleri sınavlarını kendilerini yapıyormuş o dönemlerde. Bazıları da öğrencilerin diploma notlarına göre öğrenci kabul ediyormuş. Bu şekilde okuyan doktor olan, mühendis olan, öğretmen olanlardan ülke bir zarar görmedi. Salgın zamanında da orta öğretim başarı puanıyla öğrenci alımı yapılsa eğitim açısından bir zarar görmeyiz. Hatta salgın açısından çok isabeti olur. Liselere Geçiş Sınavında da öğrenci ders notları esas alınarak sınav yapılmadan tercihler alınabilir. Hayırlısı olsun diyeyim gene de. İyi çalışmalar.

             Behzat Gümüşay


 

Bayramda tebrik gönderenler

 

Ramazan Bayramı vesilesiyle tebrik gönderen okuyucularımıza teşekkür eder bilvesile biz de bütün okuyucularımızın bayramını tebrik eder sağlık sıhhat ve afiyet üzere nice bayramlara kavuşmanızı Cenab-ı Hakk’tan niyaz ederiz. F.A.