Anlat Derdini Feridun Ağabeye

Anlat Derdini Feridun Ağabey'e

Milletvekillerimize sesleniyorum! Kadastro çalışmaları hukuku bizlerin taşınmaz arazileri (bağ, bahçe) üzerindeki mülkiyet hakkımızı da katletmiştir. 3 tapu belgesi olan arazimiz 38 sene, yani 1993 senesine kadar ailemce işletilmekteydi. Kadastro çalışmalarından sonra verdiğim tüm hukuki süreçler kaybedilerek orman teşkilatına arazi olarak geçti. Hepsi haksızca alınmış kararlardı. Bilahare bir kişi tarafından arazi işgal edilmiş 27 senedir de bu kişiye ilgili orman teşkilatının müdahalesi hiç olmamıştır.
Takriben 5 sene evvel araziye gittiğimde başta cevizler olmak üzere birçok ağacın kesilmiş olduğunu kahrolarak müşahede ettim ve yine ilgili Orman Müdürlüğünün konuya bigâne (ilgisiz) kalmış olduğunu açıkça öğrenmiş oldum.
Yine bugünlerde aldığım duyumlara göre Bölge Müdürlüğünün bu kişiye bu araziyi (bağ, bahçe) 49 yıllığına kiraya vermiş olduğudur.
Devlet bana tapu belgesini niçin verdi? Burada Anayasanın 35. Maddesine aykırı bir uygulama yok mu? Bu haksızlığa dur demek için Anayasanın 87. ve 88. Maddelerine dayanarak kanun teklifinin TBMM’ye verilmesi gerekmez mi? Teklifi Kadastro Kanununun 45. Maddesinin değiştirilerek eski hükmüne rücu edilmesi ve eski tapu belgesi olanlara kadastro ekibinin tespitleri doğrultusunda yeni bir tapu belgesinin verilmesi dürüst ve vicdanlı olmanın bir gereği değil midir?
74 yaşında kalp hastası olan bir kişi olarak bu haksızlığa dayanamıyorum artık. Kimlik numaram ve iletişim bilgilerim sizdedir. Saygılarımla...
          Necdet Akın-Çengelköy/İstanbul
 
 
“Benim bir fikrim var”
 
“Sevgili Feridun Ağabey, benim şöyle bir fikrim var. Yayınlarsanız sevinirim. Ramazan boyunca ve virüs salgınında devletimiz halka çok yardım etti. Benim teklifim de şöyle: Gerek Almanya’da gerekse Türkiye’de hâli vakti yerinde olanlar 3 B (Üç Beyaz) kampanyası başlatmalı. Üç beyaz a) çamaşır makinesi, b) buzdolabı, c) televizyon. Türkiye’deki komşularımıza bakalım hangisinin '3 Beyaz'dan birisi yoksa satın alıp o komşuya hediye edelim. Alan çok memnun olacak, veren yardım etmenin zevkini yaşayacak. Ayrıca ekonomimize de bu iş çok olumlu yansıyacak. Saygılar sunarım...”
           Ali Hüryaşar-Giessen/Almanya
 
 
“On yıl bu stresi yaşayacağıma, altı ay asker olur gelirim!..”
 
Polislerin askere gitmesiyle yaşadıkları mağduriyet sebebiyle vatandaşın da taleplerini dikkate alan AK Parti ve MHP 21.6.1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanununun ilgili maddesinde 5.2.2011 tarih ve 6109 sayılı kanunla değişiklik yapmıştı. "Emniyet Teşkilatında on yıllık hizmet süresini, memuriyetten sayılmayacak hâller hariç olmak üzere tamamlayanlar, askerliklerine karar alınmasını müteakip askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılır" maddesiyle polisleri askerlik yapmaktan muaf tuttular. Ancak, değişiklik yapıldığı dönemde bir vatandaş 15 ay askerlik yapmakla mükellef iken polisin askerlikten muaf tutulma süresi 10 yıl ile kararlaştırıldı. Zamanında polis mesleğinde olanları mutlu eden bu durum ne yazık ki şimdi onlar için bitmeyen stres hâlini almaya başladı. Zaten her an silahlı eğitimle, vatan millet güvenliğini geceli gündüzlü yaşayan bu meslek grupları bugün 6 aya indirilmiş askerlik süreci karşısında haksız bir durum yaşadıklarını dile getirmekte.
"10 yıl bu stresi yaşayacağıma 6 ay askerlik yapar, gelirim" düşüncesi içerisinde olanların sayısı giderek artmaktadır. Zira kanunda yapılan değişiklikte "10 yıllık süre, ilgili eğitim ve öğretim kurumlarından mezun olarak fiilen göreve başlanılan tarihte başlayacak. 10 yıllık süreyi tamamlamadan herhangi bir nedenle Emniyet Hizmetleri Sınıfından ayrılan, başka kuruma nakledilen veya bu süre içinde meslekten ilişiği kesilen personel, bu düzenleme hükümlerine göre askerlik hizmetini yerine getirecek" denilmektedir.
İşte bu durum karşısında her vatandaşın 6 ay yaparak kurtulduğu askerlik hizmetinden 10 yıl boyunca kurtulamayan polis haksız bir yaptırım altında tutulduğunu düşünmektedir.
Adaletli düşünüldüğünde, madem askerlik herkes için 6 aya indirildi o hâlde polisin askerlikten muaf kalma süresinin de ya kökten kaldırılması ya da meslekte kalma süresinin birkaç yıl ile sınırlandırılması durumuna geçilmelidir. Saygılarımızla...
         Erol Kara