Anlat Derdini Feridun Ağabeye

Anlat Derdini Feridun Ağabey'e

Motorlu kuryelerin hayatımızdaki yeri korona öncesi de vardı ama korona sonrası vazgeçilmezlerden oldu. Ancak hem motorlu kuryelerden şikâyetler aldı başını gidiyor hem de motorlu kuryelerin dert ve sıkıntıları var… Kimi ürünün geç geldiğinden, kimi yanlış geldiğinden; kimi motorlu kuryenin tutum ve davranışlarından, kimi avanta ve bahşiş isteme gibi durumlarından dert yanıyor. İşverenler de, motorlu kuryelerin bir kısmının görevini layıkıyla yerine getirmediğinden bir kısmı müşteri kaybettirdiğinden, bir kısmı işi aksattığından savsakladığından vb. dert yanıyor. Trafikteki sürücülere sorulduğunda onlar da motorlu kuryelerin trafik akışını olumsuz etkilediklerini, yayalar da motorlu kuryeler sebebiyle artık kaldırımda yürümekte sıkıntı yaşadıklarını dile getiriyorlar...
Ama öte yandan motorlu kuryeler de oldukça dertli. Bunun bilinmesini istiyorlar. “Biz aramızdaki üç beş yanlış kimseyi elbette kabul etmiyoruz ama hepimiz ekmeğimizin peşinde olan insanlarız" diyorlar. On senedir yirmi senedir bu mesleği yapanlar var. Ortak dertleri ise şu: İş yeri ve müşteri arasında baskıya maruz kalmak... İş yerleri müşteri oluşturmak adına müşterine çabuk getirme sözü veriyorlar. Bizi birkaç yere birden ve de belirli sürede gitmeye mecbur bırakıyorlar. On-on beş dakikada pişecek bir pide veya pizza için 25-30 dakikada teslim sözü veriyorlar. Biz geri kalan 15 dakikada o adrese yetiştiremezsek ücretimizden kesiyorlar. Bize tek yol kalıyor nereden gidersen git o adrese ulaş… Trafikte dikiz aynası kullanma alışkanlığı olmayan sürücüler de ikinci derdimiz. Motorlu kuryeleri adam yerine koymayan kaprisli sürücüler var. Birçok arkadaşımız bu dikkatsizlik sebebiyle can verdi. "Biz de insanca mesleğimizi yerine getirmek istiyoruz. İş yerinin müşteri kapma telaşına bizi kurban etmesini istemiyoruz” diyorlar. (F.A.)
 
 
Cezaevinden bir gencin yardım arzusu
 
“Selamünaleyküm Feridun Ağabey, ben beş yıldır cezaevinde yatmaktayım. Daha da beş yılım var. Ağabey ziyaretime gelen gidenim olmadığından bazı ihtiyaçlarımı size zahmet gazete aracılığıyla hayırsever okuyucularınıza duyurur musunuz? Ramazan ayında bir garip genci sevindirirsiniz. Şimdiden teşekkür ederim. Hayırlı ramazanlar dilerim...
XL ebatlarında eşofman takımı, tişört, kazak, hırka, ceket, mont, gömlek, alt eşofman; 43 numara spor ayakkabı ve bot; 33-34 beden pantolon. Dinî kitaplar, romanlar da olursa okumak için iyi olur…
             Burak Topçu-Kırklareli E Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüğü
 
 
Babamın fizik tedaviye ihtiyacı var; ama...
 
Feridun Ağabey, bir yıldır devlet hastanelerinde doğru düzgün hizmet alamıyoruz. Bir yıldır babamın ayağında çok ağrısı var. Artık baston ile yürümek zorunda kalmaya başladı. Bel fıtığı var. Bu sebeple topallaya topallaya yürümeye çalışıyor. Ama gittiğimiz devlet hastaneleri “korona var” diyerek acil durum görmediğinden bakmıyorlar. Oysa babamın fizik tedaviye ihtiyacı var. Bu konuda sesimizi duyurur musunuz?
       "İsimsiz"
 
 
Bu zamanda bu diziler nereden çıktı?
 
Pandemi öncesi insan sağlığı için ne kadar doktor tavsiyesi varsa neredeyse hepsi bir bir demode oldu. Şimdi hayatı eve sığdırmaya çalışıyoruz. Beri yandan eve tıkılıp kalanlara sunulan dizilerde kan, gözyaşı; şiddet, aldatma, megaloman tiplerin mafyacılık oyunları sunuluyor. “Yedi yaşından büyükleredir ve şiddet içerir” demek ne demektir? Derken şimdi bir de “gerçek hayattan alınmış” diye reklam edilerek sunulan psikoloji içerikli diziler başladı… Öyle ki ileri derecede hastalıklı ruhların hayatları korkunç derecede abartılarak anlatılmaya başlandı… Ne oluyoruz Ağabey? Bu zamanda bu diziler nereden çıktı? İnsanca bir film, insanca bir dizi izleyemeyecek miyiz? Sokağa çıkma hasta olursun; evde kal... Sonra da hastalıklı ruhların hastalıklı tiplerin sağlıklı insanın bile sinir sistemini altüst edecek programları izlemeye zorlan. Pandemi sebebiyle evine kapanmak zorunda kalmış, hastalık geçirmiş sıkıntı çeken insanlara moral verecek, sevindirecek, içini rahatlatacak bir nebze dertlerini unutturacak ekran programlarınız yok mu?
         Yavuz Selim Çelik