Meryem Aybike Sinan

“Şol gökleri kaldıranın
Donatarak dolduranın
Ol! Deyince olduranın
Doksan dokuz adı ile”
Sizlere merhum şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun “Besmele” adlı şiiriyle merhaba diyorum. Türkiye gazetesi, çocukluk ve gençlik  yıllarımdan beri ruh iklimimi ve hayata dair tasavvurumu derinden etkilemiştir. Böyle bir gazetenin çatısı altında yazmaya başlarken siz değerli okurlarıma dünden bugüne gelen yürekten bir merhaba ile “hoş bulduk” diyorum. Zira “önce selam, sonra kelam” diyen ünlü mütefekkirimiz Fethi Gemuhluoğlu’nun “kutsal emanet merhaba’dır!" sözünün takipçisiyiz.
Gül ve gönül medeniyetinin tefekkürümüzü ilmek ilmek dokuyan hikmetli cümlelerini önce Türkiye gazetesi fısıldadı kulağımıza. Ustaya saygıyı, vefayı ve hürmeti de. Onların irfan denizinden feyz aldık, Türk-İslam kültür ve medeniyetine, tarihimize ve edebiyatımıza dair ne varsa onların heybesinden gönül hanemize damladı yıllarca.
Ahmet Kabaklı’nın edebiyat sohbetleriydi bizi irfan denizinin kıyısında dolaştıran. Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebimiz Dilaver Cebeci ile her seher vakti düşerdik yollara. Gürbüz Azak ile tebessümün kır bahçelerinde gezerdik. Seyyid Ahmet Arvasi ile Türk-İslam kimliği arasında sağlam bir köprü kurduk ve bağlandık birbirimize sımsıkı. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun şiirlerinde destan destan tarihe koşarken boynu bükük Türkistan coğrafyasına gönül bağıyla bağlandık hiç kopmayası...
Yayın hayatına başladığından beri bu gazetede her zaman Büyük Türk Milletinin kendisi vardı, Türkiye vardı. Yavuz Bülent Bakiler’in “Türkiye’m, hasretim, kınalı türküm” diyen sesi dolanıyordu sayfalarının arasında.
Çatallı yol ağzında şaşırıp kaldım derviş
Söyle hangi patika gül dağına gidermiş!”
Diye soran merhum Olcay Yazıcı’yı unutmak mümkün mü? Çok arzuladığı gül dağına doğru yola çıkan Olcay Ağabey de bu çatı altında uzun yıllar çalışan çok değerli bir isimdi.
Bu gazetenin çatısı altından kimler gelip geçmedi ki? Sayarak bitiremeyiz.
Bu gazetede biz vardık, hepimizin hikâyesi vardı.
İlk öykülerimizin yayınlandığı bir kültür bahçesiydi Türkiye Çocuk dergisi ve Türkiye Magazin… Yazarlık hayatına adım atmamı borçlu olduğum değerli ustalar Sadettin Kaplan, Hanefi Söztutan ve Mehmet Nuri Yardım vardı isimlerini hatırımdan hiç çıkarmayacağım…
Bu gazetede usul vardır, edep, erkân fazilet ve vefa vardır.
Çocukluk ve gençlik yıllarımda Enver Abimizi takip ederken hoşgörünün kanatlarına tutunur, gerginlikleri sağduyuya çeviren, kemal ve cemal sahibi bir insan görürdük karşımızda.
Enver Ören, bu ülke medyasında çok ciddi ve unutulmaz işlere imza atmıştır. Türkiye gazetesi, sadece bir gazete değil, aynı zamanda manevi altyapısı olan bir irfan okuludur. Bu ekolün içinden çıkmış isimlere baktığımızda tutarlı, mütevazı, nezaketli, nezahetli, merhametli, vatansever ve hoşgörüyle biçimlenmiş bir tavır ve tarz görürsünüz.
Türkiye gazetesi bir renk ve ahenk gazetesidir.
O gelenek hâlâ devam ediyor.
Ve bugün itibarıyla bu gazetede yazmaya başlamak benim için oldukça heyecan vericidir. Zira biz, bu ekolün her zaman takipçisi olduk.
Bu sütunda gündemimiz, kadına ve kültüre dair her şey olacak. Kadının doğudan yükselişinin ve büyük medeniyetler kurmamızda hep en önde saf tutan kadın yüreğinin izlerini sürecek, kalemimizle kadına dair her şeye uzanmaya çalışacağız.
Sonra “Kültür ve Sanat” diyeceğiz. Kültürümüze, edebiyatımıza, irfanımıza ve medeniyetimize dair görüşlerimiz, yorumlarımız ve sözümüz olacak.
Gazete sütunlarını bana açan Sevgili Yayın Yönetmenimiz İsmail Kapan Beyefendiye şükranlarımı sunuyorum. İyi ki geldin dercesine yakın ilgisini esirgemeyen Yazı İşleri Müdürümüz Sadık Söztutan’a en kalbi teşekkürler.
 2018 yılı ülkemize huzur ve mutluluk getirsin inşallah.